1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Salgın Günlerinde Diyanet-3
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Salgın Günlerinde Diyanet-3

A+A-

Kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın temel görevleri arasına din ile bilimi barıştırmak, daha doğru bir ifade ile “ilim ile bilimi barıştırmak” alınmalıdır. “Eğitim seviyesi arttıkça dinden değil hurafeden uzaklaşılıyor… … Eğitim seviyesi yüksek insanlar dinden değil, manayı anlamak ve anlatmak yerine şekiller ile hurafeyi dayatanlardan uzaklaşıyorlar”… …  Diyanet, müslümanların sorgulamaya başladığı konularda gereken açıklama ve cevapları sunmalı meydanı sözde hocalara bırakmamalıdır…. Diyanet, İslam dininde şekilden manaya geçişi sağlamak ve dinin özünü esasını anlatmak için ayağa kalkmadığı sürece İslam ülkeleri kalkınamayacaktır… demiştik. Bir de DİB, Diyanet kurullarına bilim insanları almayı düşünmelidir demiştik…
*
Bu tür işler ne kadar kolay görünüyorsa o kadar zordur aslında. Ama bir yerden de başlamak gerekir; Diyanet, müslümanlar arasında en çok tartışma ve hatta bazı dönemlerde kavga konusu olan anlaşmazlık sebeplerini ortadan kaldırmayı öncelikli görevleri arasına almalıdır. Küçük sözcükler büyük manalar taşır. Örneğin, müslümanların üzerinde anlaşamadığı hatta anlamadığı kelimelerin başında yaşam ve ölüm ekseninde dünya, insan, doğa, adalet, kader, ahiret gelir. Yanlış anlama ve çelişkilere sebep olan diğer kelime ve kavramları da tespit edip, üzerinde çalışarak bunların anlam ve manalarını açıkça anlatmalıdır DİB…
*
DİB öncelikle “ilim ile bilim” kavramlarını tanımlayarak başlayabilir işe zira bu iki söz arasındaki farkı ve ilintiyi öğrenmek, bilimin, dine karşı veya rakip olmadığının anlaşılması açısıdan çok önemlidir. Bu anlaşıldıktan sonra işle kolaylaşacaktır.

*
Ancak dikkat edilmesi gereken bir konu daha vardır, bu tanımlama ve anlama çalışmasını bilgi yerine malumat ile yaparsanız, hakikati değil işinize geleni anlama hatasına düşersiniz. Dikkat, “malümat ile bilgi” kavramlarını da tanımlamak ve arasındaki farkı ve ilintiyi öğrenmek daha da önemlidir. Ve tabiki seçilecek yöntem de öyle; ilimsel yöntem mi bilimsel yöntem mi kullanılacaktır bu anlama, açıklama, anlatma çalışmasında?

*

Peki bu çalışmayı kimler ile yapacak Diyanet İşleri Başkanlığı? Verilen eğitim gereği bulüğ çağında düşünmeyi bırakarak, sorgulamadan kanan çocuklar ile mi yoksa düşünmeye devam edip, sorgulayarak öğrenmeye ve anlamaya çalışan çocuklar ile mi? O çocuklar şimdi büyüdü, ya hoca müftü oldu ya da bilim insanı… Hangisi?

*

Bir ipucu vereyim izninizle; ilahiyat fakültesinden başarı ile mezun olan gençleri, bilimin, örneğin sosyoloji, matematik, coğrafya, mühendislik, kimya, biyoloji, psikoloji, tıp, meteoroloji, ziraat, mimari, astronomi, sanat, finans, tarih, ekonomi, istatistik, arkeoloji, hukuk vb dallarında iki yıllık yoğunlaştırılmış veya özet veya hızlandırılmış bir eğitim almaya veya yüksek lisans yapmaya teşvik ediniz. Aynı şekilde bu fakültelerden başarı ile mezun olmuş gençleri de ilahiyat fakültelerinde iki yıllık yoğunlaştırılmış veya özet veya hızlandırılmış bir eğitim almaya teşvik ediniz… Ve bu, hem ilim hem de bilim dallarında çoklu disiplin eğitimi alarak çifte mezun olmuş gençlerden komisyon(lar) kurunuz… O komisyon ile ne yapacağınız kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Ama lütfen Peygamber (SAV) Efendimize itiraz eden müşrikler gibi “biz atalarımızdan böyle gördük” veya “eski köye yeni adet getirme” türü ayrık otu konuşmaları temizlediğinizden emin olunuz. Zira bilim insanları, sözlerini kabul etmeyen kişileri kabir azabı veya cehennem ateşi ile korkutma gibi beceriye sahip değildir. Devam edeceğiz inşallah. Selam ve dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.