1. YAZARLAR

  2. Osman Nevres Yılmazlar

  3. Salgının Çözümü
Osman Nevres Yılmazlar

Osman Nevres Yılmazlar

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Salgının Çözümü

A+A-

Salgın, iklim krizi ve yenilenebilir enerji konularında; Türkiye Çevre Platformu Koordinatörü Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar’ın platform toplantılarında yaptığı sunumların notlarını paylaşacağım.

Yenilenebilir enerjinin ortaya çıkışı nasıl oldu?

“Yenilenebilir enerjinin ortaya çıkışı dünyanın ilk oluşumuyla başlar. Dünya var olduğundan bu yana güneşin ısısı da vardı. Bu ısı her yere ulaşabiliyor ve ulaştığı her yerde de kaynak olarak kullanılabiliyor. Rüzgar enerjisi de aynı şekilde kaynağı doğamız olup, havanın yer değiştirmesiyle ortaya çıkan kinetik enerjidir. Bu kaynaklara sahip olmak için kimseyle kavga etmenize, savaşmanıza falan gerek yok. Çünkü bu iki enerji kaynağı da her yere eşit şekilde ulaşıyor. Ve ulaştığı her yerde insanları özgürleştiriyor. İkisi de insanların emrine amade kaynaklar.”

Güneş ve rüzgar enerjisi teknolojileri ne zaman gelişti?

“Rüzgar ve güneşten enerji üretimiyle ilgili teknolojiler 1980’li yıllardan itibaren gelişmeye başladı. O tarihe kadar kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil kaynaklar yoğun şekilde kullanılıyordu. 1970 yılında petrol savaşları ve daha sonra nükleer kazalar yaşandı. 1950’li yıllarda fosil yakıtların neden olduğu hava kirliliğinden dolayı Londra’da 10 bin kişi hayatını kaybetti.”

Yenilenebilir enerjide gelinen aşama nedir?

 “Tüm bu trajik olaylar sonrasında tüm dünya çözüm arayışına girdi. Uzun vadeli geleceği planlama ve bu kapsamda daha az enerji tüketmek ve geri kalan enerjiyi de tümüyle yüzde 100 yenilenebilir enerjiden sağlamak için perspektifler oluşturuldu. Bu kapsamda Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa Yeşil Planı kabul edildi. Bu plan 2050 yılına kadar Avrupa’nın tümüyle “karbon nötr” hale gelmesini hedefliyor.”

Su potansiyeli enerji için kullanılmalı mıdır?

 “Yenilenebilir kaynaklar 2015 yılından itibaren Birleşmiş Milletler tarafından “en ucuz enerji kaynağı” olarak teyit edildi. O tarihten itibaren bu kaynakları kullanmayanların akılsızlık etmiş olacağı anlaşıldı. Türkiye de bu yönde gelişmeler kaydetti.  Bugün itibariyle Türkiye elektrik ihtiyacının yüzde 15’ini hidroelektrik dışı yenilenebilir kaynaklardan yani güneş, rüzgar ve biyogazdan karşılamaktadır. Hidroelektrik dahil edildiğinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ciddi oranda artıyor. Ancak hidroelektrik santraller (HES) bulundukları bölgede çevre etkisi açısından sorun oluşturuyor. Bu nedenle artık ABD ve dünyada doğaya müdahale olduğu için “hidrolik dışı” kavramı oturmaya başladı. Biz su potansiyelinin sadece içme amaçlı ve tarımda kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü her gün kendisini yenileyen güneşin buharlaştırdığı sular dağlardan tepelerden nehirlere dökülerek bütün insanlığın emrine amade ücretsiz olarak kullanılabiliyor. Bizim bu kaynağı kirletmemiz doğru değil. Su sınırlı ve yaşam için en kritik kaynak durumunda. Eğer buna dikkat etmezsek salgın hastalıklardan kurtulamayız.”

Salgına ve iklim değişikliğine karşı çözüm nedir?

 “Dünya genelinde halen fosil yakıt kullanımından vazgeçilmediği için her yıl 7 milyon insan hava kirliliğinden ölüyor. Avrupa Yeşil Planı bütün Avrupa için “karbonsuzlaştırmadan” söz ediyor. Bunun da ana kolaylaştırıcısı rüzgar ve güneş enerjisiyle hidrojenden elde edilen jet yakıtlarıdır.”

Salgına ve iklim değişikliğine karşı tek çözüm tümüyle yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçiştir. Bu da dünyanın ve Avrupa’nın normali haline geliyor. Şu anda geçişin sancıları yaşanıyor.

Bir sonraki yazımızda yenilenebilir enerjide yeşil planı paylaşacağız. Hoşça kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.