1. YAZARLAR

  2. Serkan Karataş

  3. Sanal mı Gerçeklik?
Serkan Karataş

Serkan Karataş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sanal mı Gerçeklik?

A+A-

Simülasyon bazen gerçeğin ötesindedir. Yani izlediğiniz bir film, kurgu da olsa sunduğu dünya, sizin olmak ya da yaşamak istediğiniz dünyanın ta kendisidir. Hal böyleyken kendi gerçeğinizden çıkar, o kurgu dünyanın insanı olursunuz. Sanal gerçeklik kavramı artık hepimizin hayatına öyle ya da böyle girdi. Peki, bunun temelinde ne vardı? Tarihsel süreçte uzun uzadıya bir gezinti yapmaktansa doğrudan sosyal medyanın etki alanından bahsetmek yerinde olacaktı. Kullanıcılarının büyük çoğunluğunun, sosyal medya platformları vasıtasıyla fikirlerini özgürce ifade edebildiklerini düşünmeleridir aslında sanal gerçekliğin ilk adımı...  Ve sanal ortamda yaratılan başta masum gibi görünen bu yanılgı, sosyal medyanın beslendiği en büyük kaynak haline gelmiştir. Nasıl mı? Esnek ya da sıkı organize olmuş gruplar, modern insanı kendi yalnızlığından çıkarmış ve ona değer atfetmiştir. Bu kimi zaman yaptıkları bir yorumla ya da bazen paylaştıkları bir fotoğrafla kendini göstermiş ve bireysel çıkarların toplamı, ‘büyük kitle gücü’ gibi kendini tezahür ettirmiştir. 

***

Fark edilme ve aidiyet düşüncesi de sosyal medya kullanımının en büyük itici gücü halindedir. Kendini ifade edebileceğini düşündüğü sanal bir profile sahip olmak kişi için çok değerlidir. Bu sanal platformda söz sahibi olmak, günümüz insanının hayata bakışını ve ifade biçimlerini tamamen değiştirmiştir. Tüketim toplumunun bir yansıması olan yalnızlaşma duygusu, aidiyet duygusunu yaşamayı ve yüz yüze iletişim eksikliğini gidermeyi, sanal bir mecra olan sosyal medya yoluyla sağlamayı adeta dayatmaktadır. Bu dayatmanın henüz farkında olmayan insanlar özel hayatlarını sosyal medyada paylaşmaya devam etmekte ve aynen yazının başında bahsettiğimiz ‘kendilerine özel bir sinema filminin’, toplum tarafından kabul edilebilir bir hal almasını ‘izlemektedirler.’

***

Bu izlemenin ve izlenmenin sayısı arttıkça, filmin devamı çekilmektedir. İşte tam da bahsettiğimiz sanal olan, gerçeğin yerini bu şekilde almaktadır. Duyguların tamamen evrildiği bu yenidünyada, gerçeklerin hafifsendiği ve adeta reddedildiği bu ortamda esas özgün ve kendilerine aitliğin dışında, kimliksiz kişilikleri oluşturmakta olan sosyal medya ve bunun kullanımına yönelik en büyük eleştiri işte tam da bu noktada dile gelmektedir. Hayatın bu yeni yüzü, bir kitabın sayfalarından okunmaktan ziyade, fotoğraflanıp arşivlenmekte ve bir daha asla o arşive geri dönülmemektedir. Ne diyelim… Gerçekliğimizi kaybettiğimiz her şeyin hatırlatıcısı tek ölüm kaldı geriye... O anımızı paylaşamasak da...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.