1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Sarfanpoli’den Safranbolu’ya-1
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sarfanpoli’den Safranbolu’ya-1

A+A-

Dünkü gezi yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Günün her anını en verimli şekilde değerlendirip dağarcığımızı coğrafya kültürüyle doldurma zamanı gelmişti. Şehir turuyla birlikte rotamızı Karabük’le kapı komşu Safranbolu’ya çevirdik. İlk olarak, 17 yıl Konya’da görev yaptıktan sonra memleketine dönen ve rehberlik etmek üzere bizi bekleyen emekli öğretmen Ramazan Uzuntarla ile buluştuk. Öğrenmeye, dünyanın ‘evleriyle bildiği’ Safranbolu’nun ismiyle başladık. Tabiatın nazlı bitkisi safranın ender yetiştiği bu coğrafya, Romalılardan da ‘şehir’ anlamındaki ‘poli’yi almış, Safranpoli zamanla Safranbolu olup çıkmış. Tevekkeli değil Bolu, Tirebolu, Gelibolu, Hayrabolu gibi isimlerin yaygın oluşu. Kendine has karakteristik özellikleri olan ve UNESCO’nun da listesinde bulunan Safranbolu’da önce Tokatlı Kanyonu’na gidiyoruz. Gözümüze ilk takılan, son zamanlarda sosyal platformlarda sıkça karşılaştığımız Ters Ev oluyor. Etrafı ulu kayalarla ve sık ağaçlarla örülü, ortasından Tokatlı Deresi akan kanyon ürpertiyle beraber bambaşka duyguları da beraberinde getiriyor, dünyamıza yeni hülyalar kazandırıyordu. Yerden 80 metre yükseklikte yapılan kristal terasın üzerine geldiğinizde, bastığınız yeri ilk anda fark etmediğiniz takdirde, boşlukta yürüyormuş yahut düşecekmiş gibi bir hisse kapılmak mümkün. Rüzgârın da etkisiyle arada bir oluşan hafif sarsıntı coşkuyla korkuyu harmanlamaya yetiyor. Biz kanyonu yukarıdan izlemekle yetindik ancak aşağıdaki yürüyüş parkurunun heyecan verici olduğunu kestirmek hiç de zor değil. Sıkı durun; Sadrazam İzzet Mehmet Paşa daha o yıllarda İncekaya Su Kemerini kanyona adeta nakşettirmiş.

6-safranbolu-tokatli-kanyonu-seyir-terasi.jpg

***

İlginç fikirlere sahip bir girişimcinin inşa ettirdiği ters evde bütün ev gereçleri de yukarıdan sarkıyor. Sizi verandanın zemininde asılı bir araba ve eşiği yukarıda bir kapı karşılıyor! Mutfak masasından yatak odasına, koltuk takımından ütü masasına kadar her şey havada ve siz bu ters evin içinde arada bir oluşan sarsıntıyla düşme, devrilme korku ve heyecanına kapılıyorsunuz. Kanyonla birbirini tamamlayan bir çalışma olarak değerlendirilebilir.

Artık şehir vakti… Bir noktaya kadar otobüsle vardıktan sonra yürüyerek Hıdırlık Tepesine çıkıyoruz. Şehre hâkim, bütün görseli sunan bir yer. Sizi Şeyh-ül Etıbba’nın Türbesi karşılıyor, bir Fatiha ikram ediyorsunuz. Bembeyaz duvarların ortasında nakış gibi işlenmiş kahverengi pencereler, birbiriyle uyumlu çatılar… Mimari dokuda göze batan bir çarpıklık yok. Necmettin Erbakan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Ahmet Çaycı, “İyi bari burayı koruyabilmişiz” diyor hayıflanarak. Yazma Eserler Bölge Müdürü Bekir Şahin, bin yıllık eser zarafetinde izliyor şehri. Kazasker Hüseyin Efendi’nin 1645’de yaptırdığı Cinci Han Kervansarayı ve Kale Tepesindeki Kent Tarihi Müzesi şehrin geçmişten geleceğe yolculuğuna ışık tutuyor.

***

Esnaf ve Zanaatkârlar Çarşısı’nda Eczanecilik ve Lokumculuk Müzeleri görülmeye değer. Yok olmakla karşı karşıya olan yemenicilik, demircilik, kunduracılık, semercilik, kalaycılık, bakırcılık zanaatları da burada sergileniyor. Baharatçılar da çarşıya renk kazandırıyor.

İzzet Mehmet Paşa’nın 1796’da inşa ettirdiği Camide huzura duracak, avlusunda asırlık çınarların arasında gölgelenirken güneş saatinin detaylarına dalacaksınız. Avlu kapısından dışarı çıkınca el sanatları çarşısının büyüsüne kapılıp gözünüzü dükkânlardan alamıyorsunuz. Tam da bu sırada İbrahim Günay çekiştiriyor, ‘Askıcıyı takip edelim, çay var’ diyerek. Dar sokaklardan yukarı doğru tırmanıp sola sapınca tanıdık bir lezzetin kokusuyla doluyor ciğerlerimiz. Köşesinde genç bir hanımefendinin çeşit çeşit lokum ikram ettiği sokakta taze çaylar, yokuşların yüklediği yorgunluğu silip atıyor adeta. Ramazan öğretmen ‘Resim atölyesine gitmek ister misiniz?’ deyince daha başka heyecanlara yürüdüğümüzün farkında değildik.

Yarın devam edeceğiz…

5-safranbolu-ters-ev.jpg

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.