1. YAZARLAR

  2. Bekir Köksal

  3. Satürn’ün Halkaları
Bekir Köksal

Bekir Köksal

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Satürn’ün Halkaları

A+A-

Son günlerde teknolojik olarak takip ettiğimiz hemen hemen her mecrada Satürn gezegeninin halkalarının yok olacağı yönünde haberler ve gelişmeler var. Bizde bu haftaki köşemizde nedir bu durum detaylarını incelemeye çalıştık. Gezegenleri düşündüğümüzde en akılda kalıcı olanı hangisidir desem pek çoğumuz Satürn deriz herhalde. Okulda resim derslerinde çizimi en zevkli gezegendir. Geçen hafta yayımlanan bir analize göre halkalar kayboluyor. Hem de hızla! Merak etmeyin sizin çocuklarınız ya da torunlarınız da resim derslerinde halka çizmeye devam edebilecek. Ama birkaç yüz milyon yıl kadar sonra Satürn de diğer gezegenlere benzeyecek. Halkasız kalacak. Peki neden bu halkalar kayboluyor?

Satürn çıplak gözle görülebilen 5 gezegenden biri. 1610 yılında Galileo kendi yaptığı teleskopuyla halkaları görememişti ama iki yanında kulak benzeri bir yapılanma olduğunu keşfetmişti O günden beri 300 yılı aşkın bir süredir Satürn’ün halkalarını çok daha detaylıca inceliyoruz. Sadece teleskopla değil. Bugüne kadar 4 uzay aracı gönderildi. Pioneer 11, 1979’da Satürn’ün 21 bin km yakınından geçti. Daha sonra Voyager 1 ve Voyager 2 uzay araçları da gezegenin oldukça yakınından geçerek gözlemlerde bulundular. Ama bir uzay aracı var ki o araçla tanında getirdiği Huygens uzay aracını Satürn’ün uydularından Titan’a paraşütle indirdi. Cassini 13 yıl boyunca Satürn’ün etrafında döndü. Gezegenin yapısı ve uydularını araştırdı. Onun halkalarının içinden tam 22 kez geçti. Oluşumları hakkında en detaylı bilgileri bize gönderdi.

***

Güneş sisteminin ikinci büyük gezegeni olan Satürn’ün çapı Dünya’nın 10 katı. Ama bu büyüklüğüne bakıp da aldanmamak lazım. Güneş sisteminin en hafif gezegeni. Çoğunluğu hidrojen ve helyum gazlarından oluştuğu için yoğunluğu çok düşük. O kadar ki sudan bile az. Eğer Satürn’ü devasa bir okyanusa indirebilseydik yüzdüğünü görürdük. Öte yandan biz Satürn’e inmek isteseydik inemezdik, çünkü gezegende inilebilecek bir yüzey yok. Çoğunlukla gazlar, sıvılar ve amonyak kristallerinden oluşan bir yapısı var. Bunlar gezegen yüzeyinde güneş sisteminin en büyük ve güçlü fırtınalarına dönüşüyorlar. Kuzey Kutbu civarında yer alan altıgen şeklinde bu fırtına Dünya’nın iki katı büyüklüğünde. Araştırmaya göre halkalar gezegenin üstüne yağmur gibi yağıyor. Daha doğrusu dolu gibi. Halkaların buz parçalarından ya da buzla kaplı kayalardan oluştuğunu söylemiştim ya. Güneşten gelen ultraviyole ışınlar ve küçük meteorların çarpışması sonucu oluşan plazma bulutları halkaları oluşturan buz tozlarıyla buluşunca bir anlamda şimşekler çakıyor. Satürn’ün manyetik alanına bağlı olan bu minik buz tozları da yerçekiminin etkisiyle gezegene yağmaya başlıyor. Bu yağmur sırasında Satürn’ün üst atmosferine infrared teleskopla bakınca iyonların parladığı gözlemlenmiş. Üst tarafta parlamanın daha az olduğunu görüyorsunuz. Burada yağmur daha şiddetli anlamına geliyor. Her saniye 432 – 2 bin 870 kg civarında bir yağış kaydediliyor. Yani her yarım saatte bir olimpik havuzu dolduracak kadar çok. Bu yağmurun sürekli olarak yağdığını düşünecek olursak, hızı değişmezse Satürn’ün292 milyon yıl sonra halkaları tamamen yok olacak.

***

Bu bulgulara göre halkaların oluşumuyla ilgili başta söylediğim teorilerden ilki zayıflamış oluyor. Bunlar sandığımızdan çok daha genç. Büyük bir ihtimalle 100 milyon yıl kadar önce oluşmuş. Yani Dünya’da dinozorlar yaşarken Satürn’e baktıklarında muhtemelen daha halkaları oluşmamıştı. Bu bakış açısıyla kendimizi çok şanslı hissedebiliriz. Satürn’ün milyarlarca yıllık ömrünü düşündüğümüzde çoğunlukla halkasız bir gezegen. Sadece bir kaç yüz milyon yıl boyunca halkası var olmuş olacak ve biz o halkaların tüm ihtişamıyla parladığı bir dönemde yaşıyoruz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar