1. YAZARLAR

  2. Sami Sertçakar

  3. Seçim-Sonuç İlişkisi
Sami Sertçakar

Sami Sertçakar

Yazarın Tüm Yazıları >

Seçim-Sonuç İlişkisi

A+A-

Yana döne bir sorunun cevabını arıyorum. Bir bilen, ya da tahmini olan varsa lütfen yanıtlasın.

Atiker Konyaspor’da sezonun ikinci yarısı için lisans çıkarılmayan Lebogang Manyama’nın suçu neydi? Gerçekten merak ettiğim bir soru bu, çünkü bana göre konu içinden çıkılır gibi değil.

Manyama’yı tanıyalım;

27 yaşındaki Güney Afrikalı futbolcu, istikrarlı bir kariyere ve uyumlu bir kişiliğe sahip. İki kanatta da oynayabilen Manyama, aynı zamanda orta sahanın göbeğinde de oynayabilmekte. Tıpkı Ömer Ali Şahiner gibi yüreğiyle oynayan, sahada varını yoğunu ortaya koyan savaşçı ruhlu bir takım oyuncusu.

Hiç asıl mevkiinde oynama şansı tanınmadı kendisine. Arka arkaya 2 maçta ilk 11 de yer verilmedi. Kısacası takıma uyum sağlaması ve bir parçası olması için fırsat sunulmadı.

Buna rağmen sonradan dahil olup kısa süre aldığı maçlarda dahi hiç sırıtmadı. Orta sahanın mücadele gücünü arttırarak, ayağında top tutarak, başarılı bir şekilde top dağıtarak bu takıma faydalı olabileceğini gösterdi.

Bu özellikleriyle orta sahada top tutamayan Konyaspor’a fayda sağlamaz mıydı? Elbette sağlardı. İlk 11’de yer verilmeyecek olunsa bile yedek kulübesinde sağlam bir alternatif olarak hazır bulunurdu. Hele ki takım kaptanı Ali Çamdalı’nın üzücü vedası sarsıldığımız bu haftada boşalan orta saha için güçlü bir alternatif olabilirdi.

Yok yere kadro dışı bırakılarak yalnızca Lebogang Manyama’nın kariyerine zarar verilmedi; Atiker Konyaspor takımı da güçlü bir oyuncudan mahrum bırakıldı.

Atiker Konyaspor takımı bu sezon çok şey kaybetti; puan, oyuncu, özgüven, prestij.

Düşünülmeden atılan, elzem olup atılmayan, acil olup geç kalınan adımlar çok şey götürdü takımdan.

Suçlu teknik direktör mü? Kesinlikle hayır.

Ne Mustafa Reşit Akçay, ne de Mehmet Özdilek silah zoruyla gelmediler bu takımın başına. Kura çekimi ile de atanmadılar.

Hiç kimse kendilerini suçlayamaz.

Bu bir seçim – sonuç ilişkisi.

Kaybedilenlerin yanında elde kalanlara bakarsak;

1-) 5’i içerde 6’sı deplasmanda olmak üzere toplam 11 lig maçı; potansiyel 33 puan. Gerçekçi bir gözle, 17-20 puan.

2-) Normal şartlarda ilk 5 takım içerisinde rahatlıkla yer alacak oyuncu kalitesine sahip bir takım.

3-) Verdiği destekle takımına maç kazandıran muhteşem bir taraftar gurubu. Başka bir şehrin takımı olsa çoktan taraftarını da kaybetmişti. Neyse ki Atiker Konyaspor ülkemiz standartlarının çok üzerinde muhteşem bir taraftara sahip.

Önümüzdeki 11 haftalık süreçte, elde kalan bu 3 etken ile büyük bir ligde kalma savaşı verecek Atiker Konyaspor takımı.

İçeride oynanacak maçlar taraftar desteği ile kazanılacaktır. Fakat ne yazık ki içeride kazanılacak 5 maç ligde kalmayı garantilemiyor. Ligde kalma savaşı veren rakip takımlarla oynanacak tam 4 deplasman maçı söz konusu. Haliyle bu karşılaşmaların puan değeri diğer tüm karşılaşmalardan daha kıymetli. Kaybedilecek 3 puan doğrudan ligde kalma savaşı verilen rakibin puan hanesine yazılacağı için hiçbir şekilde kaybedilmemeleri gerekiyor.

Umarız her şey umduğumuzdan çok daha güzel ilerler ve Atiker Konyaspor ligde kalmayı son haftalara girilmeden garantiler.

#KonyasporGeliyorBak

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.