1. YAZARLAR

  2. Ahmet Kubilay Ekiz

  3. Selahaddin Eyyubi Türk müdür? Kürt müdür?
Ahmet Kubilay Ekiz

Ahmet Kubilay Ekiz

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Selahaddin Eyyubi Türk müdür? Kürt müdür?

A+A-

Evet, sevgili okuyucularım bugün bu önemli (!) sorunsalın üzerinde durmayacağız. Biz bu sorunsalı tartışmanın mantığını tartışacağız. Korkarım vaziyet hiç açıcı değil. Müslümanlar, 632 yılında Peygamber efendimize verdikleri sözü unutmuşlar; birbirlerini, kendi tercihleri olmayan, ırklarıyla yargılamaya başlamışlar. Ortadoğu’da son 100 yılda vaziyet hiç olmadığı kadar kötü duruma gitmiş. Birbirlerini ötekileştiren 1000 yıllık kardeşler, emperyalistlerin oyuncağı olmuş. Emperyal amaçlara hizmet edebilmek adına kardeşlerinin zor durumuna göz yummuş durumdalar…
***
Yıl: MS 1187
Kutsal Kudüs İmparatorluğu, Selahaddin Eyyubi tarafından ele geçirilmiştir. Hatta öyle ki haberi duyan III. Papa Urbanus’un haberi aldıktan sonra kalp krizi geçirip öldüğü söylenir.
“Yeni Papa olan Papa VIII. Gregorius bir beyanname yayımlayarak Kudüs'ün Hıristiyanlar tarafından kaybedilişinin Tanrı'nın Avrupa'da yaşayan Hıristiyanların günahlarına karşı bir cezası olduğunu ilan etti. Bütün Batı Avrupa'da Kutsal Ülkelerin tekrar Hıristiyanların eline geçmesi için yeni bir Haçlı seferi yapılması için büyük bir kampanya başlatıldı. İngiliz Kralı II. Henry ve Fransız Kralı II. Philip aralarında olan savaş durumunu kaldırıp barış yaptılar. Her iki krallık da yeni bir Haçlı seferini finanse etmek için halktan Salahaddin öşürü (Saladin tithe) adı verilen özel bir vergi toplamaya başladılar.’’ (1)
Savaş için taraflar şu şekilde şekillenir:
Müslümanlar: Eyyubiler, Anadolu Selçuklu Devleti, Mücahidler, Suriye Selçukluları, Zengiler.
Haçlılar: Kudüs Krallığı, İngiltere Krallığı, Fransa Krallığı, Roma- Cermen Krallığı
Svabya, Blois Avusturya Dükalığı, Montferrat, Tapınak Şövalyeleri, Tötön Şövalyeleri, Rodos Şovalyeleri.
Savaş Müslümanların lehine sonuçlanmış. Kudüs tekrar Müslümanların eline geçmiştir.
Şimdi gelin düşünelim.
12. YY’da gerçekleşmiş bu savaşta; Kürtler, Türkler, Araplar ve diğer Müslüman milletler bir arada durmuş, tek yumruk olup haçlı ittifakını bozguna uğratmışlar. Sen üstünsün, ben üstünüm demeden, Resül-ü Ekrem (SAV) yolundan giderek emaneti müdaafa etmişler.
Bakınız, ne yazık ki bugün söz konusu haçlıların torunları, konu menfaatleri olduğunda aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara koyup bir arada durabiliyorlar öyle değil mi? Bugün, farklı coğrafyalarda, mazlum milyonlarca Müslüman; ABD, Rusya, Avrupa ve bir çok güç tarafından sırf menfaat politikalarından zulüm görmüyor mu? Ancak en büyük zulmü belki de bu şekilde biz kendimize yapıyoruz.
Ne yazık ki biz Selahaddin Eyyubi kimdir? Bu davaya hangi hizmetlerde bulunmuştur? Sorusu yerine hangi ırka mensup olduğunu konuşuyoruz. Belki haçlıların yüzyıllar sonra bize verdikleri en büyük zarar budur.
Vay efendim, Suriye’de insanlar ölüyor, Gazze’de insanlar ölüyor, Sincan’da insanlar ölüyor! Nerede Birleşmiş Milletler? Nerede Avrupa Birliği demek ne kadar mantıklı oturup düşünelim. Katilden merhamet sormaya benziyor. 1.5 Milyar Müslüman, Birleşmiş milletler güvenlik Konseyi’nde temsil edilmiyor orası da ayrı bir çelişki, yani Müslümanların dahil olmadığı bir sistemde Müslüman hakkı aramak... 95 yılında Birleşmiş Milletler’in oluşturduğu güvenlik bölgesine sığınan Boşnaklar, Birleşmiş Milletler askerleri tarafından otobüslerle daha sonra yeryüzündeki en acı verici vakanın yaşanacağı Sırp ordusunun bulunduğu Srebrenitza bölgesine nakledilmemiş miydi? En açık tabiriyle bu, katilden merhamet dilemek değil midir?
***
Sonuç olarak; Selahaddin Eyyubi Kürt müdür? Fatih Sultan Mehmet Türk müdür? Tarık bin Ziyad Arap mıdır? Bunları bir kenara bırakalım. Bakın, İngilizler, Fransızlarla kaç yıl savaşmış? Almanlar, Avrupa’ya neler çektirmiş? Sonuç: Bugün tek yumruklar. Kimse, kimseye tarihiyle yargılamıyor. Konu Hıristiyanların bekası olduğunda ayrıma düşmüyorlar. Biz ise yılların beraberliği, dinimizin öğretileri, ortak kültürümüze saygı duyarak, ırkçılık zehrini içimize sokmamalıyız. Ortadoğu coğrafyası maalesef ne çektiyse kendi iç çekişmelerin, emperyalist güçler tarafından kullanılmasından çekti.
Yapmayın. Bugün, biz birbirimizi ihanetle suçlarken dünyanın her yerinde Müslüman kanı akıyor. Bir dolu Müslüman kanını bir varil petrol için dökebilecek kadar cani bir yapıdan söz ediyorum.
Biz bir olmazsak, yabancı muhabirin mülteci babaya attığı çelmeyi, yarın bize de atarlar.
Biz bugün bir olabilirsek bunları yapamayacaklar. İzin vermeyiz.
Selahaddin Eyyubi’nin, Sultan Kılınçarslan’ın, at sürdüğü topraklarda, torunlarına büyük görevler düşüyor.
Ne diyor Mehmet Akif: Müslümanlık sizi gayet sıkı, gayet sağlam, Bağlamak lazım iken, anlamadım, anlayamam, Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize? Fikr-i kavmiyeti şeytan mı sokan zihninize? Birbirinden müteferrik bu kadar akvamı Aynı milletin altında tutan İslam’ı,
Temelinden yıkacak zelzele, kavmiyettir. Bunu bir lahza unutmak ebedi haybettir …
Arnavutlukla, Araplıkla bu millet [İslam Dini] yürümez… Son siyaset ise Türklük, o siyaset yürümez!
Sizi bir aile efradı yaratmış Yaradan; Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan.
Siz bu davada iken yoksa, iyazen-billah [Allah korusun], Ecnebiler olacak sahibi mülkün nagah [aniden].
Diye dursun atalar: ‘Kal’a içinden alınır.’ Yok ki hiçbir işiten… Millet-i merhume sağır!
Bir değil mahvedilen devlet-i İslamiyye… Girdiler aynı siyasetle bütün makbereye [yıkılmış devletler mezarlığına]
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.
Bırakın eski hükümetleri meydandakiler Yetişir, şöyle bakıp ibret alan varsa eğer,
İşte Fas, işte Tunus, işte Cezayir, gitti! İşte İran’ı da taksim ediyorlar şimdi.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum