Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Şiddet!

A+A-

Tüm insanlığın sorunu şiddet! Şu veya bu cinsin sorun değildir şiddet. Şiddeti cinsiyet ayrımcılığı ile ifade edenler şiddete çözüm bulamaz çünkü şiddeti cinsiyet ayrımına tabi tutanlar, cinsiyet ayrımına karşı duranlar. Bu çelişkiyi anlamayanlar mı şiddete çözüm bulacaklar?

*

Bir yanda kandına değer vermek isteyenler diğer yanda erkeği aşağılamaya çalışanlar. Birisinin değerlenmesi diğerinin değersizleşmesi ile olacaksa olmaz öyle değerlenme diyen yok. Olacak gibi görünse de başka sorunlar çıkar diyen yok!.

*

Kadın yalakalığı yapan erkekler ile erkek düşmanlığı yapan kadınların çözeceği bir sorun değil şiddet. Çünkü şiddet, kendi başına var olacak güçtedir ve erkek şiddeti veya kadın şiddeti diye ayırmaya çalışmak şiddetin etkisini artıracaktır. Ancak kadının şiddeti kullanma şekli ile erkeğin şiddeti kullanma şekli farklıdır. Şiddeti bu fark üzerinden tanımlamak akla zarar bir yanlıştır ve bu yanlış üzerinden hareketle şiddete çözüm bulmak mümkün değildir.

*

Ailenin Koruması ve Kadına Şiddetin Önlemesi için 2012 yılında çıkarılan 6284 sayılı kanundan sonra, şiddet kaynaklı kadın ölümlerinde artış olması, ya kanunda ya da uygulamada yanlışın devam ettiğini düşünmeyi gerektiriyor.

*

Şiddet, bir cinsiyet sorunu değil, bir “insan olma – olmama” sorunudur. Şiddet sosyo kültürel, dinsel, geleneksel, genetik ve ekonomik, birçok etkiden zemin bulan hatta beslenen bir sorundur.

*

Şiddete karşı mücadelenin, şiddet görülen ailedeki erkeği evden uzaklaştırmak veya hapis ile korkutmak ile yapılması yanlıştır. Bir yanlışlığın varlığını anlamak için, bu tedbirlere(!) rağmen kadına şiddetin azalmadığı gibi kadın ölümlerinin artması yeterli olmalıdır.

*

Eğer bir ailede şiddet varsa, o aileyi önce bir psikoloğa göndermek gerekir. Koca, karı ve çocuklar, hep birlikte. Şiddeti cinsiyete göre kategorize etmeden önce, şiddetin kaynağına inilmesi ve şiddete sebep olan kaynağın kurutulması gerekir.

*

Şiddet psikolojik olduğu kadar bir eğitim sorunudur. Bir yaşamı paylaşmak üzere güzel hayaller ile evlenen kadın ve erkek nasıl olur da böylesi acı, kötü ve çirkin anılar yaşayabilir?

*

Bence basit bir sözcüğü kavrayamadıkları için!  O sözcük, sevgi veya saygı değil, bunlardan önce ve hatta daha önemli bir sözcük “paylaşmak”. Paylaşmayı bilmedikleri için mutluluk hayalleri ile kurulan evlilikler faciaya dönüşüyor. Evlilik yaşamı paylaşmaktır ancak kişisel gelişimde yeterli olgunluğa gelmeyen kişiler paylaşmak ve bölüşmek arasındaki farkı anlayamadıkları için, paylaşmak yerine bölüşmeye çalıştıkları için çıkıyor kavgaların çoğu.

*

Şöyle örnek vereyim, birlikte yaşadığın ev paylaşılır ancak birlikte yediğin yemek bölüşülür. Birlikte, bölüşerek yemek yerken yaşadığın mutluluk ise bölüşülmez paylaşılır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.