1. YAZARLAR

  2. Rahime Kongur

  3. Sıla-ı Rahim Ne Demektir?
Rahime Kongur

Rahime Kongur

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sıla-ı Rahim Ne Demektir?

A+A-

Bu hafta dinimizde akrabalığın önemini sizle paylaşacağım. İslâm’da akrabalar arasındaki bağlar, “sıla-i rahim” kavramıyla ifade edilir. Rahim ile “ana rahmi”, sıla kavramı ile de “bağ” kastedilir. Çünkü “akrabalık”, “rahim”den teşekkül eder. Doğum ve kan bağları, akrabalığı oluşturur. Anne karnında, rahim ile cenin arasında nasıl bir “kordon” varsa, doğduktan sonra da akrabalar arasında bu şekilde mânevî bir bağın varlığı kabul edilir. Nasıl rahimdeki ceninin varlığını devam ettirmesi, o maddî kordonun sıhhatine bağlıysa, Müslüman fertlerin de İslâm cemiyeti içindeki varlık ve hayatiyetleri bu mânevî bağa muhtaçtır. Cenin nasıl, bu kordonla yer, içer ve hayatta kalırsa, insan da cemiyet içinde “akrabalık bağından beslenmeye” muhtaçtır. Akrabalık bağını kesen, can çekişmeye başlayan bir “cenin” gibidir. Anne karnında çocuğun barındığı yere “rahim” denilmesi, akrabalık ilişkilerini ifade için “sıla-i rahim” tâbiri kullanılması; bu kelimenin rahmet ile iç içe olan bağını gözler önüne serer.

Rahmet ve bu kelimeden türemiş olan “er-Rahman”, “er-Rahîm” isimleri, Allah Teâlâ’nın merhametinin enginliğini, kuşatıcılığını, sonsuzluk ve sürekliliğini gösteren işaretlerdir. Rabbimiz, mahlûkâtına olan şefkat ve merhametinin genişliğinden bu kelimeleri kendisi hakkında kullanmış; kullarına olan şefkatini hatırlatmak için birçok ism-i şerîfi arasından besmelede bu kelimelerin sık sık kullanılmasını tercih etmiştir. Ayrıca Rabbimiz, “Rahîm” ism-i şerîfini, Peygamber Efendimizin ümmetine olan şefkatini ifade etmek üzere, Kur’ân-ı Kerîm’de O’na verilen sıfatlardan birisi olarak da kullanmıştır. Anneler, şefkat kucağıdır. Evlatlarına olan şefkat ve merhametleri, bir ömür boyunca onların kalplerinde mesken tutar. İşte bu şefkat kucağından dünyaya gelen, birbirine “rahim”le bağlanmış insanlar da, bu rahmeti canlı tutmaya mecburdurlar. Aksi hâlde Allah’ın fıtratlara yerleştirdiği “rahmet ve şefkati” budamış, kendilerini canlı tutacak hayat damarlarını kesmiş olurlar. Bu bağ, onları sadece maddî anlamda beslemez; kalplerinde şefkat, merhamet, vefâ, muhabbet vb. birçok güzel sıfatın canlı kalması da bu bağın (sıla-i rahmin) canlı tutulmasına bağlıdır.

Bir hadîs-i kudsîde şöyle rivâyet edilir: “Allah Teâlâ şöyle buyurur: Ben Rahman’ım, o (akrabalık bağlarının adı) da rahimdir. Ona kendi ismimden türeyen bir isim verdim. Onunla irtibatını koparmayanla ben de irtibatımı koparmam. Onunla irtibatını kesenle ben de irtibatımı keserim.” (EbûDâvud, Zekât, 45; İbn-i Hanbel, 1, 195) O hâlde kulun, sıla-i rahme dikkat etmesi, kendi iç dünyasını canlı tuttuğu gibi, Allah Teâlâ ile olan irtibatını da canlı tutmaktadır. Akrabalarına sırt dönen, onlarla irtibatını kesip atan; âdeta Rabbine yüz çevirmiş demektir. Çünkü onlarla iyi münâsebetlerin devamını Rabbimiz istemiştir.  Benzer bir başka hadîs-i kudsî de şöyledir:

“Allah, mahlûkâtı yarattıktan sonra, rahim dile gelerek: “-Burası, akrabalık ilişkilerini kesmekten Sana sığınanların makamıdır.” der. Allah:  “-Evet, öyledir. Sen, seninle bağ kuranlarla benim bağ kurmama, seninle ilgiyi kesenlerden de ilgiyi kesmeme râzı olmaz mısın?” diye sorar. Rahim: “-Evet, râzıyım Rabbim!..” deyince Allah Teâlâ: “-Öyleyse bu sana verilmiştir” buyurur. Bundan sonra Rasûlullâh, “İsterseniz şu âyetleri okuyun!” der: «Demek siz (İslâm’dan) yüz çevirip de yeryüzünde fesat çıkaracak ve akrabalık ilişkilerini koparacaksınız, öyle mi?! İşte Allâh’ın lânetlediği, kulaklarını sağır ve gözlerini kör ettiği kimseler bunlardır. Bunlar Kur’an’ı hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?!» (Muhammed Sûresi, 22-24)” (Buhârî, Edeb, 13; Müslim, Birr, 16).

Önceki ve Sonraki Yazılar