1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Siyaset Böyle mi Olmalı?
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyaset Böyle mi Olmalı?

A+A-

Referanduma gidiyoruz. Seçim değil bu diyorlar. Doğru, milletvekili seçmiyoruz. Hangi sistem ile yönetileceğimize karar vereceğiz sadece. Mevcut sistem ile başkanlık sistemi arasında bir seçim yapacağız. Ama seçim değil bu, referandum?

*

Bir başka deyişle millet bir tercih yapacak ama eksiği ile fazlası ile dürüstçe anlatalım da millet kararını sağlıklı verebilsin diyen yok. Referandumu “benim taraf ve karşı taraf kavgasına” dönüştüren çiğ ve sığ bir anlayış hâkim ortama.

*

Kavgada atılan yumruk sayılmaz misali karşı görüşü terörist, hain ve hatta dinsiz gösterenler eksik değil. Dinimiz yüce İslam’ı bile siyasetine alet edenler var. Bu manzara Müslümanlara ve çoğunlu Müslümanlardan oluşan bir ülkeye yakışmıyor.

*

İSLAM BÖYLE KULLANILMAMALI!

Dün hocam deyip, toz kondurmadıkları adama bugün hain diyenlerin düştüğü halden ders alamayanlar, din üzerinden siyaset konuşanları dinlemeye devam ediyorlar. Hatırlayan var mı Sayın Davutoğlu’na “Başbakanlığı Peygamber efendimiz verdi” diyerek seçmeni kandıran hocayı? Hangi tarafa, hangi yöntemle oy devşirmeye çalışıyordur şimdi?

*

Resme biraz geniş açıdan bakalım; beş yüzyıl kadar önce sömürge dönemi başlıyor dünyada. Sömürgeciliğin dünyaya hâkim olmasından sonra görülen o ki; İslam’ın özgürlük anlamı, kurtuluş anlamı ve özü, şekiller altında boğuluyor zamanla. Ve İslam, siyasi egemenliği sağlamak için kullanılır hale getiriliyor. Bunun aksi olsaydı emperyalist devletlerin gayr-i müslim halkları sömürgeleştirirken, Müslüman halkları sömürgeleştirememesi gerekirdi. Hindistan, Endonezya, Etiyopya, Mısır başta olmak üzere birçok seyahatimdeki gözlemlerim doğruluyor bu tespiti.

*

İslam’ın Müslümanlar tarafından kullanıldığından çok İslam karşıtları tarafından kullanıldığını gözlemek de ayrı bir üzüntü sebebi benim için. Büyük resimdeki detayları görebilenler cumhuriyet düşmanlığının, demokrasi düşmanlığının, kurtuluş savaşı düşmanlığının nereden çıktığını, kimler tarafından çıkarıldığını anlarlar.

*

Müslümanların önemli bir kısmı siyasî egemenliği her şeyin üzerinde tutan, din ve siyasetin birbirinden ayrılmayacağına inanan ve hatta bu uğurda siyasetin ayrıştırıcı dilini, dinin barışçı ve birleştirici diline üstün kılan bir yola girmişlerdir. Bunlar İslam’ın bütünleştirici ortak paydasından uzaklaşarak ayrışmaya ve ayrılıkçı duruşlara sebep olan siyasî görüşleri meşru görmeye başlamışlardır.

*

Müslümanlar, öz eleştiriyi engelleyen cehalet destekli ahmaklık ile de bilgiyi, bilinci, bilimi, özgür düşünceyi ve bireysel şahsiyeti dışlamış, hakikat yerine hurafeyi parlatmış, siyasî hâkimiyeti sağlayan şeyleri ilkesizce baş tacı eder olmuştur.

*

Bu cehalet bizleri; bir hikâye ile tarihi anlayıveren, bir cümle ile hainleri kahraman, kahramanları hain yapıveren, bir kelime ile kalbini bilmediği insanları öteki, düşman, hain hatta kâfir ilan ediveren ahmaklara dönüştürmüş de haberimiz yok.

*

Bizleri okumaktan, düşünmekten ve sorgulamaktan uzaklaştıran hainlerin tuzağına düşmemizi kolaylaştıran ahmaklık yüzünden tarihten de ders alamıyoruz ve tekrar eden hataların girdabında, gittikçe sıkışan bir kısır döngüde bocalıyoruz.

*

Bunların farkında varmadan yapılan siyasî konuşmalar siyasetten çok uzaktır, konuşana da dinleyene de bir yararı olmayacaktır. Çünkü fikir altyapısı olmayan ve asaletten uzak konuşmalar siyaset değil şuculuk – buculuktur. Şucu – Bucu insanda ezber vardır, düşünme yoktur, münakaşa eğilimi vardır, fikir alışverişi yapabilecek kapasite yoktur… Ama aynı vatan için, birliğimizin geleceği için konuşanlar ile kavga çıkarabilecek öfke çoktur..

*

Milletin devletin geleceği bunların Evet-Hayır kavgasına bırakılmamalıdır

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.