1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Siyasetin Asaleti Demokrasi ve Saltanat
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasetin Asaleti Demokrasi ve Saltanat

A+A-

Siyaset, istekler ve hedefler ile imkanlar arasındaki dengeyi kurma sanatıdır. Siyaseti yalan söyleme işi olarak yürütenler de olabilir. Biz o tarafında olmayalım işin, niyetler iyi olsun, sonuçlar da iyi olur inşallah.

*

Önümüzdeki referandum Osmanlı ile Cumhuriyeti kapıştırma arenası değildir, olmamalıdır. Anayasa değişikliği halkın Evet – Hayır kavgası ile çözülecek bir konu hiç değildir. Tekrarda fayda var, kavgada kazanan olmaz. Belki daha az kaybeden olur ama iki tarafın kavgasında kazanan hep üçüncü taraf olmuştur.

*

Lafa gelince kolayca küçümsüyor ve sövüyor birileri cumhuriyete ve demokrasiye. Sövmeden önce lütfen cevap veriniz şu basit sorulara;

*

Peygamber Efendimiz (SAV) vefatından önce tahtını kendi soyundan birine bırakmadığı halde, Muaviye’nin tahtı oğlu Yezid’e bırakmak için Peygamber soyunun kanını akıtarak devam ettirdiği saltanatı, tarihte birçok kardeş kanına mal olduğunu bildiğimiz saltanatı İslam’ın hangi hükümlerine göre meşrulaştırıyorsunuz?

*

Bir din olmayan demokrasiyi, İslam dini ile nasıl ve ne niyetle karşı karşıya gösteriyorsunuz? “Ümmetim arasındaki ihtilaf nimettir” hadis-i şerifini nasıl anlıyorsunuz?

*

Türkiye Cumhuriyeti ne yaptı ki? diye küçümseyenlere inanan kardeşlerimiz, lütfen araştırınız; Son 30 yılda devletimizin özelleştirme gelirleri 70 milyar dolara yaklaşıyor. Bu gelirin yaklaşık 10 milyar doları 1987-2001 yılları arasında, 60 milyar dolar kadarı ise 2002 -2017 yılları arasında hazinemize giriyor.

*

Bu kadar geliri sağlayan Cumhuriyet dönemi yatırımlarını bir icraat olarak göremiyor musunuz? Yüzyıla yaklaşan Cumhuriyet döneminde, çalışan hükümetler de oldu, batıranlar da… Bazı eksik ve hataları gösterip bütünü komple inkar edenlere diyecek sözüm yok ama dinleyenler, lütfen basireti ve feraseti bırakmayınız.

*

Hiç düşündünüz mü, Kurtuluş Savaşından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyetinin hükümet ve bürokrasi kadroları nereden geldi? Osmanlının son döneminde yıllarca süren savaşlara asker göndere göndere, elinde çocuk, kadın ve yaşlılardan başka nüfus kalmayan, kadınlarını bile cepheye gönderen Anadolu’da var mıydı devlet dairesinde çalışacak yetişmiş bir eleman?

*

Okullaşması teşvik edilmeyen, çiftçi ve askerlikten başka yol gösterilmeyen Anadolu insanı ve birkaç komutan dışında insan kaynağı nedir yeni kurulan Cumhuriyetin?

*

Türkiye Cumhuriyeti devletini yapılandıranlar gerek Osmanlı’dan ümidini kesip Ankara’ya yardıma gelen bürokratlar ve gerekse İstanbul hükümeti feshedilince işsiz kalıp Ankara’ya gelenler değil midir?

*

Kimdir bunlar? Osmanlının son dönemini yöneten(!) ekipler… İçinde yüzde kaçı Anadolu’nun vatan uğruna savaştan savaşa koşan evlatlarının torunu idi acaba? Ankara’ya yardıma gelen kadrolar baş tacı edildi elbette? Başka şansı veya imkanı var mıydı Ankara’nın? Yoktu!

*

Peki anadan bebeğe geçen hastalıklar için bebeği suçlayan bir zihniyetin esas sorunu anlamaya niyeti var mı? Evet, var mı iyi bir niyetiniz?

*

Osmanlının küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti’nin eksikleri, kusurları varsa düzelt, niçin yıkmaya çalışıyorsun? Farkında mısın, sen aslında kime hizmet ediyorsun?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum