1. YAZARLAR

  2. Turan Aydın

  3. Siyonist Plan ve Propagandalar
Turan Aydın

Turan Aydın

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyonist Plan ve Propagandalar

A+A-

1903 yılında Basel'de yapılan 6. Siyonist kongresinde militarist siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, kongreye "Uganda Şeması" isminde bir öneri sundu. Bu öneriye göre Avrupa'daki anti-semitist hareketlerden kaçmak isteyen Yahudiler'in yeni bir anavatanı olmalıydı. Öneriye göre tıpkı o günün Filistin'i gibi İngiliz kontrolünde bulunan Doğu Afrika'da, Uganda'da, Yahudilere yeni bir anavatan kurulmalıydı. Bu öneri sert bir şekilde reddedildi ve yeni anavatan olarak Filistin seçildi/seçtirildi.

Siyonist kongrede alınan karar sonucunda Yahudiler, İngiliz himayesinde ve şemsiyesi altında kendilerine başta İngilizlerin desteği ve yurtdışındaki ELAD gibi kendi organizasyonları ile örgütlenerek yaptıkları lobicilik faaliyetlerinin neticesinde Filistin topraklarına göç etmeye başlayan Yahudiler, bölge nüfusunu ciddi oranda arttırmıştı.

1930'larda başlayan bu göç sonrası bölgede insan başına düşen arazi alanları giderek azaldı ve önce arsalar İngilizlerin belirlediği arz-talep temelindeki fiyatlar ile değer kazandı. Pahalanan ve alımı zorlaşan arazilere ise sadece tüm birikim ve zenginlikleriyle bölgeye gelen Yahudilerin maddi gücü yetmeye aşikardı. İngiliz denetimi altında gerçekleşen Yahudilerin bu "uluslararası nitelikli dolandırıcılık" süreci, topraklarına sahip çıkmaya çalışan Filistinlileri yıldırmak için uygulanan akıl almaz vergi oranlarını beraberinde getirdi. Bu da Filistinlilere son darbeydi. Arazi değerinin neredeyse üç katı kadar vergi vermeleri beklenen bölgede, Filistinliler'in ise zaten haczedilecek duruma gelen arazilerini satmaktan başka çaresi kalmamıştı. (2 Mayıs 2021 Çarşamba Haber.com/Olgun Kızıltepe)

Sonuç olarak, Basın ve yayında, özellikle sosyal medya da propagandası yapıldığı gibi Filistinlilerin dedeleri  para hırsı içinde topraklarını "peşkeş" çekmediler/satmadılar. Onlar kurulan oyunun/ nitelikli dolandırıcılık sonucu ve de genel olarak da İsrail Devletinin kurulması, Arz-ı mevud/vadedilmiş toprakların Siyonist rejim tarafından ele geçirilmesinden ibaret olduğu için Filistinliler topraklarından çıkma ya zorlanmışlar.

Filistinliler kendi yurtlarında parya oldular, çevre ülkelere göç ettirilmek zorunda kaldılar, 20 milyon Filistinli kendi topraklarından uzakta yaşamaktalar ve Filistin’e dönmeyi bekliyorlar.        

Kudüs,Mescid-i Aksa şairin ruhunda ve şuur dünyasında nasıl karşılık bulmuş;

 “Ve Kudüs şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir./ Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri.

Altında bir krater saklayan şehir./ Kalbime bir ağırlık gibi çöküyor şimdi.”(Sezai Karakoç)

Filistinli lider Merhum Şeyh Ahmet Yasin “Allah’ım ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum. Ben ki kocamış bir yaşlıyım, kurumuş iki elim ne kalem tutuyor ne de silah. Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim. Ben ki saçları ağarmış ömrünün son demlerinde türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belalarının estiği biriyim. Tek isteğim benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır.” Ey koca Mucahit! Ümmet suskun değil, ümmetin seçtiği/tercih ettiği İktidar/Hükümet olan yöneticiler de suskun değiller ancak konuşuyorlar velakin fiili uygulama/yaptırım, güç kullanmıyorlar/ kullanamıyorlar. Sözde değil özde yerli ve milli zihniyetle devlet yönetseler, dünya lideri bir yönetici/başkanımız olsa idi yahut Türkiye’miz bağımsız ve lider ülke olsa idi İsrail, Filistin topraklarını işgal edemez, saldırı ve katliamlarını yapamazdı.

“Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez.”(Nuri Pakdil)

“Kudüs savunulmadan insanlık savunulamaz. Kudüs’ün özgür olmadığı bir zamanda İslam aleminin özgürlüğünden bahsedilemez.”(Mehmet Biten)

KUDÜS’ÜN YENİDEN FETHİ

Tarihe bakın! Kudüs ne zaman Müslümanların himayesinde olmuşsa, bölge barış ve emniyet yurduna dönüşmüştür. Ne zaman ki, Müslümanların elinden çıkmışsa bölge yaşanmaz duruma gelmiş; savaşlar, çatışmalar, katliamlar boy göstermiştir.1099’daki Haçlı işgalinde 100 binden fazla Müslüman katledilmiş; 1187’de Müslümanların Kudüs’ü fethi üzerine, Selahaddin Eyyûbî, “Benim inancım sizin yaptıklarınızı yapmaya izin vermez” diyerek bölgede huzur ve barışı sağlamıştır.

Filistin ve Kudüs için ahların, vahların çekilemeyeceği gibi coğrafyamızda hatta dünyada barışın tesisi için İslam birliğinin kurulması şarttır.

“Bayram gelmiş neyime/kan damlar yüreğime” diyen güzide bir söz. İslam dünyası/coğrafyamız bu halde iken ferden/şahsen ve Millet/Müslümanlar olarak nasıl mutlu olalım, nasıl huzurlu yaşayalım. Vesselam

Önceki ve Sonraki Yazılar