1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Slovakya’dan Selam
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Slovakya’dan Selam

A+A-

Daha önce geldiğimde Çekoslovakya idi şimdi Slovakya. İki ülke ayrılıp her ikisi de Avrupa Birliğine girdiler ve daha büyük bir potada birleştiler.

*

Doğa yine aynı burada, insana huzur veren bir yeşil. İlaç diye arasanız bir avuç çıplak toprak bulamazsınız. Ormanlık alanlar, meralar ve tarlalar hepsi yeşilin farklı tonlarında toprağı ahenk ile paylaşıyorlar. Yeşillik, bulutları daha çok çekiyor, bulutların bıraktığı yağmur doğayı daha yeşil yapıyor. Huzur dolu bir döngü bu.

*

Avrupa Birliği’ne girdikten sonra Avro para birimine geçmenin sonucu olarak hayat pahalılığı artmış ancak AB’nin sağladığı iş imkanları ülkenin gelişimini hızlandırmış. Ayrıca ülkenin şifalı suları, kaplıcaları profesyonel ellerde ciddi bir turizm geliri sağlıyor. Dünyanın dört bir yanından farklı insanlar burada şifa arıyor… Bizim Ilgın gibi ilçelerimizi yönetenler buraları görmeli ve örnek almalı.

*

Öte yandan, ilginç bir şekilde Arap ülkelerinden gelenlerden bazıları buraya yerleşmişler, Slovak ekonomisinde yerlerini almışlar. Önceki gelişimde de fark etmiştim ama bu kadar çok olduklarını şimdi öğrendim. Dün akşam Arap iş adamlarının da olduğu kalabalık bir grup ile akşam yemeğinde buluştuk. Yemeğin sonuna doğru, biz Araplar ile işi, ekonomiyi bırakmış Araplar, Türkler, milletler ve İslam hakkında konuşuyorduk. Konu ümmet birliğine kadar geldi.

*

Avrupa Birliğini kuran medeniyeti(!) anlayan Arap iş adamları, İslam dininin bir ölü, öldürme dini değil bir yaşam, yaşatma dini olduğunu konuşuyorlar… Arabistan ve Afrika'da göremeyeceğimiz türde bir Arap anlayışı koyuyorlar ortaya; doğaya saygılı, insana saygılı, farklı düşüncelere saygılı, yeni fikirlere açık, zihinlerini geçmişe hapsetmek yerine, geleceği ve gelişimi planlamak için kullanıyorlar.

*

Sohbetimizde, bazı Arap iş adamlarının söylediklerini sizinle paylaşmak istiyorum. Birisi şöyle dedi; “…biz Araplar, Kuran’ın Arapça olmasından aldığımız güç ile, Arap olmayan bir çok milleti kendimize benzetmişiz ve asimle etmişiz, hatta bazılarını yok etmişiz…” Bu söz çok büyük bir söz, hele bir de bir Arap’ın ağzından çıkınca daha büyük oluyor. Benim için anlamı da özel çünkü, bu söz, yıllardan beri dikkat çekmeye çalıştığım “…müslümanlaşmaya çalışırken, farkına varmadan Araplaşmak” sorununun, Arap bakış açısı ile söylenmesidir. Ve bence önemle üzerinde durulması, anlaşılması ve anlatılması gerekir... Sohbetimizde, buradaki Arapların, Arap geleneklerinin İslam dini ile karıştığını ve İslam’ın yayıldığı ülkelerde Arap geleneklerinin din gibi algılandığını fark etmiş olmaları da son derece önemli bir durum. Bunun, Türkiye’de ve diğer müslüman ülkelerde de anlaşılmasını diliyorum.

*

Bir de şu var, geçen hafta Macaristan’da gittiğimiz fabrikalar gibi, buradaki fabrikalar da çalışmaya 06:00 da başlıyorlar, Almanya, ABD, Japonya gibi gelişmiş ülkelerdeki gibi… Yani en geç saat 04:30 veya 05:00’de uyanmaları gerekiyor. Bu size ne düşündürüyor?

*

1994 yılından beri tekrar ettiğim “uyuyarak kalkınma” önerim ile sizi sıkmak istemem şimdi... Düşünerek, aynı doğru yolda buluşmak mümkün, zira aklın yolu birdir! Selam ve dua ile.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.