1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Sol kroşe kime?
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sol kroşe kime?

A+A-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’nın Çubuk ilçesinde katıldığı cenaze töreninde yumruklu saldırıya uğradı. Birbirinden ilginç söylem ve eylemleriyle Türk siyasi tarihinde ‘kendine münhasır’ bir karakter haline gelen Kılıçdaroğlu ‘YPG’nin terör örgütü olmadığına dair açıklamaları’ henüz tazeliğini korurken ve HDP ile işbirliği yaptığı seçimin tartışmaları devam ederken şehit cenazesine katılarak nasıl bir özgüvene, cesarete sahip olduğunu da ortaya koydu!

Önce şu olayları hatırlamakta yarar var;

Yakın zamanda “Bizim için YPG terör örgütü değildir, kendi vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur” diyen Kılıçdaroğlu’dan başkası değildi. Yine güvenlik güçlerince öldürülen PKK’lı teröristler için düzenlenen definlerde de CHP’nin önce gelen yöneticileri boy göstermişti. Son olarak, CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ilk mülakatını PKK’ya yakınlığıyla bilinen Rudav TV’ye verip, “Sayın Demirtaş'ın siyasette aktif olduğu dönemde çizdiği çizgiyi beğenenlerden biriyim. Gerçekten de barışçıl, uzlaşmacı ve evrensel değerleri öne çıkaran dili vardı” şeklinde sözler sarf edip ‘Şehit yakınları ve gazilerin yüreğini yakmıştı.

Süreç böyle işlerken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da şehit yakınlarında oluşan öfkeye dikkat çekip ‘Valilere, CHP İl Başkanlarını şehit cenazelerinde protokole almamaları talimatı verdiğini’ söyleyerek yaklaşmakta olan tehlikeyi işaret ediyordu.

**

Güvenlik güçleri Çubuk’ta vuku bulan hadiseye iştirak ettiği belirlenen isimleri adaletin huzuruna çıkarmak üzere yakaladı. Kişisel kanaatimiz olayın organize ve provokatif bir eylem olmadığı yönündedir. Böyle bir durum söz konusuysa soruşturmanın ileri aşamalarında ortaya çıkarılacaktır. Ancak şu bir gerçek ki Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta şehit cenazesine gitmemeliydi. Zira acıların taze olduğu bir ortamda provokatörlerin işi daha da kolay olur. Üstelik provokasyon da gerek yok; eylem ve söylemleri zaten katılmaya çalıştığı ortamda bulunan yüreği yanık insanların acısı katmerlemektedir.

2000’li yılların başlarında Türkiye’nin şehit cenazeleriyle sarsıldığı yıllarda; AK Partili temsilcilerin uğradığı tacizler, sözlü saldırılar az değildi. Üstelik hazin ki o protestolar o günün siyasilerince masum, hatta haklı gösterilebiliyordu. Bugün CHP’nin HDP ile kurduğu işbirliğini de dikkat alırsak, perşembenin gelişi rahatça görülebiliyordu.

**

Kılıçdaroğlu’na saldıranlar arasında bulunan Osman Sarıgün adlı şahsın AK Parti üyesi olduğu ortaya çıkar çıkmaz, Parti Sözcüsü Ömer Çelik bir açıklama yapıp “Ankara İl Yönetim Kurulunun, Sarıgün’ü kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak İl Disiplin Kurulu’na sevk ettiğini” bildirdi.

Bu açıklamanın ardından, ‘olayla hiçbir ilgisi olmamasına rağmen’ merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ‘ayrık otları’ benzetmesi de yaptığı ‘tarla sürme meselesini’ bir kez daha hatırladık. ‘Temizlenmeyen tarlanın mahsulleri ileride başımıza büyük dertler açar” sözünü unutamayız. Yazıcıoğlu’nun bu tespitine uygun mudur bilemeyiz ama Ankara teşkilatının ‘ihraç isteminden hemen sonra’ şu iki hatıranın da günü gelmiştir diye düşünüyoruz;

AK Parti 2001’de vücut bulurken her cenahtan büyük teveccüh görmüştü.Yıllar evvel bir AK Partili yönetici “Ben solcuyum ya” deyince, biz de ‘eskiden’ diye düzeltme yapmıştık da kabul etmeyip, “Solculuk eskimez, ben hala solcuyum. AK Parti bütün eğilimlerin bir araya geldiği bir partidir. Ben de bu partide solu temsil ediyorum” izahında bulunmuştu.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.