Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sorular ve İnsan

A+A-

İnsanlar çeşit çeşit. Birisi de insanların sorulara yaklaşımına göre tanımlanmış, buna göre insanlar ikiye ayrılıyor;

1- Sorulara cevap arayan insanlar.

2- Sorulara takılıp kalan insanlar.

*

Birinci gruptaki, sorulara cevap arayan insanlar öğrenmeye açık, bilgiye aç insanlardır ve çözüm odaklıdırlar. Kişiler ile uğraşmazlar. Aynı sorunun farklı cevapları olabileceğini öğrenen, farklı cevaplar arasındaki ilintileri gören insanlar olaylar arasındaki sebep sonuç ilişkilerini analiz etme gereği duyarlar. Bu sayede mantık ve bilimsel düşünme teknikleri geliştirmek zorunda kalırlar ve “düşünmeyi” öğrenerek farkındalık sahibi olmaya başlarlar. Bu da “bilinç” seviyesini geliştirir. Bilinç gereği, aynı soruları farklı kaynaklardan araştırma ve cevapları karşılaştırarak değerlendirme gerektiği duyarlar. Buldukları veya duydukları ilk cevaba veya beğendikleri bir cevaba bağlanıp kalmazlar. Sorulara cevap arayan insanlar, konusu insan olan olaylarda kesin ve keskin kanaatlere kapılmazlar, konuşmalarında sohbet vardır, dayatma yoktur. Yöntem olarak müzakere, münazara veya müşavere etmeyi tercih ederler. Bu tür insanlar konuştuğunda bilgileri yanında fikirlerinin de olduğu görülür. Toplumun gelişmesine ortam sağlarlar.

*

İkinci gruptaki insanlar cevaba yani bilgiye ulaşmak yerine kendi mevcut bilgisine uygun cevaba ulaşmayı isterler. Bu tür insanların sorulara takılıp kalma sebebi, yeni bilgiler öğrenmek yerine mevcut bilgilerinin doğruluğunu ispatlama çabasıdır. Amaçlarına ulaşamayınca sorunun içindeki unsurlar üzerinden söz dalaşına girmeye açıktırlar, yani polemikçi olurlar. Bu yüzden mantık ve bilimsel düşünme teknikleri ile analiz yapma becerileri gelişmez. Bu tür insanlar mevcut bilgilerine uygun veya beğendikleri cevaplara ulaşınca rahatlar ve aramayı bırakır ama mevcut bilgilerine uygun olmayan veya beklemedikleri cevaplar ile karşılaştıkları zaman, soruyu çarpıtma veya saptırma ve hatta komplo teorilerine sarılma dahil farklı yöntemler ile mevcut bilgilerini dayatarak kabul ettirmeye çalışırlar. Bunlarda sohbet yoktur, münakaşa vardır. Çıkardıkları tartışma ve kavgalar ile sonuçta toplumsal ayrışmaya, bölünmeye ve zamanla da kutuplaşmaya sebep olurlar. Sorulara takılıp kalan insanların üzerinde konuştuğu bilgileri sorgulamadıkları belli olur, özümsemeden ezberden tekrar ettikleri görülür, kendilerine ait fikirleri de olmadığı için konuşmaları, takip ettikleri birinin sözlerini tekrar etmekten ibarettir. Kendileri ile birlikte toplumun kandırılmasına sebep olurlar.

*

Sorulara cevap arayan birinci gruptaki insanlar hakikati öğrenmek için uğraşıp, hakikati anlamak ve anlatmak için konuşurken, sorulara takılıp kalan ikinci gruptaki insanlar haklı çıkmak için konuşurlar. Hakikati ortaya çıkarmak yerine mevcut bilgilerini haklı çıkarmak için konuşanların farkındalık duygusu gelişmez. Farkındalık duygusu yoksa bilinç de yoktur. Bilinçsiz kafalardaki bilgi fayda getirmez. Bu da “doğru bilgiler ile yanlışa götüren” ajanların işine gelir ki, onlar bilinçli insan istemezler.

*

Bu yazının sorusu, biz onların istediği çeşit bir insan olarak mı kalacağız yoksa milletimize, tarihimize, inancımıza yakışan “insan” olarak mı gelişeceğiz?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.