1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Sözleşme ve Başkanlık
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sözleşme ve Başkanlık

A+A-

Günlük hayatta hiçbir değer vermediğimiz, son derece sıradan bir şekilde kullandığımız kelimelerden birisi sözleşme. Bu basit kelimeyi ciddiye alan bir takım bilim adamları yaptıkları çalışmalar sonucunda kitaplar yazmış ve Sözleşme Teorisi’ni oluşturmuş. Altı üstü karşılıklı alacak-verecek, haklar, yükümlülükler, bedel ve cezaları içeren bazen sözlü bazen yazılı bazen de gelenekten gelen bir algıdır, sözleşme. Bu kadar uğraşmaya değer mi sizce?

*

Böyle demeyen iki bilim adamı Oliver Hart ile Bengt Holmström, Sözleşme Teorisine yaptıkları katkılardan dolayı bu yılın Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görülmüşler.

*

Bu haber bana sözleşme dediğimiz kelimenin o kadar da basit olmadığını düşündürürken bir yandan da tarihteki ilk ve en önemli sözleşme olan Magna Carta’yı hatırlattı vesile oldu.

*

Magna Carta, Magna Carta Libertatum yani Büyük Özgürlük Fermanı olarak da anılıyor ve 1215 yılında İngiltere’de imzalanarak tarihte yerini alıyor. Bu ferman ile bir kral ilk kez yetkilerini kısıtlamış ve halka bazı hak ve özgürlükler tanımıştır. Yazımızın konusu olan sözleşme teorisinin temellerinde yerini alarak günümüzdeki anayasal düzene ulaşana kadar yaşanılan tarihi sürecin en önemli basamaklarından birisi olmuştur.

*

Bu sözleşme bir anlamda krala vergi veren orduya asker veren halkın, durun bi dakka, biz size kazancımızdan vergi veriyoruz, evlatlarımızdan asker veriyoruz, siz bunları nasıl değerlendiriyorsunuz, nasıl harcıyorsunuz, öyle keyfinize göre harcayamazsınız demesidir. Kral da olsanız sizin de sınırlarınız ve uyacağınız kurallar olmalı ve gücünüzün kaynağı olan halka hesap vermelisiniz demenin tarihteki en etkili örneğidir.

*

Bu sözleşme örneğini tarih süreci içinde toplumsal yapının temeline ve otoritenin sınırlarına yerleştirmeyi bilen, başta İngiltere ve ABD olmak üzere batı devletleri yaptıkları bu sözleşmeye uygun(!) davranmanın ödülünü dünyaya hakim güçlerin tepesinde olmaları ile almışlardır.

*

Bizim gibi padişahın kulu olma aşamasından çıkamayan, henüz birey dahi olma yolunda aşama kaydedemediği gibi otorite karşısında birey olmayı sağlayacak Cumhuriyet gibi Demokrasi gibi kavramlar ile barışamayan toplumlarda ABD’nin Başkanlık ile yönetilmesini analiz etmesini ve doğru anlamasını bekleyemiyorum.

*

Günümüzde toplumsal sözleşme veya sosyal sözleşme; bireylerin karşılıklı uzlaşma, bazı kurallara uymak üzerinde anlaşma ve birbirlerini şiddet, sahtekarlık veya dikkatsizlikten korumak için birleştirdiğini varsayan bir kavramdır. İnsanlar arasındaki kullanımı, insanların bir devlete ya da otoriteye bağımsızlıklarının bir kısmından hukukun üstünlüğü anlayışı ile vazgeçmeleridir. Yönetilenler tarafından, bir takım kurallar ile yönetilme üzerine anlaşma olarak da düşünülebilir.

*

Toplumsal sözleşme kuramı, meşru devlet otoritesinin yönetilenlerin izni ile oluşması gerektiğinin önemli bir destekçisi olmuştur. Bu tür teorilerin genel olarak başlangıç noktasını, sosyal düzenin hiç olmadığı bir ortamdaki insanın doğasının incelenmesi oluşturur. Bu durumda bireyin davranışları sadece kendi kişisel gücüne ve bilincine dayalıdır.

*

Sanayi devriminden önce, bilek gücünün geçtiği dönemde dünyayı yöneten güç olmamıza rağmen niçin gerileyip yönetilenler arasına düştüğümüzü anlayamayanlar kişileri suçlayarak durumu kurtaramayacaklarını anlamalı ve kendi menfaatlerini devletin, milletin, vatanın menfaatleri önüne koymamalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.