1. YAZARLAR

  2. Turan Aydın

  3. STK’lerin Politize Olması/Siyasallaşması
Turan Aydın

Turan Aydın

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

STK’lerin Politize Olması/Siyasallaşması

A+A-

Kamuda çalıştığım dönemde Eğitim-Bir-Sen’in Konya şube yönetiminde bulunmuş olmam nedeniyle geçen hafta Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı kurulmuş, Emekli Memur-Sen Genel Başkanının toplantısına çağrılmıştım. Toplantıda gündeme gelen meseleler; Emekli Memur-Sen’in Konya’da teşkilatlanması, yönetim oluşması ve üyelik çalışmalarının yapılması oldu. Nazire olsun diyerek bu haftalık yazımı Sivil Toplum Kuruluşu (STK) olarak sendikalar, bu minval üzere yazmış bulunuyorum.

Sivil Toplum Kuruluşlarının tanımı ile başlayayım.

Sivil Toplum Kuruluşları; toplumdaki çeşitli sorunları bağımsız olarak ele alıp kamuoyunu bilgilendirme ve aydınlatma görevi yapan, öneriler sunan birliktir denilmektedir.
SENDİKALAR  

Dünyada olduğu gibi Türkiye’mizde de işçi veya memur sendikaları ideolojik, politik olarak kurulmuşlardır. Sendikalar; düşünce ve fikirlerine göre aidiyeti olan kesimlere hitap etmekteler, mesleki ve çalışma teşkilatları/ örgütleri oluşturmuşlardır. Dolayısıyla Sivil Toplum Kuruluşu olarak toplumdaki çeşitli sorunları bağımsız ele alıp kamuoyu bilgilendirmesi ve aydınlatma görevi yapamamakla beraber teklif de/öneri de sunamamakta/sunmuş olsalar  bile etkili olamamaktadırlar.

Dünya ve Türkiye’deki sorunları/meseleleri bağımsız olarak ele alıp kamuoyu oluşturma, bilgilendirme yapabilmek, önerilerde bulunmak için politik ve ideolojik yapı dışına çıkmak, milli meselelerde; toplumun her kesimini/herkesi ilgilendiren sorunların giderilmesi/çözüm bulunması için ortak akıl, istişare, ehliyet, liyakat esas alınmalı, bu prensip ve umdelere uygun sendikal çalışmalar/faaliyetler yapılmalıdır.

Bir başka açıdan STK (Sivil toplum kuruluşları) tanımı yapacak olursak; Resmi kurumlar dışında ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukuki ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar ve/veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır. Sivil toplum örgütleri oda, sendika, vakıf ve dernek adı altında faaliyet gösterir.

Maalesef bu tanıma göre STK’larımız iktidardan, resmi kurumlardan bağımsız, tarafsız olarak çalışmadıkları gibi ya yandaş ya tarafgirlik, asabiyet/ırkçılık yapmakta ya da karşıt tavır takınan, sivil toplum kuruluşları bariz ve açık şekilde ortaya çıkmış, toplumun her kesiminde güvensizlik oluşturmuş, aidiyet duygusu ve düşüncesi zayıflamış, toplumun hangi kesiminde olursa olsun, sendikalara, vakıf ve derneklere üye olma, üye bulunması, yönetim oluşturulması ve teşkilat/örgütler kurulması zorlaşmıştır.

Ancak hatıra binaen, formalite olsun, resmi prosedür yerine getirilsin diye üye olmaktalar, yönetimler de bu şekilde oluşmakta, bu vaziyet beraberinde etkin, verimli, sivil itaatsizlik gibi kaliteli sivil toplum kuruluşu/ teşkilatı/örgütü olma vasfı bulunmamaktadır.

Zaten milletin/halkın milli, dini, kültürel, sosyal, çevresel, hukuki ve ekonomik sorunları/meseleleri çözmede, gidermede tanıma uygun, yeterli faaliyetler yapılmamaktadır.

Tanımda belirtilen odalar ve birliklere gelince bu kuruluşlarda farklı değil ancak ekonomik STK’lar, ticaret ve Sanayi odaları yarı resmi gibi nerde ise her gelen iktidara göre şekillenmekte, teşkilatlanma/örgütlenme yapılmaktadır. Bu odalar üyelerinin hak ve menfaatlerini kollayıp gözetmesi gerekirken politize olmaları sebebiyle  hissi ve ekonomik baskılamayla borçlanma/kredi gibi araçlarla bilhassa borçlanmanın geri ödemelerinde sıkıntı çeken, ekonomik zorluk içinde olan sanayici, tüccar ve esnaf korkutulmakta, sindirilmektedirler. Dolayısıyla bahsi geçen odalar ve borsa yönetimleri iktidardan/Resmi kurumlardan bağımsız çalışmalarını beklemek hayal olur.

Sivil Toplum Kuruluşlarının yönetimlerinin şahsi/ferdi olarak politik ve ideolojik görüş, düşünceleri olabilir, olmaması düşünülemez. Türkiye’de sağcı, solcu, liberal partiler hep olagelmiştir. Son çeyrek asırdan beride İslamcı adı verilen/yaftalanan partiler türedi. Bu partilerin yönetiminde hiç bir STK yöneticisinin olmaması  lazım, olursa bu günkü durum olur, ya yandaşlık, tarafgirlik ya da karşıtlık oluşur, toplum menfaatleri değil bağlı olduğu partinin çıkarları/ menfaatleri öncelik alır.

Şair-yazar İsmet Özel’e göre sivillik “Bir toplumun kendi değerleri üzerinden çare üretmeyi ifade eder, burada egemen sisteme uyarlanmayı ‘resmi’ kabul ederken, kendi başının çaresine bakabilmeyi ‘Sivil’ olarak görür.”

Yandaş, tarafgir olmayalım, sivil olalım sivil kalalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar