1. YAZARLAR

  2. Osman Nevres Yılmazlar

  3. Su Orucu ve Su Ayak İzi
Osman Nevres Yılmazlar

Osman Nevres Yılmazlar

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Su Orucu ve Su Ayak İzi

A+A-

Kuraklık tüm Dünya’nın sorunu, daha çok bizim sorunumuz. Neden daha çok bizim sorunumuz olacak sorusuna ilk yanıt; İklim değişikliğinin etkilerini en çok yaşayacak bölgede yer almış olmamız, ikincisi; Su ile ilgili uygulamalarımızın çok kötü olmasıdır.

Kuraklıkla mücadele etmeliyiz.

Kuraklığı kısaca, su kıtlığı olarak ifade edebiliriz. Meteorolojik, bitkisel ve hidrolojik kuraklık çeşitlerinin hepsini ülkemizde yaşamaktayız. Epeydir ara ara basında yer alan iki haber, kuraklık ve su haberi şöyle: İlki  “Su Orucu” İkincisi “Su Ayak İzi”

 “Konya Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği” olarak: “Konya Kapalı Havzası”nın yaşadığı  kuraklığı bilerek; Önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde Küresel İklim Değişikliği’nin de etkisiyle havzadaki su varlığımızın yüzde 50 civarında azalacağının farkında olarak: devletimiz, meslek odalarımız ve sivil toplum örgütleri ile konuya dikkat çekmek üzere harekete geçme kararı  aldık. Kampanyanın teması suyun önemine ve su tasarrufuna dikkat çekmektir.

“Su Ayak İzi” “ekolojik ayak izi”nin bir alt bileşeni olup; ilk kez 2002 yılında UNESCO tarafından ortaya konulmuştur. Alt kavramlar olarak ürün su ayak izi, birey su ayak izi, ulus su ayak izi, toplam su ayak izinden bahsedilir. UNESCO’nun 2050 yılı için “Su Ayak İzi Senaryoları” çalışması su kullanımının hızlı artışını ortaya koyuyor. 19.yüzyıl sonuna göre 20.yüzyıl sonundaki su kullanımı 7 kat daha fazla olmuş. Çalışma; Dünya’nın 2000 yılına göre 2050 yılındaki su kullanımının yüzde 50 ile yüzde 175 arasında artacağını öngörüyor. Su ayak izi, yalnız suyun hacmini değil, suyun türünü (yeşil, mavi, gri) ne zaman ve nerede kullanıldığını da gösterir. Türkiye su zengini bir ülke değildir. Kişi başına düşen su miktarı 1519 M3/yıldır. Gelişen sanayi, artan nüfus ve hızla büyüyen kentleriyle Türkiye’nin 2030 yılında su sıkıntısı çeken bir ülke olacağı hesaplanıyor.

Bölgemizde

durum ne?

Bölgemiz için  “su orucu” tutmak yetmez, suyun namazını da kılmalıyız. Neden?

 “Konya Kapalı Havzası”nda su bilançosu açığı yıllık 2 milyar metreküpün üstündedir.

Bu açık fazladan yer altı suyu çekimi ile karşılanmaktadır. Havzadaki sürdürülebilir bir yaşam için gerçekçi bir su yönetim planının hazırlanması, suyun etkin kullanımının gerçekleştirilmesi, yer altı su kuyularının kontrol altına alınması, ürün deseninin gözden geçirilmesi vb. tedbirlerin geç kalınmadan alınması gerekmektedir.

Yeraltı suyu çekimi aşırılığını koruduğu gibi kaçak su kullanımları konusunda da köklü önlemler alınmıyor. Havzalar arası su nakli ile bölgenin su sorunlarının çözülemeyeceğini rahatça söyleyebiliriz. İç Anadolu Bölgesi ve özellikle Konya Kapalı Havzası, kuraklığın en çok yaşandığı yöre olup; çok özel su tasarrufu programlarının ve tarımsal reformların uygulanması gereken bir yerdir. Öncelikle bireyler olarak su tasarrufuna yönelerek ‘birey su ayak izi’mizi düzeltmeliyiz. Ardından kurumlarımızda, kentlerimizde ve de bölgemizde…

Hoşça kalın.   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.