1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Sudan Ülkesi Bölünmüş
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sudan Ülkesi Bölünmüş

A+A-

Bir ülkenin bölünmesine şahit olmak herkese nasip olmaz. Sudan’ı ikiye bölme referandumu yapılırken, bendeniz oradaydım. Dev bir ülke Güney Sudan ve Kuzey Sudan olarak bölündü, Güneyde Hıristiyanlar, Kuzeyde Müslümanlar. 
- Sudan, petrol zengini bir ülke ama iç karışıklıklar yüzünden bu zenginliğini ekonomisine, halkına aktaramamış.
- Petrol zenginliği Güney’de kaldı tesadüfen(!). Amerika başta olmak üzere, batı ülkeleri, Müslüman bilinen bu ülkeyi, tam da zenginliğin kaynağı petrol Hıristiyan tarafında kalacak şekilde böldüler.
Pardon, yanlış söyledim, Sudan kendi kendisini iki ülkeye böldü… Çünkü 2010 yılı Ocak ayında referandum yapıldı ve halkın isteğine göre çıkan karar 6 ay sonra yürürlüğe girdi : Sudan bölündü.
Her fırsatta konuştuğum Kuzey Sudanlılar şöyle diyorlardı : “25 yıldan beri güney ile kuzey arasında bir savaş durumu var, güneyli teröristler köylerimizi basıyor. Devletin askeri teröristleri öldürüyor, her iki taraftan insanlar ölüyor, analar ağlıyor! Sudan’ın ayrılıkçı bu terörle mücadelesinden rahatsız olan batı ise “insan hakları adına” Sudan’a ambargolar uygulayarak, Sudan’ı ekonomik çıkmazlara itiyor, ıstırap gittikçe büyüyor. Geldiğimiz noktada, Güney Sudan’ı onlara bırakırsak, gözyaşları dinecek, barış ortamında ekonomimiz kalkınacak, daha iyi bir (Kuzey) Sudan olacak…” İnsanlar buna inanmış şekilde konuşurken ben her seferinde farklı bir şok yaşadım.
&&&
Bir insanın ülkesini bölmek, dahası kendisine böldürmek inanılmaz geliyor. Ama batının entrikası, insana bunu yaptıracak güçte ve ben buna canlı şahidim.
Yıllarca uygulanan politikalar, medyanın da desteği ile insanları hiç istemedikleri bir sonucun faydasına inandırmış.
Petrol güneyde kalıyor, buna nasıl razı oluyorsunuz? sorusuna ise herkes benzer cevabı veriyor: Petrol Güney Sudan’da kalacak ama rafineri ve liman Kuzey Sudan’da. Yani petrolünü satmak isteyen Güney Sudan bu konuda Kuzey Sudan ile anlaşmak zorunda kalacak. Biz de petrol zenginliğinden payımıza düşeni alacağız… Ayrıca, Güney Sudan’ın petrolünü başka bir ülke üzerinden dünyaya açması için gereken yatırım çok yüksek ve bunu kimse desteklemez, finanse etmez diyorlar…
İşte böyle, önce insanları fikir ve inançlarına göre ayır, sonra aralarına kin, nefret tohumları ek, birkaç cinayet işle(t) arkası gelir. Sadece birkaç 10 yıl sonra, asırlardan beri kardeş gibi yaşayan insanlar bir araya gelemez hale gelir ve ….
&&&
Yukarıdaki tecrübeyi bir de Türkiye olarak okuyun bakalım, benzerlik bulacak mısınız?
Türkiye, Sudan kadar kolay bir lokma olmadığı için ek bazı yöntem ve uygulamalar gerekiyor, bunlardan birisi de gündemdeki “akîl adamlar” adı altında sürdürülen kamuoyunu ikna oyunu. Adı bile akla uygun olmayan, zira eminim Sayın Başbakanın kültüründe de vardır: “Aklı pazara çıkarmışlar, herkes kendi aklını satın almış” ata sözü ile çökmesi gereken bir fikir bu akîl adamlar fikri. Ama durum hiç de öyle değil. Bir ısrar, bir inat var uygulamada…
Akîlliği bile tartışılabilecek isimlerin bulunduğu bu gurubun kamuoyuna vereceği “akıl” ne kadar “akıl” olacak, ne kadar doğru olacak ve ne kadar sağduyulu olacak?
Hepsini aynı kefeye koyamasam da, komutanları yargılayan mahkemenin, “gizli tanık” uygulaması ile “teröristleri” dinleyerek verdiği mahkumiyet kararlarının vicdanlarda açtığı yaralar kanamaya devam ederken, yeni yaralar açacak bu uygulama için “akıl” nereden verildi? Çok büyük bir merak konusu. Türkiye’nin jeo-politik konumunun bir “güç” olduğu kadar, içerdiği hassas “güç dengelerinden” dolayı, yönetilmesinin de son derece “güç” olduğunu göz ardı edemeyiz. Sorunlarımızı kendi içimizde çözemezsek birilerinin çomak sokacağı, “akıl” vereceği, hassas bir coğrafyada olduğumuzu biliyoruz.
Biz o çomakları kırarız diyenler, “pirincin içindeki beyaz taş”ları ayıklamadan hiçbir şey yapamazsınız. Bu aşağılık durumun devam etmesini istemeyen aklını kendisi kullansın, beynini kimsenin kullanımına bırakmasın. Kim dost, kim düşman anlasın, gaza gelmesin, dolmuşa binmesin. Kardeş, kardeşe el kaldırmasın! Birlik olsun bölmeye çalışan “akıl” ile mücadele etsin…
Öz medyası olmayan bir millet, millet olamaz! bilsin…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.