1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Sudan’ı Bölen Ne? – 2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sudan’ı Bölen Ne? – 2

A+A-

Dünkü, Sudan’ın bölünme tecrübesini bir de Türkiye olarak okuyunuz, benzerlik bulacak mısınız? Ama Türkiye, Sudan kadar kolay bir lokma olmadığı için ek bazı yöntem ve uygulamalar gerekiyor demiştik.
*
Bu ek uygulamaların başında dini ve tarihi çarpıtarak beslediği hikayeler ile halkın zihnine tatlı tatlı kazınan tuzak bilgiler(!) geliyor. Bunu yapabilecekler ise elbette CIA ajanı veya Mossad ajanı veya Vatikan Papazı olamaz. Bunu bizden birileri pardon, bizden gibi görünen birileri yapmalı. Dilimizi bizden daha iyi konuşan, dinimizi bizden daha iyi anlatan, gaz vermeyi iyi bilen birileri… Verdiği gazın uyku ve algı bozukluğu yaptığını fark ettirmeden, kendisini kahraman, efendi, lider konumunda göstermeyi becerecek uzmanlıkta bilirleri yapabilir… Oyunun tutması için ‘dinde akıl yoktur, nakil vardır’ diyerek, Müslümanları düşünmekten korkar hale getirmeyi de unutmayacaklardır elbette. Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de en çok tekrar eden emri “düşün”, “aklını kullan” kimin umurunda? Üstüne bir de İslam’a göre Türküm demek de günahtır sözünü, milliyetçilik ile ırkçılık ayrımı yapamayan cahil kalabalıklara kabul ettirmek, her türlü bölücülüğü kolayca yapacak ortamı sağlayacaktır. Sonrası boş kaleye gol atmak kadar tatlı olur herhalde. Üstelik kalesine gol yiyen insanlar golün hangi kaleye girdiğini önemsemeden gol için sevinir ve de golün estetiğini birbirine anlatır hale gelebilirler. Çünkü beyinleri başkalarının kullanımındadır, kendileri kullanamazlar…
*
Türkiye’nin jeo-politik konumunun bir “güç” olduğu kadar, içerdiği hassas “güç dengelerinden” dolayı, yönetilmesinin de son derece “güç” olduğunu göz ardı edemeyiz. Sorunlarımızı kendi içimizde çözemezsek birilerinin çomak sokacağı, “akıl” vereceği, hassas bir coğrafyada olduğumuzu anlamalıyız. Biz o çomakları kırarız diyenler, “pirincin içindeki beyaz taşları” ayıklamadan hiçbir şey yapamazsınız. Çünkü üç beş kişi bir araya gelip hadi şunu yapalım deyince, içlerinden hangisi bizi başaramayacağımıza ikna ediyorsa o beyaz taştır, güya bizi korumak için öyle konuşuyordur ama beyaz taş pirincin içinde belli olmaz ancak dişimizi kırınca fark edilir. Bulunduğumuz coğrafya, akupunktur noktası gibi, dünyayı yönetme ve yönlendirme derdinde olan devletlerin bizim coğrafyamızda söz sahibi olma çabası bu yüzdendir. Biz saflarımızı sıkı tutarsak araya sızamayacaklarını bildikleri için, önce bizi birbirimizden uzaklaştırmayı temel politika edinmişlerdir. Biz yerine sen-ben, şucu-bucu kavgası bu yüzden çıkarılmaktadır. Aynı fikirde olmamak karşı fikirde olmak anlamına gelmez, karşı fikirde olmak da düşman olmak değildir…
*
Planın değişmez aşamalarından olan milletin özgüvenine darbe vurmak, önceden kurgulanmış oyunu başlatma vuruşudur. Kimisi dini hikayeler ile kimisi ilkel ırkçılık duyguları ile değer yargılarımızı değersizleştirmekte, tarihimizi çarpıtmakta, hainleri kahraman, kahramanları hain gibi gösterip, vatan-millet seviyesindeki ölüm kalım savaşımızı, kurtuluş savaşımızı bile birkaç kişi üzerinden karalayacak kadar aşağılık senaryolar üretmekte, Cumhuriyet ve Atatürk üzerine yürütülen karalama ve itibarsızlaştırma çabaları ile istedikleri sonuca zemin hazırlamaktadırlar. Üzücü olan bu vatanın evlatları, ipi dışarıda olan bazı din adamı, tarihçi ve alim(!) görünümlü hainlerin dilinden dinlediği hikayelerin etkisi ile kendi özüne küsmekte hatta küfretmektedir.
*
Bu yüzden cahili, hainden tehlikeli görüyorum diyorum. Çünkü hainler cahillerin desteği olmadan hedefine ulaşamaz. Oyunu bozmamız için anlamamız gereken; Osmanlı da bizim, Vahdettin de, Cumhuriyet de bizim Atatürk de, birini övmek için diğerine sövmek gerekmiyor, biz sövdükçe kimlerin planı yürüyor? Görmek için gözlerimizi açmamız gerekiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.