1. YAZARLAR

  2. Murat Çağlar Kavaklı

  3. Suriyeli Mülteciler Meselesi
Murat Çağlar Kavaklı

Murat Çağlar Kavaklı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Suriyeli Mülteciler Meselesi

A+A-

 

Birkaç gün önce sosyal medyada pusuda bekleyen örgütlü kötülük, belli bir aradan sonra yeniden mültecileri hedef gösteren bir kampanyaya imza attı. Twitter’da açtıkları etiketin altına mültecilere yönelik nefret söylemleriyle resmen kin kustular. Aralarında en orijinalleri de “ırkçı değilim ama” ile başlayıp Suriyelileri her kötülüğün anası gören envai çeşit aşağılama ifadeleriydi kuşkusuz. İşte bu karşımızda duran düpedüz ırkçı olduğunun bile farkında olamayacak bir kavrayış, anlayış ya da artık ne derseniz. Burada aralarında sorsan belki de kendini sağduyulu, hoşgörülü, etrafında olup bitenlere karşı duyarlı olarak tarif edebilecek insanlardan bahsediyoruz. Söylemek istediğim ülkemizdeki yabancı ve mülteci düşmanlığının münferit hadiseler, marjinal kişiler dairesinden çıkıp ciddi bir toplumsal mevzu haline geldiği…

***

Ülkemizde ve dünyada yaşanan yabancı, mülteci karşıtlığının temel argümanı mültecilerin ülkedeki asayiş olaylarını tırmandırdığı, ekonomiyi olumsuz etkiledikleri, yaşadıkları ülkenin kültürüne uyum sağlayamadıkları yönünde. Oysa daha yeni İçişleri Bakanlığı verilerinden Türkiye’de mültecilerin karıştıkları olayların toplam asayiş olaylarına oranının 2014-2017 yıllarında yıllık ortalama yüzde 1,32 olduğunu öğrendik. Ama genel olumsuz algı her fenalığın altına bir mülteci bulma konusunda pek mahir.

Ülke insanının algısı, yerel halk ve mülteciler arasındaki sorunları tek başına ele almak yerine aslında çok uzun zaman önce mülteciler meselesini masaya yatırmış ve gerekli tedbirleri almış olmamız gerekirdi. Dünya üzerinde hâlihazırda 5 milyon civarında Suriyeli mülteci bulunuyor. Geçen yılki verilere göre ülkemizde yaşayan Suriyeli mülteci sayısı 3 milyon civarındaydı, şimdi ise bu sayıyı aşmış olsa gerek. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın gördüğü en büyük göçten doğrudan ve en çok etkilenen ülke olarak çoktan mültecilerle ilgilenen bir bakanlığı kurmuş olmamız gerekirdi. Geldikleri günden beri kısa süreli konuklar olarak gördüğümüz bu insanları artık burada sürekli kalacaklarmış gibi düşünmeli ve “misafir” tanımlamasından vazgeçip yasal bir statüye kavuşmalarını sağlamamız gerekiyor. Yerel halk ile olan kültürel sorunları aşmaları, toplumla bütünleşmeleri için başta eğitim olmak üzere birçok konuda çalışma yürütülmeliyiz. Kampların dışında yaşayan mültecilerin kaldıkları evlerin kötü koşullarda olmasına rağmen yüksek fiyatlarla kiraladıkları, çalıştıkları işlerde (özellikle mevsimlik ve tarım işçisi olarak çalıştırılırken) ucuz iş gücü olarak görülüp yoğun bir şekilde emek sömürüsüne maruz kalmaları gibi mağduriyetlerin giderilmesi için yasal tedbirler alınmalıdır. Meslek sahibi mültecilerin mesleki devamlılıkları sağlanmalı ve Suriyeli doktor, akademisyen, mühendisler çalışma hayatına kazandırılmalıdır. 1,5 milyona yaklaşan Suriyeli çocukların genel ve dil eğitimi ilgili sorunları aşması konusunda da gerekli adımların acilen atılması gerekiyor.

***

İşin özü ülkemizde yaşayan mültecilere yalnız insani yardımda bulunarak meseleyi çözemeyeceğimizi, bu insanların toplumla olan entegrasyonunun sağlanması gerektiğini, çalışma ve sosyal hayatın her alanında birlikte yaşamanın yollarını geliştirmek zorunda olduğumuzu görmemiz gerekiyor. Ülkeyi yönetenlerin acilen bu yönde bir eylem planını harekete geçirmeleri ve Ensar - Muhacir söylemini basit bir romantizmden öteye taşımaları gerekiyor. Bu meselenin çözümü için artık tek bir gün bile kaybetmemeliyiz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.