Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Suud Ailesi

A+A-

Gerçekleri "bilerek susmak seçtur" ilkesiyle yola çıkmış yazar Nasır el-Said kitabında Suudi Hanedanının aslında Hicaz ve Medine Yahudilerine dayandığını “Vahhabilik Düşüncesini” ne tür din şekli olduğunu açıklıyor.

Yazar Suud’ları, hanedanın Arabistan’daki kabilelere yönelik soykırımlarını incelemiş ve iddiasının ispatı için gerçekleri yansıtan tarihi fotoğraflarla gözler önüne sermiş, İngilizlerle olan yakın ilişkilerine yer vermiştir.

Suudi Hanedanı ile İsrail kurucusu Ben Gurion arasındaki "gizli tutulan" ve hala devam eden ilişkilere yer verdiği “Tarih-i Arabistan” kitabı dikkat çekicidir.

Kitapta, Suud Şecere Ayrıntıları şöyle: Çok kadınla evlenerek bir sürü çocuk yapan ve gizliden kendi inançlarına devam eden, çevresindekilerin tarlalarını, parayla yada oyunla ele geçirip kısa sürede çok büyük bir güç olan, Yahudi Murkadai oğullarından El Mukaran’in iki oğlu olur. Birinin adı Muhammed ötekisinin adı da 'Suud’ idi. İşte aslı yahudi "Suudi krallığı" ismi buradan gelir.

Suudi ailesinin, belki de en önemli Arap: Rabia, Anza ve Almasalih kabileleriyle hiçbir ilgisi olmadığı, Suudi krallarının soyunu Hz. Muhammed’e dayandıran iddianın, Krallık kütüphanesi müdürü Muhammed El Tamimi’ye, Suudi krallığı Mısır Konsolosluğu aracılığıyla, büyük para karşılığı "soy ağacı belgesi" elde edildiği vurgulanıyor.

Zamanla çok güçlenen Suudi ailesi Arapların önde gelenlerini ve kabilelerini, yeteri kadar Müslüman olmamakla ya da dönme olduklarını iddia ederek suçladılar ve adalet ! adıyla bir çoğunu katlettiler. Keza bastırdıkları  ”SUUDI FAMILY” kitabin 98-101. sayfalarında, Necd bölgesinde yasayan Müslümanları 'zındık' ilan etmiş ve "kanlarının, paralarının, mallarının ve karılarının kendilerine kapatma olarak helal" oldukları ve Vahhabi çizgisinde olmayanların "islamlılığı geçersizdir !" denilmektedir.

Suudi hanedanlığı kendileri gibi gizli Yahudi olan Vahhab tarafından kurulan Vahhabilik adı altında yıllardır insanları acımasızca katletmiş, birçok insan yoksul olmasına rağmen, koskoca ülkeyi üzerlerine geçirip, tüm doğal kaynaklardan sadece kendileri yararlanırken, eleştirenlerin cezası İDAMDIR.

Gücünü arttırma adına 20. yüz yılın başlarında Arap bölgesini zorla ele geçiren Suudi ailesinden Kral Abdul Aziz, tuhafça Osmanlı imparatorluğu emrine girmek istemiş fakat tarihbilir devrin aydın yöneticileri: Suudları "kökü belirsiz" zalim,  kalleş, asla güvenilmez ve vahşi diye reddedince, Suudlar İngilizlerle birleşip "bizi kalleşce arkadan hançerleyen" ve bölgede bildiğimiz bir çok katliamı yapmıştır.

Artık Yahudi oldukları “Tarih-i Âl-i Suud” (Suud Hanedanının Tarihi) kitabındaki belgeler yanında, kendi itirafları da yer almakta:

1960 yılında Kahire’de yayın yapan “Savl El Arap” radyosu ile Yemen’de yayın yapan Sana’a radyoları Suudi ailesinin gizli Yahudiler olduğunu iddia ettiler.

Denenleri yalanlamayan Kral Faysal, aksine: 17 Eylül 1969’da Washington Post gazetesine “Yahudi akrabalarımız vardır !, onlara karşı husumet besleyen Arap ve İslam otoriteleriyle ayni düşüncede değiliz !, ülkemiz Yahudiliğin ilk kaynağı olup yeryüzüne dağıldığı yerdir !” demişti.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.