1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Tarih Rövanşlarla Devam Ediyor
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Tarih Rövanşlarla Devam Ediyor

A+A-

Yıl 1967… Yer Sudan’ın başşehri Hartum… Arap-İsrail savaşının ardından Arap zirvesi toplanmış gelişmeleri masaya yatırıyor. Neticede ültimatom gibi bir karar alıyor zirve üyeleri;

-İsrail’le barışa hayır!

-İsrail’le müzakerelere hayır!

-İsrail’in devlet olarak tanınmasına hayır!

Hartum’u ‘Üç hayırın başkenti’ yapan bu kararlar İslam dünyasında elbette coşkuyla, zafer edasıyla karşılanır. Fakat zafer bu kadar kolay değildir; eğilmeden, yamulmadan dik durabilmek gerekir. Sudan önce terörize edildi, sonra 1993’de Amerika tarafından ‘terör listesine’ eklendi.

Ve geçen hafta sonu olanlara bakın;

Sudan Dışişleri Bakanı Ömer Kameruddin, geçiş hükümetinin İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesini kabul ettiğini ve anlaşmanın yasama organının onayıyla yürürlüğe gireceğini söyledi.

Kameruddin’in açıklamalarında garabet cinsinden ifadeler de var: “Sudan’ın uluslararası topluma yeniden entegre olmasının önünü açan, ekonominin toparlanmasına yardımcı olacak tarihi bir adım atıldı. Eski rejimin izlediği politikalar, ülkeyi uluslararası toplumdan izole etti. Bu durum, tarihi boyunca terörizmle ilgisi olmayan Sudan halkı üzerinde zararlı etkiler bıraktı. Sudan’ın terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkartılması halkı için onur mücadelesinde zafer anlamına geliyor, demokrasiye geçişi, aşırılık ve terörizmle mücadeleyi destekliyor.”

Düpedüz “Teslim olduk” demiyor da süslü cümlelerle izole ediyor. Her ne kadar bizim Sudan zihinliler “hoşlanmadıkları bazı dönemleri perdeleme, yok sayma, inkâr etme’ yoluna gitseler de tarihin ‘kaldığı yerden devam etmesi’ gibi bir gerçek vardır. Hiçbir şey yarıda kalmaz, yarım bırakılmaz!

Macron kimin maşası?

Son aylarda Türkiye ile mücadelede aleni tavırlar alan Fransa Cumhurbaşkanı Macron, küresel oyun kurucuların kendisine verdiği Sezar-Napolyon rolünü oynamanın azminde görünüyor. Libya’da darbeci Hafter’i desteklemesi, Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ı da kışkırtarak Türkiye’nin karşısına dikilmesi, Beyrut’un havaya uçurulasından sonra Lübnan’a yeni başbakan atamaya çabalaması ve nihayet Ermenistan’ı yeniden Azerbaycan üzerine kışkırtması da bundandır.

Fransa 20.yüzyılın ortalarında 1 milyonu aşkın Cezayirli Müslümanı katletmiş, 1994 senesinde Ruanda’da 800 bin kişinin canına kıyarak soykırım uygulamıştı. Aynı Fransa yakın tarihe kadar Ermeni terör örgütü ASALA’ya hamilik yapmış, günümüze kadar da PKK terör örgütüne verdiği destekle ülkemizde pek çok cana kıyılmasına yol açmıştır. DAEŞ terör örgütü de Avrupa’dan en çok desteği yine Fransa’dan almıştır.

Macron’un kimin maşası olduğu, ya da ona Napolyon olma rolünü kimin verdiği sorusuna gelirsek; Baron David Rothschild hanedanının üst düzey bankacısı olan Macron, -dikkat edin- siyasi kimliği olmasına rağmen bir önceki Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın önce danışmanı ardından da ekonomi bakanı oldu. Cumhurbaşkanlığı seçiminde şansı en düşük aday olarak görülmesine rağmen diğer adaylar üzerinde oluşturulan şüphelerle Macron’un yıldızı parlatıldı ve seçilmesi sağlandı. Ve göreve geldiğinden bu yana da İslami hedef haline getirdi. Çarli Hebdo’nun Hazreti Peygamber Efendimize yönelik hakaret içerikli karikatürlerine “düşünce özgürlüğü” diye yorumlayan, İslamiyet’i ‘kriz dini’ olarak tanımlayıp, “Fransız İslamı” diye model üretmeye cüret eden, camilere baskın yaptırıp faaliyetlerine son verdiren Macron sahibinin sesi olma görevini yerine getiriyor.

Burada esas soru şu;

Macron’un büyük patronunun Türkiye’de de maşası var mı?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.