1. YAZARLAR

  2. Hayriye Eroglu

  3. Tasavvuf Kur’an ve Sünnetle Kemale Ermektir
Hayriye Eroglu

Hayriye Eroglu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Tasavvuf Kur’an ve Sünnetle Kemale Ermektir

A+A-

İslâm'ın hedeflediği "kâmil insan" olabilmek için, dini hayatı; madde ve mana bütünlüğü, zahir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp ahengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp yaşamak icap eder. Gerçek tasavvuf, İslam’ın zahirine ilaveten, batın planında da kavranıp yaşanması gayretinden ibarettir. Bu ise meşhur tabiriyle; "şeriat, tarikat, hakikat ve marifet" bütünlüğü içerisinde İslâm'ı idrak etmeyi gerekli kılar. Buna tipik bir misal olması kailinden ifade edelim ki; o Şeriatta, doyduktan sonra yemek israftır. o tarikatta ise, doyuncaya kadar yemek israftır. O Hakikatte, kifayet miktarını, Allah'ın huzurundan gâfil olarak yemek israftır. O Marifette de, bütün bunlara ilâveten, nimetlerdeki ilâhî kudret ve esma tecellilerini tefekkür etmeden yemek israftır. Zira yaratılmış her varlık, yaratıcısının sonsuz kudret ve azametine birer delil mâhiyetindedir.

***

Büyük velilerden Şâh-ı Nakşibend Hazretleri, çoğu zaman yemek pişirip sofra kurma işlerinde bizzat hizmet ederdi. Yemek hazırlanırken ve yenirken, kalben uyanık olup bir an bile gâfil kalmamaları için, talebelerine devamlı tavsiyelerde bulunurdu. Müridleriyle birlikte yemek yediğinde, onlardan biri, bir lokmayı ağzına gafletle götürse, derhâl onu yumuşak bir lisanla ikaz eder ve bir lokmayı bile Allah'ı unutarak yemelerine gönlü razı olmazdı. Yemek; zahiren bir ibadet değildir. Fakat Allah'ı zikrederek yenilen her lokma, ibadetlerde feyz ve huşûya vesile olur. Allah'tan gâfil bir şekilde yenilen lokmalar ise, kalbe kasvet, gaflet ve hantallık verir. "Yemek" misali üzerinden verdiğimiz bu İslami hassasiyetleri, adeta bir şablon gibi, ibadet hayatından aile hayatına, komşuluk münasebetlerinden ticari ve iktisadi faaliyetlere kadar, akla gelebilecek bütün beşerî davranışlara tatbik edebilmekle, gerçek manada "tasavvufî derinliğe" ulaşılabilir.

TASAVVUF NEDİR?

Tasavvuf; Cenab-ı Hakk'ı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; imanı ihsân gibi yüce bir ufka taşımanın diğer adıdır. Yani daima ilahi kameraların gözetimi altında bulunduğumuzun farkında olarak, bu şuur ve idrak ile yaşamaktır. Tasavvuf; bir arınma disiplinidir. Allah'tan uzaklaştıran her şeyden sakınarak takvaya erebilme yoludur. Nefsani ihtirasları dizginleyip ruhani istidatları inkişaf ettiren bir manevi terbiyedir. Tasavvuf; Peygamber Efendimiz'e vâris olmuş gerçek mürebbilerin elinde; nefsin tezkiye, kalbin tasfiye edildiği manevi bir mekteptir. Tasavvuf; nefse karşı sulh olmayan bir cenktir.

***

Tasavvuf; ilahi takdire her hâlükârda rıza göstererek Allah ile daima dost kalabilme marifetidir. Hayatın med-cezirleri ve acı-tatlı sürprizleri karşısında, gönül dengesini korumaktır. Varlıkta şımarmayıp yoklukta daralmamaktır. Başa gelen cefaları, ilahi bir imtihan bilip, bunları kendisine bir tezkiye (manevî arınma) vesilesi kılabilme olgunluğudur. Şikâyet ve sızlanmayı unutarak daima hamd ile şükreden "güzel bir kul" olabilme maharetidir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.