1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Tecrit ‘Aşklar’
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Tecrit ‘Aşklar’

A+A-

Bu yazıyı yazarken yazının ismi konusunda epeyce kararsız kaldım. Sebebini açıklayarak devam edeyim. Burada anlatılan aşk asıl manada kişinin hayatını, iç dünyasını, kendisi ile olan konuşmalarını anlatıyor. Şimdi öncelikle şunu kabul edelim, herkesin içinde hiç ama hiç susturamadığı bir deli sürekli avaz avaz bağırıp konuşuyor. Buna bazıları iç ses bazıları kafanın içindeki düşünce ismini veriyor. Her ne isim verilirse verilsin bu vaka gerçek, Hem de tam içimizde... Bazı insanlar bunu çok iyi baskılaya bilirken, bazıları sürekli bu iç sesle hareket etmektedir. Bazıları da benim gibi iç sesini dillendirerek bazı eserler ortaya koymaktadırlar. Ressamların, şairlerin ilham diye adlandırdıkları olgu da budur bu bağlamda.

Bu oluşum kişinin içindeki ‘kişi’ durumu, bazen vicdan, bazen hırs ve beğenilme isteği olarak kendini göstermektedir. Yani klasik tasavvuf mantığı içimizde ki melek-şeytan, savaşı.

Ben çok bu durumun dini boyutuyla ilgilenmiyorum ve anlatmayı planladığım vaka içinde de din olgusu olmayacak. Ya değilse bu benim sözüm değil, ‘Allah söylettiriyor’ diye, milleti kandıran, beş para etmeyen kitaplarını oldukça pahaya satan, her hastalık için dua yazıp kendilerinde bir hastalık olduğunda beş yıldızlı özel hastanelerde özel doktora muayene olan,

Allah’ın kitabı yerine, falanca şöyle nakil etti diye hadis uydurup, anlattıkları masallarla milleti kendine inandıran şarlatanları da anlatmam gerekir ki hiç gerek yok.

***

Hayat=Aşk mantığından devam edecek olursak, İyi hayatın, hayatın kendisine aşık olmak olduğunu söyleyebilirim. Belki de bu yazı kendi iç dünyama bir yolculuk olurken, iç sesimle mücadelemi de ortaya koyacak. Öyle ya da böyle seçimlerimizin sonuçlarının mutluluk veya hüzün olarak bize döndüğü yaşamımızda, hayallerimizin peşinden ne kadar gidebiliyor isek o kadar yaklaşıyoruz mutluluğa. Veya tam tersi ümidimizi kaybettiğimiz her durumda da hüzünlerle karşılaşmamız kaçınılmaz hale geliyor. Karşımıza çıkan bütün insanların hayatımızı devam ettirirken olgunlaşmamıza iç dünyamızın genişlemesine iyi veya kötü yönde muhakkak ki büyük bir etkisi oluyor. Şimdi biraz açalım konuyu, bazıları sizi çıkarları gereği sömürmek için hayatınıza girer. Bu çıkarlar maddi olabileceği gibi, sizin tahmin edemeyeceğiniz hal ve hareketleriyle, hayat enerjinizi de çalmak suretiyle de olur. Bu tip insanlarla 24 saatte 24 ayrı ruh hali içine girersiniz. Bu insanları hayatınızdan çıkarmayı başardığınızda  ise mutluluğun ve huzurun kapılarını kendi elinizle aralıyor hele gelirsiniz. Bu insanların bize öğrettiği, sahte ilgiye, güzel söze, inanmamamız gerektiğidir.  Sevmenin kendinden bir şeyler vermek olduğunun farkında değillerdir.  Burada anlattığım sadece maddi olgular değildir. ‘İlgi’, ‘Alaka’, ‘Merak’, gibi sosyal hayatla alakalı durumlardır. Sizin için fedakârlık yapmayan kişinin size hissettirdiği sevgi duygusu da sahtedir ve bu sahte sevginin farkına vardığınız da canınız oldukça yanar ve maalesef ki bu benim hayatımda tecrübeyle sabittir birçoğumuzda olduğu gibi. Bu tip kişiler sürekli sadakat beklerler, fakat kendileri sadakatsizdirler. Sevgi beklerler, Ama sevgisizdirler. Sürekli ilgi beklerken, kendileri ilgilenmiyormuş gibi yaparak size kendinizin değersiz olduğunu düşündürürler.  Sürekli bir psikolojik baskı altında, elinizi ayağınıza dolandırırken sahte mutluluklarıyla kısa bir süre için eğlenirler.

***

Genel manada iç sesiniz bu tip insanların yaşattığı travmaları analiz ederken sizi hüzün bataklığının içine çeker. Dolayısıyla kendinizi hayattan (aşk'tan) tecrit edersiniz ve bunun farkına bile varmazsınız. Bunu ben defalarca yaşadım ve yaşıyorum. Bu durumda yapmanız gereken, enerjinizi çalan, bugün söylediğini veya yaptığını, ilerleyen zamanlarda inkâr eden veya hatırlamadığını söyleyen, kafasının içinde kurduğu olayların sonuçlarını, sizden çıkaran tutarsız insanlar yerine, kalbinizde, sevip güvenebileceğiniz insanlara yer açmaktır. Buradaki en önemli nirengi noktası, içinizin bir insana tam olarak güvenmesidir. İç sesinizi dinleyin. Eğer olumsuz bir his içinize geliyor ve kurtulamıyor iseniz olumsuz düşündüren insan veya olaylardan uzak durun. Hayatınıza alacağınız insanların kalitesi, ön adı ne olursa olsun, (sevgili, arkadaş, dost, kanka), önemlidir. Ve hayat=aşk denkleminde, mutluluğa veya hüzne karşı olan adımlarınızı hızlandırır. Bunu her ne kadar tavsiye etsem de çok zaman ben uygulayamıyorum. Hayat her hatayı kendimizin yapacağı kadar ve vefasızlara vefa gösterilecek kadar uzun değil. Bu yazıdan ve bu şizofren yazardan ders alın. Sevginize, samimi olarak sevgi gösteren, solunuzda, sahte aşıklar, (sevgili, dost, arkadaş, kanka) yolunda olsun. ‘Yolun, yoldaşın, kadardır’ derler eskiler. İnşallah kabre kadar yoldaş olacak insanlar çıksın karşımıza.

Saygılarımla.

 

  

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum