1. YAZARLAR

  2. Osman Baha Gezici

  3. Toplumsal Yozlaşma
Osman Baha Gezici

Osman Baha Gezici

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Toplumsal Yozlaşma

A+A-

Toplum içerisinde ahlaki karmaşanın oluşması ve zamanla kişi faydacılığının her şeyin önüne geçmesi toplum içerisinde ahlakı yozlaşmanın temelini oluşturur. Toplumda gerçekleşen bu yozlaşmanın temeli, ahlak ilkelerinde atılır. Toplumun ahlakını sarsacak şekilde ortaya çıkan bu durum, başka bir toplumun etkisiyle daha çok gözler önüne serilir. Çünkü bir toplumun ahlakını bozacak olan etken, içsel olaylardan daha çok dış ülke ve toplumlarda meydana gelen olaylardır. Ama bu olayların doğurduğu sonuçları üstlenen (üstünde kalan) toplumun önde gelen isimleri olmuştur. Yozlaşmış veya yozlaşmakta olan bir toplumun, sahip olduğu değerlerinin üstünün silinmesi çok uzun zamanlarda farklı yer ve bölgelerde ortaya çıkmaktadır. Bu etki nesilden nesle aktarılarak devam eder ve belirli zamanlarda patlaklar verir. Bu dönemlerde oluşan olaylardan 20. yüzyıl kuşağı sorumlu tutulmaz. Bu yozlaşmanın tek sorumlusu içinde yaşadığımız çağın gençleridir.

Yozlaşma, terim anlamıyla kötü bir durumu ifade etmektedir. Bundan dolayı iyisini alalım kötüsü sizde kalsın gibi bir durum söz konusu olamaz. Yozluk, yozluktur! Ancak, ‘yozlaşmanın’ karşısına ‘değişimin’ getirilmesi, bu terimi olumlu bir hale getirir. Böylelikle toplumun değişimi ile yozlaşması arasında uçurumlar oluşur. Bu uçurum ise toplum içerisindeki çatışmaları oluşturur. Bu çatışma, değişen toplum ve yozlaşan toplum arasında ortaya çıkan nesil çatışmasından başka bir şey değildir! Hangi neslin yozlaştığı ve hangi neslin değiştiği sorusuna toplum dışında cevap aranamaz.

Toplum içerisinde yaşayan bireylerde oluşması beklenen farkındalık, toplumsal değişimi kucaklar. Ancak birçok kimse gençlik ahlakının bozulduğunu düşünmekten halen vazgeçememiştir. Gençlik ahlakının bozulduğunu düşünen kimseler, yozlaşmaya uğrayanların kendileri olduklarından haberleri bile yok. Çünkü orta yaşlı ve yaşlı kimselerin ahlakının bozulduğu hiçbir zaman görülmedi. Ahlakı değişmeyen ve gelişmeyen her kimse yozlaşmaya mahkûmdur! Yozlaşan ve yozlaştığı yerde kalan neslin, değişmemeye mahkûm edilmiş gençleri… Elbette bu duruma son verecektir.

Ülkemize sözde geçici olarak getirilen bazı ülkelerin vatandaşları, zamanla toplumumuzun kimliğini nasıl benimsemeye başladıysa, önceki neslin yeni nesli benimsemesi de aynı bu şekilde gerçekleşecektir. Her şeyin teorisi gibi toplumsal çözülmeyi ortaya koymak da benimsemekten geçer. Benimsemekten kasıt; bir şeye kendi malı gibi sahip çıkmak değil, bir şeyi kendinden biri olarak görmektir. Eğer ki bizler, toplumda gerçekleşen değişimleri benimsersek onların değiştiğini anlamayacağız bile! Bütün kuşaklar için yozlaşmanın ortadan kalkması ve değişimin gerçekleşmesi benimsemekle aşılacaktır.

Bizler nereye gidersek gidelim birbirimize öfke ve nefret ile karşılamaktan alıkoyamıyoruz. Üstelik bu öfke, içimizden gelen gerçek bir öfke değil. Sadece olması gerektiğini düşündüğümüz öfke. Nesiller arasında oluşan bu gizli öfkenin ortadan kalkması için anlamak ve anlaşılmak gerekir. Yani toplumda oluşan yozlaşmanın değişime uğraması için öfkenin her iki nesil arasında da yumuşatılması ve sonrasında tamamen ortadan kalkması gerekir. Ancak bu şekilde toplumun ahlaki temelleri yerine oturur. Gelecek neslin karmaşık görülen yapısı da böylelikle çözüme kavuşacaktır.

Gelecek nesli düşünen toplum, her zaman bir adım önde olmuştur. Toplumu oluşturan bireyler ise yaşadıklarını gelecek nesle yaşatmamak için çabalamalıdırlar. Ahlaki yozlaşmanın temelini oluşturan öfke, yerini sevgiye ve farkındalığa bırakmalıdır. Çünkü gittiği yolun farkında olmayan insanlar tesadüfler yolcusudur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.