Fatma Nur Namlı

Fatma Nur Namlı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Toprak Mucizesi

A+A-

Toprak muhteşem bir varlıktır. Toprak da insan gibi canlıdır. İçinde çok sayıda canlıları barındırmaktadır. Ayak bastığımız bir toprak katmanında yaklaşık olarak 35-42 adet farklı canlı yaşamakta veya buradan etkilenmektedir. Toprağı kendilerine ev yapan canlılar; karıncalar, köstebekler, solucanlar, böcekler, kırkayaklar, nematodlar, kollemboller, rotatorlar, amipler, tesbih böcekleri, toprak pireleri, yumuşakçalar, örümcekler, kamçılılar, bakteriler, mantarlar ve alg vb cinslerinin çok sayıdaki türleridir.

Toprak, bünyesindeki cansız varlıklar çok sayıda elementten meydana gelmektedir. Bunlar; oksijen, silisyum, alüminyum, demir, kalsiyum, sodyum, potasyum, magnezyum, titanyum, fosfor, azot, kükürt, demir, çinko, bakır, mangan, bor, molibden, klor gibi elementlerdir.

Toprak fabrika gibidir. Sürekli üretim yapar. Meselâ, solucanlar toprağın cansız olan kısmını yer ve dışkısı ile o toprak bitkiler için faydalı hale getirilir. Toprakta boşluklar teşekkül eder. Boşluklara su ve hava dolar. Bakteriler ve diğer parçalayıcılar tarafından bitki ve hayvan atıkları parçalanarak bitkilerin kullanabileceği hale getirilir.

Toprakla insan bedeni arasında benzerlik dikkat çekici oranda fazladır. Yaratılışından dolayı topraktaki bu muhteşem sistemle insan bedeni arasında büyük benzerlikler vardır. Her ikisi de oksijen alıp karbondioksit veriyor. Aynı elementleri taşıyorlar. Oksijen, karbon, azot, kalsiyum, potasyum, sodyum, kükürt ve daha fazlası her ikisinde de bulunuyor.

Toprak, ana kucağına benzer, bütün canlılar gibi insanoğlu için de ana kucağı gibidir. Şüphesiz insan bedeni topraktan yaratılmıştır.

Toprak, canlıları sadece bağrından çıkarmakla kalmıyor, onların hayatı boyunca ana şefkati ile büyümelerine, beslenmelerine vesile oluyor. İnsanlara açtıkları bağırlarını bitki tohumlarına da açıyorlar. Bitkiler; bakterilerin ayrıştırdıkları organik maddeleri solucanların kullanılabilir hale getirdiği toprakları ve açtıkları boşluklara dolan hava ve suyu alarak çimleniyor, besleniyor, gelişiyor ve bu şekilde mahlûkata besin üreterek hizmet ediyor.

İnsanların tabiî kaynakları sürdürülebilir olarak kullanmamaları aşırıya kaçmaları sonucunda iklim değişiklikleri görülmekte, denizler kabarmakta, kasırgalar artmakta ve kaçınılmaz sona doğru gidilmektedir. Toprağın israfı ve tabiî kaynakların bozulması, toplumunun bozulması ile paralel gitmektedir. Topraklarımız da insanoğlunun aşırı kullanımı sonucunda sellerle denizlere oluk oluk taşınmaktadır. Bu gidişe ‘dur’ diyebilir miyiz bilemiyorum. Ama ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmalarına ağırlık vererek denizlere oluk oluk akan bu sellerden ne kurtarabilirsek kârdır. Bizim bedenimize bağrını doğumdan ölüme kadar ve ölümden sonrasında da açan toprağa hak ettiği değeri vermeli ve onu daha fazla üzmemeliyiz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar