1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Trajikomik Vakalar (2)
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Trajikomik Vakalar (2)

A+A-

Bütün vakalar ‘din adına’ ama içinde bizim kutsal dinimize dair bir şey yok. Sosyal medyada yer bulan trajikomik vakalara devam ediyoruz.

***

Ankara Altındağ Belediyesi, toplu konut için etüt yaparken, kendi kayıtlarında bulunmayan bir türbeyle karşılaştı. Türbenin 1993 tarihli kitabesi vardı, “kayıp evliya hazreti imam Ali Rıza”nın türbesi olduğu yazıyordu. Vatandaş türbeyi yıktırmamak için direniyordu. Türbeye yıllardır adaklar adanıyor, dualar ediliyordu. Kültür Bakanlığı'na başvuruldu. Hazreti imam Ali Rıza türbesinin, İran'ın Meşhed kentinde olduğu ortaya çıktı. Altındağ'daki çakma türbeyi yıktılar, haliyle boş çıktı. Çakma türbeyi, polis kontrolünden kurtulmak için, uyuşturucu tacirlerinin yaptırdığı, alışveriş adresi olarak kullandıkları anlaşıldı.

***

İzmir'de türbe zannedilen odayı incelediler, kabir filan yok, sandukalardan 400 yıllık el yazması kitaplar çıktı. Türbe diye dua edilen kitaplarda, astronomi, felsefe, matematik ve tıp anlatılıyor!

***

Dönemin Diyanet İşleri Başkanı Profesör Ali Bardakoğlu bangır bangır açıkladı… “Hacılarımız Türkiye'ye kargoyla zemzem suyu göndermesin, Türkiye'den de sakın zemzem suyu almasın, çünkü, Suudi Arabistan hükümeti, zemzem suyunun Suudi topraklarından çıkarılmasına kesinlikle izin vermiyor. Hacılarımızın Türkiye'ye göndermek üzere kargoya verdiği zemzem suları, sınırda dökülüyor. Türkiye'de yeniden dolduruluyor, insanlarımız zemzem suyu diye Şekerpınar suyu içiyor, hacılarımız aldatılıyor” dedi. Bana mısın diyen olmadı… Zemzem satışı bir litre bile azalmadı.

***

Umre ziyareti için kutsal topraklara giden vatandaşlarımız, deve sidiği içerek hastanelik oldu.

Niye içtiniz diye sordular. Şifa için dediler.

***

Ramazan vesilesiyle iftar programına katılıp “hocam hayırlı ramazanlar, intihar edip kendimi yakmaya kalkıştım, üstüme tiner döktüm, orucum bozulur mu?” diye soran vatandaş var bu ülkede.

***

Melikgazi'yi yediler birader… Haberi Anadolu Ajansı servis etti. Milliyet gazetesi “Melikgazi'yi çorba yaptılar” manşetini attı. Hürriyet gazetesi “Melikgazi'yi aganigi ilacı yaptılar” başlığıyla duyurdu. Çünkü… Sayın ahalimiz, Kayseri'deki türbeye çaktırmadan giriyor, sandukayı açıyor, Melikgazi'nin mumyasından küçük parçalar tırtıklıyor, şifa niyetine çorba yapıyordu. Çocuğu olmayan kadınların, rahmetli Melikgazi çorbasından içer içmez hamile kaldığı söyleniyordu. Melikgazi'nin dişlerini söküp, öğütüp, çay gibi kaynatıp, içiyorlardı. Sayın devletimiz müdahale edene kadar, Melikgazi'nin sol kolunu komple koparıp götürdüler!

***

İstanbul Boğazı'nın Avrupa yakasında, tam Karadeniz'le birleştiği noktada Rumelifeneri var.

O fenerin içinde ne var biliyor musunuz? Yatır var! İnanmayan gitsin kendi gözleriyle görsün… Koskoca dünyada, içinde yatır bulunan tek deniz feneri, bizde.

Çünkü, tee 1856 yılında Fransızlar tarafından inşa edilirken, duvarı çöktü, yaşlı bir teyze “orada yatır vardır, ondan çökmüştür” dedi, sayın ahalimiz “he valla olsa olsa öyledir” diye tasdik etti, fener inşaatını durdurmaya kalktılar. Fransızlar baktı ki olacak gibi değil, türbe benzeri bir şey yaptılar, sonra da etrafını ördüler. 

***

Bu ve buna benzer vakalar ne yazmakla biter ne anlatma, her gün yeni bir dolandırıcılık, din ile aldatma vakası duyuyor ve üzülüyoruz.

Türk tarihi boyunca devlete musallat olan sapkın tarikatların “din boyası”nı kazıyalım desek bu traji komik vakaların altından daima iki sebep çıkar.

Birincisi, cahil vatandaş. İkincisi, bunları maşa olarak kullanan kapitalist ülkelerin yabancı istihbarat teşkilatları.

Bu anlattığım tespit hiç değişmez.

Saygılarımla.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.