1. HABERLER

  2. KONYANINSESİ

  3. Türkiye Arakanlı Müslümanlara İkinci Sahra Hastanesi İçin Çalışmalara Başladı
Türkiye Arakanlı Müslümanlara İkinci Sahra Hastanesi İçin Çalışmalara Başladı

Türkiye Arakanlı Müslümanlara İkinci Sahra Hastanesi İçin Çalışmalara Başladı

AFAD Başkanı Güllüoğlu:- "(Cox's Bazar'da) İkinci bir hastane ve etrafında sağlık ocaklarının olması ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor"- "Burası (kamplar) bir şehir olsaydı muhtemelen dünyanın en yoğun şehirlerinden biri olurdu"- "(Arakanlı Müslümanl

A+A-

ANKARA (AA) - DİLDAR BAYKAN/SÜMEYYE ÖZER - Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Mehmet Güllüoğlu, "(Arakanlı Müslümanlar için Cox's Bazar'da) İkinci bir hastane ve etrafında sağlık ocaklarının olması ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor ama bu yoğun alanda arsa bulmak da zor. Bu hizmetleri oraya götürmek zor ama bugüne kadar orada bir yere geldik, devam da edeceğiz. Bangladeş hükümetiyle bu konudaki görüşmeler devam ediyor." dedi.

Güllüoğlu, Arakanlı Müslümanlar krizine ilişkin yürütülen yardım çalışmalarını AA muhabirine anlattı.

Arakanlı Müslümanlar sorununun yıllardır devam ettiğini ancak bu sorunun 25 Ağustos 2017'de bu zamana kadarki en üst seviyeye çıktığını ve 600 bini aşkın kişinin Bangladeş'e göç etmek zorunda kaldığını anımsatan Güllüoğlu, krizin en başından bu yana Türkiye'nin hem hükümet hem de sivil toplum kuruluşları nezdinde bölgede faaliyet gösterdiğini belirtti.

Güllüoğlu, Türkiye'nin bir taraftan krize ilişkin diplomatik gelişmeleri takip ederken diğer taraftan da insani hizmetlere devam ettiğini kaydederek, "Türkiye hem resmi kurumlarıyla hem sivil toplum kuruluşları ile 25 Ağustos'tan bugüne kadar 10 milyon dolardan daha fazla yardım ulaştırdı. Bölgedeki faaliyetlerimiz sürüyor, yetimhaneler, konutlar inşa ediyoruz. Sağlık Bakanlığıyla AFAD olarak açtığımız bir hastane var. Sıcak yemek hizmeti, barınma, kıyafet, gıda gibi birçok alanda yardım faaliyetlerimiz devam ediyor." diye konuştu.

Bangladeş makamlarıyla hem Türkiye'de hem Bangladeş'te görüşmelerin sürdüğünü ve daha fazlası için hazır olduklarını her zaman ifade ettiklerini aktaran Güllüoğlu, "Ancak, bu kolay bir konu değil. Hem Bangladeş hem Myanmar açısından yıllardır devam eden bir konu ama en nihayetinde orada etkilenen yüz binlerce insan var, bebekler var, kadınlar var." değerlendirmesinde bulundu.

- "Dünyanın en yoğun kamplarından biri burası"

Güllüoğlu, dünyanın birçok yerinde mülteci kampları ve şehirleri gördüğüne işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burası (kamplar) bir şehir olsaydı muhtemelen dünyanın en yoğun şehirlerinden biri olurdu. Kamp olarak dünyanın en yoğun kamplarından biri burası, muhtemelen de dünyanın en yoğun kampı burası ve yüz binlerce insan barınak diye ifade edebileceğimiz bambulardan bir iskelet ve üzerinde naylon branda olan 10 metrekarelik yerlerde yaşıyor."

Bangladeş'te havanın şu anda iyi olduğunu ancak nisandan sonra tekrar yağmur sezonunun başlayacağını aktaran Güllüoğlu, "Yağmur hakikaten çok yoğun oluyor. Barınma hala en önemli ihtiyaçlardan bir tanesi. Yoğun yağmurdan sonra her taraf çamura dönüyor. Biz de bu yönde yardıma hazır olduğumuzu Bangladeşli makamlarla görüşmeye devam ediyoruz. Oradaki kampta kalan insanların gıda sağlık ve diğer ihtiyaçlarına erişimini artırmaya yönelik çalışıyoruz ama birinci ihtiyaç yine barınma." ifadelerini kullandı.

- "İnsanların geri dönüşünün sağlanması lazım"

Güllüoğlu, uluslararası toplumun ve diğer ülkelerin buradaki insanların ihtiyaçlarını gidermek için daha çok çalışması gerektiğine işaret ederek, "Öncelikle insanların geri dönüşünün sağlanması lazım ancak bu süreç devam ederken de orada kaldıkları müddetçe önceden yapılması gereken insani desteklerin alınması gerekiyor." diye konuştu.

Kamplardaki en büyük ihtiyaçlardan birinin de sağlık hizmeti olduğuna ve ocak ayında Türkiye'nin burada bir sahra hastanesi açtığına değinen Güllüoğlu, şunları kaydetti:

"Birinci basamak sağlık hizmetinden çocuk hastalıkları, kadın doğum ve genel cerrahi hizmetlerine ulaşabilecekleri bir hizmet olsun diye bu çalışmayı başlattık ve Türkiye'den gönderdiğimiz sağlık malzemeleri, yerinden edindiğimiz ilaçlar, hem yerel personel hem Türkiye'den giden uzman doktorlarla beraber bu hizmeti vermeye başladık. Çok da doğru bir iş yaptığımızı düşünüyorum."

- "İkinci hastane çalışmalarımız devam ediyor"

Güllüoğlu, hastaneye talebin yoğun olduğunu, bugüne kadar 2 bin kişinin bu hastanede tedavi edildiğini, hastanede Muhammed Alperen adı verilen bir bebeğin de dünyaya geldiğini aktararak, "İkinci bir hastane ve etrafında sağlık ocaklarının olması ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor ama bu yoğun alanda arsa bulmak da zor. Bu hizmetleri oraya götürmek zor ama bugüne kadar orada bir yere geldik, devam da edeceğiz. Bangladeş hükümetiyle bu konudaki görüşmeler devam ediyor." dedi.

Bangladeş ve Myanmar hükümeti arasında Kasım 2017'de imzalanan anlaşmanın uygulanması ve Arakanlı Müslümanların geri dönüşünün sağlanmasının bu iki ülke başta olmak üzere tüm dünya tarafından takip edildiğini belirten Güllüoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Göç krizi dünyada hala milyonlarca insanı etkiliyor. O yüzden dünyanın bu konuda ilgili ülkelere, ilgili yetkililere destek vermesi gerekiyor. Barış ortamının yeniden tesis edilmesi gerekiyor. O yüzden evet bu anlaşma olumlu bir adım ama her şey bitmiş değil. Hem bu anlaşmanın neticelerini takip etmek gerekiyor hem de geri dönen insanların yaşayacağı barışın sağlandığı ortamın izlenmesi gerekiyor diye düşünüyorum."

- Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Birleşmiş Milletler'in (BM) açıkladığı son verilere göre, geçen yıl 25 Ağustos'tan bu yana Myanmar'daki şiddetten kaçan 688 bin Arakanlı Müslüman Bangladeş'e sığındı. Arakan'da 1970'lerde yaklaşık 2 milyon Müslümanın yaşadığı tahmin edilirken sistematik saldırılardan kaçış nedeniyle bu sayı 300 binin altına geriledi.

Öte yandan uluslararası insan hakları kuruluşlarının yayınladığı uydu görüntülerine göre, bölgede Müslümanlara ait 350'den fazla köy yakıldı.

Arakanlı Müslümanların topraklarına dönüşü için Myanmar ve Bangladeş hükümetleri, 23 Kasım 2017'de anlaşma imzalamıştı. Anlaşmaya göre Myanmar'a dönmek isteyenler, Bangladeş'e geçmeden önce Myanmar'da yaşadıklarına dair belge sunmak zorunda ancak 1982'de vatandaşlık hakları ellerinden alınan Arakanlı Müslümanların Myanmar'da kayıtlarının bulunmaması ciddi sorun yaratıyor. Anlaşmada, Bangladeş'e geçen Arakanlı Müslümanlara bu ülkede BM tarafından verilen belgelerin de Myanmar hükümetinin "onay" sürecinden geçmesi gerektiği belirtiliyor.

Ayrıca anlaşmanın imzalanmasından itibaren 2 ay içinde Arakanlı Müslümanların topraklarına dönüşünün başlaması gerekiyordu ancak Arakanlı Müslümanların eve dönüş sürecinin ertelendiği duyuruldu ve bugüne kadar herhangi bir somut adım atılmadı.



Kaynak: AA

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.