1. YAZARLAR

  2. Furkan Er

  3. Türklerin Bağımsızlık Sevdası-1
Furkan Er

Furkan Er

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Türklerin Bağımsızlık Sevdası-1

A+A-

Acun yaratıldığı günden değin, kişioğlu bağımsızlık gayesi ile yaşamıştır. Ancak Tanrı bu gayeyi her millete aynı oranda vermemiş, bu gayeden en çok nasibini alan millet Türk milleti olmuştur. Türkler her devirde bağımsızlığı canlarından önde tutmuştur. Ama burada bir etken daha vardır ki, eğer tam olarak anlayamazsak, Türklerin bağımsızlık sevdası ile karıştırırız. Bu etken Cihan Hakimiyeti Mefkuresidir. Bu mefkure ile doğuda Çin’in Kingan Dağları, batıda Adriyatik denizi, kuzeyde Sibirya, güneyde Hicaz’a kadar büyük bir hakimiyet sahası kurulmuştur. Uygurlara Göktürk devletini yıktıran, Selçuklu’yu Gazneli üzerine sefere tayin ettiren, Timur’u Çin’e değilde Bayezid üzerine götüren, Uzun Hasan’ın kutlu devletine Fatih’in atlarının nal izini bıraktıran, Yavuzla şahı karşı karşıya getiren şey bağımsızlık gayesi değildi. Bu savaşları besleyen şey yalnızca cihan hakimiyeti mefkuresi idi. Moğol hakanı Cengizhan’ın söylediği şu söz bu fikri tam olarak açıklar: ’Nasıl gökte tek bir tanrı varsa, yerde de tek bir han olmalıdır.

***

Tanrı’dan aldığı kut üzre budunu yöneten Türk kağanları, kendilerini Tanrının yeryüzündeki eli olarak düşündükleri için acunu kimse ile paylaşmak istememişlerdir. Bu yüzden aynı ırkı paylaşsalar bile mücadeleden geri durmamış, koca acunu tek başına yönetmek istemişlerdir. Attila, kendisini Tanrı’nın kırbacı olarak görürken, Kanuni Sultan Süleyman Fransa vilayetinin Kralı Fransuva’ya yazdığı mektupta kendisini Tanrının yeryüzündeki gölgesi olarak ifade etmiştir. Kısa vadede bu fikir Türkleri birbirine kırdırmışsa da uzun vadede bizi Türkistan’ın bozkırından alıp Avrupa’nın engin ovalarına götürmüştür. Eğer Türklerde böyle bir anlayış olmasa idi, muhtemelen Çin gibi bir müstakil devlet kurup bin yıllarca aynı topraklarda esir kalacaktık. Eğer böyle bir anlayış olmasa idi, tarihin hacmi bu kadar büyük olmayacaktı.

***

Türklerin bağımsızlık sevdasını tarihi süreçte incelemeye alırsak öncelikle Sakalardan başlamalıyız. Sakaların döneminde yapılan Turan-İran savaşları, Tomris Hatun’un destansı mücadelesi bağımsızlığın ilk örnekleridir. Bunları takip eden süreçte Mete Han’ın Yüeçilerle savaşı yer alır. Bu mücadelelerden sonra Mete Han’ın yirmi altı budunu bir kıldım dediği Büyük Türk Birliği bağımsızlığın en güzel meyvesi, kızıl elmasıdır. Aslında duygusal olarak baktığımızda başlangıç Çi çi Yabgunun Ho-han-ye’ye karşı gelip Çin esaretine girmemesidir. O bizim tarihimizin en büyük bağımsızlık sembolüdür. Sarayında kuşatıldığı vakit dahi gönlünde hep Türk’ün hür yaşaması gerektiği inancı vardı. O Çin’in yaldızlı sarayları yerine, Türkün uçsuz bozkırlarını gösteriyor ve ölümü beklerken şu sözleri söylüyordu:

“Boyun eğmeyeceğiz. Zira öteden beri Hunlar kuvveti takdir eder, tabi olmayı hakir görürler. Savaşçı özelliklerimiz sayesinde adı yabancıları titreten bir ulus olduk. Zira bilirler ki savaşta muhariplerimizin kaderi ölümdür. Biz ölsek de kahramanlığımızın şöhreti kalacak, çocuklarımız ve torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaklardır.”

Yarın devam edeceğiz…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.