Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yağmalanıyoruz

A+A-

Ülke olarak ekonomik bir krizin içinde ve savaşın eşiğindeyiz. Kendi ülkemizde kendi milletimiz bir bir bölünüp parçalanıyor. Bu bölünmeyi kimi zaman ‘din’le,

kimi zaman ‘siyaset’le, kimi zaman ‘taraftarlık’la gerçekleştiriyorlar. 

Saydığım bu maddelerin her biri için bir sürü gruplar bilinçli bir şekilde oluşturulmakta. 

Bu görünenlerin sadece bir kısmı. Uyuşturucu ticareti hat safaya gelmiş, insanlarımız fuhuş, kumar, uyuşturucu, faiz ve borç batağına çekilmiştir. Bu saydıklarımı polis dosyalarından görebilirsiniz. Polis ne yapsın toplum bu hızla bilinçli bir şekilde bozulmaya devam ettikçe. 

Üretim neredeyse durdu. Bankaların 100 bin liraya 3 bin lira aylık faiz verdiği bir zamanda insanlar neden riske girsin iş yeri açsın veya gayrimenkul alsın. Şu an dönen nakit sadece tefecilerde ve taksitle alınan malları yarısından aşağıya alıp satan veya depolayan tüccarlarda. 

Benim bu anlattıklarım bilinmiyor mu?

Bu gün hangi partiden olursa olsun siyasi veya bürokrasi desteği olmayan bütün iş adamları ve iş yeri sahipleri batmanın eşiğinde. Adliyedeki dosya sayılarındaki artışları bir inceleyelim. İlk sıra icra ve yolsuzluk. İkinci sırada boşanma davaları. Üçüncü sırada kadına şiddet ve tecavüz davaları. Dördüncü sıra uyuşturucu... Ne demek istediğim sanırım anlaşılmıştır. 

Üretimin olmadığı bir ülkede iş imkanı da olmayınca vatandaş iyiden iyiye insanlıktan çıkmaya başladı.  Cebinde para olmayan bir babadan evinde huzurlu olması nasıl beklenebilir ki. 

Atatürk’ten sonra ki zamanlarda diyebilirim ki, neredeyse üretim için bir çalışma siyasiler tarafından yapılmamıştır. Daha var olanlar satılmış veya zarar ediyor bahanesiyle kapatılmıştır. Haliyle paradan para kazanma dönemi başlamış,

Fabrikaların satışlarını bir inceleyin derim geriye dönük yirmi yıl için. Tamamına yakını yabancıların elindedir şu an. Bir çoğu modernizasyon altında işçi çıkarmış üretimi durdurmuş fabrikaları boş atıl binalar haline getirmişlerdir. Sorduğunuzu duyar gibiyim neden alıp işleyen yerleri kapatsınlar neden zarar etsinler? Amaç bu zaten o insanlar için kazanç o fabrikaların iş yapmaması işçi çalıştırmaması... Ülkenin ormanları yakılıp hangi ülkelerin zenginlerine otel veya villa arazisi olarak satılmış bir bakın. Kendi ülkemizde kendi devletimizin 'hazine arazisi' diye bilinen araziler 'sit alanı' diye çevrilip vatandaşımız bu arazilerin içine sokulmaz iken kimlere neden satılmış inceleyin. Bu yaşananlar hep bir planın parçası. Atatürk’ten intikam alan batının ve yerli işbirlikçilerinin planı. 

Zannetmeyin dolar düştü yükselmeyecek. Borsa canlanacak falan filan masallarına. Dolar 2019’da 7 seviyesinin üzerine sabitlenip hepten devalüasyonla bizi karşı karşıya getirebilirler. Bunu not edin...

Ülkenin ihtiyacı olan aylık 300 milyar dolar sıcak para var. Bu bulunmadığı takdirde iş zor. 

Bunu görmek için ekonomist olmaya gerek yok. Benim gördüğüm alınan bir önlem de yok. 

Parça parça hale getirilirken yağmalanıyoruz ve bu yağmanın karşısında gösterilebilecek bir 'Milli Birlik' olsun istemiyorlar. 

Türkiye Cumhuriyeti'nin yalnız tabela ismi kaldığı günümüzde. Bizi kendi paramızla kendi mal varlığımızla satın alıp köleleştiriyorlar... Ülkemizdeki etnik grupların sayısı hızla artarken asimile hale getiriliyoruz. Bir de Araplaştırılıyoruz yavaş yavaş. 

Bu işlerin hepsi eğitimi bozmakla başladı.  Önce yetişmiş beyinlerimizi ya kaçırdılar y ada hapislerde süründürdüler yıllarca... Şimdi ülke üniversite mezunu işsizlerden geçilmiyor. 

Babasının işi veya parası olanlar da o işi veya parayı batırana kadar sekiz on yıl oyalanıp sonrasında işsizler kervanına katılıyor. İki kelimeyi yan yana getirip iletişim kuramayan gençlerden oluşan çok büyük bir kitlemiz var...

Bunların sorumlusu bugünkü siyasiler mi peki? Hayır tamamı bunlar değil, Bu oyun İsmet İnönü ve Adnan Menderes’le başladı. 

Cumhuriyetle birlikte Başbuğ Atatürk’ün kaldırdığı imtiyazlar (kapitülasyonlar), İnönü eliyle İngilizlere, Adnan Menderes’le Amerikalılara yavaş yavaş verildi. Süreç devam ediyor.

Uzun lafın kısası: Bu böyle gitmez, Allah sonumuzu hayır etsin. 2019’da başlaması muhtemel bir savaşta ne hale geliriz, getiriliriz düşünmek bile istemiyorum... Her zaman varlığında hiç şüphe etmediğim ‘stratejik aklın’ geleceğimizle ilgili adımları atacağını umarak yazımı noktalıyorum esen kalın.

Ya değilse işimiz zor...

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.