1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Yaşasın Cumhuriyet-1
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşasın Cumhuriyet-1

A+A-

Her şeyden önce şunu iyi anlayalım. Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün biz Türk Milletine armağan ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kökü asırlık Türk devlet geleneğinde yatan, modern, tam bağımsız, çağdaş uygarlık düzeyini yakalamayı ve demokrasiyi hedef edinen bir devlet olarak tarihteki yerini alacaktır.

Atatürk şöyle der: “Benim hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir. Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

  1. Meşrutiyet dönemi Cumhuriyet için kelimenin tam anlamıyla laboratuar görevi görmüştür. Cumhuriyetin temeli Türkçülük ilkelerine göre şekillenmiştir. Devletin kuruluş aşamasındaki olumsuz koşulları düşünürsek, yapılan işin küçümsenemeyecek kadar büyük olduğunu kolayca anlayabiliriz. İşgal devletleri İstanbul’a girmiş padişahı esaret altına almış Osmanlı devletini fiilen yıkmıştır. Osmanlılık denilen kavramın içeriği tamamen boşaltılmış, Halifelik ‘korkuluk’ gibi göstermelik bir hale gelmiştir. Anadolu dört bir yandan işgal edilmiş, ordu dağıtılmıştır, yoksulluk diz boyudur. Bazı kesimler ‘manda’ yönetiminde çare görmektedirler. Ümitsizlik yaygındır. İşte Mustafa Kemal’in önderliğindeki İstiklal mücadelesi böyle bir ortamda doğmuş, gelişmiş ve Cumhuriyet olarak meyvesini vermiştir.

Hala bazı armut kafalar halifeliğin kaldırılmasını Müslümanlığa yapılan saldırı olarak anlatmakta ve kendilerine epey de taraftar bulmaktadırlar. Atatürk’e zındık diye hakaret eden bunların günümüzde de şıhlık şeyhlik adı altında ne tür pisliklerin içinde olduklarını kafası çalışan herkes fark etmektedir. Bu ve buna benzer din tacirleri yüzünden toplum dinden ve Allah inancından uzaklaşmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti içerisinde halifelik makamının bulunması Türkiye’yi dış ve iç politikasında iki başlı olmaktan kurtaramadı. Bağımsızlığında ve milli hayatında ortaklık kabul etmeyen Türkiye’nin görünüşte bile olsa dolaylı bile olsa ikiliğe tahammülü yoktur. Dibini aydınlatmayan mum misali yüzyıllardan beri Türk milletinin sefalet sebebi olan ve sonsuza kadar da fiilen ve hukuken bir Türk imparatorluğunun çöküş aracı olan hanedanın, halifelik kisvesi altında Türkiye’nin varlığını da etkileyecek bir tehlike olacağı büyük sıkıntılarla edinilmiş deneyimlerle kesinkes belli olmuştur. Yıkılmış bir hanedanın geride kalan artıklarının kimlerle ne ittifakı olduğu ayan beyan ortadadır ve bu hanedanın, Türk milleti ile bağlantılı olan her durumu ve kuvveti, milli varlığımız için tehlikenin ta kendisidir. Esasen halifelik ilk İslam devletlerinde hükümet anlamında ve vazifesinde ortaya çıkmış olduğundan gerek dünya ile gerekse dinle olsun kendisine verilmiş olan bütün görevleri yerine getirmekle yükümlü olan bu günkü İslam hükümetleri yanında ayrıca bir halifeliğin bulunuşunun sebebi yoktur. Hakikat bundan ibarettir.  Halifelik görevi İslam devletlerinin ayrışmalarından dolayı bitmiştir. Halifeyi takan her hangi bir İslam devleti yoktur. Vatandaşların kulluklarının Allah’a değil de kendilerine olmasını isteyen biatçi ve değişime kapalı gelenekçi kafalar hâlâ halifeliği istemektedirler. Ve çalışmaları bu yolla devam etmektedir. Günümüzde ki mehdi hareketleri bunun birer örneğidir.

Bu savaş illaki kanlı olacaktı. Milli Mücadelede ve Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında bu günkü gibi fesatlık çıkaranlar vardı ve Atatürk bu sözleriyle noktayı koydu: İşittim ki, bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Ben kimseyi zorla milli meclise davet etmedim. Herkes kararında özgürdür, bunlara başkaları da katılabilirler. Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatı ile buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta, hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemâl mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağını alır, bu şekilde Elmadağ’ına çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı savunurum. Kurşunlarım bitince de bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunları ile yaralanır, temiz kanımı, mukaddes bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim.’’

Yarın devam edeceğiz.         

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.