1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Yaşasın Cumhuriyet-4
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşasın Cumhuriyet-4

A+A-

Ne diyor Atatürk hatırlatalım: “En önemli ve feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretler olur. Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.”
İnsanın dışındaki koşullardan kaynaklanan sorunları çözmek elbette kolay değildir, fakat insanın ürettiği sorunlar insanlığın sonunu getirebilecek nitelikte olabilir. İnsanlığın başı bu gün insanın ürettiği sorunlarla derttedir.  Dünyamız patlamaya hazır bir silah deposu haline gelmiştir. Nükleer atıkların, sanayi atıklarının yol açtığı kirlilik doğadaki biyolojik dengeyi bozmaktadır.  Denizlerimiz kirlenmiştir. Havamız kirlenmiştir. Toprak kirlenmiştir. İnsan kaynaklı sorunlar sosyal hayatta daha büyük tahribata yol açmaktadır. 
Bu manada ‘insanın kirlenmesinden’ söz etmek pek de yanlış olmasa gerek kanaatindeyim. 
Hiçbir sorun çözümsüz değildir. Ancak sorunların çözülebilmesi için, onları çözmek isteyen eğitimli, milliyetçi, vicdanlı bir iradeye ihtiyaç vardır. 
Başbuğ Atatürk Türkiye Cumhuriyetini kurduğunda öncelikle din, demokrasi, laiklikle ilgili devrimleri yapmış bu sorunları kendi zamanında çözmeyi başarmıştır. 
Din istismarı sorun haline gelmişti. Atatürk düşmanlığı yapanların göremediği veya bilinçli olarak şahsi çıkarları yıkılacak korkusuyla görmek ve göstermek istemedikleri sorun budur. 
Neyse ki biz görüyoruz ve gözlerine sokmaya devam edeceğiz. 
Dinin istismarının sorun haline gelmesi yaklaşık dört asırdır devam etmekteydi. 
Acil çözüm odaklı girişimler gerekiyordu ve Atatürk kendi çağında kısmen de olsa aldığı tedbirlerle bu sorunu çözdü. 
Osmanlı zamanında bu sorun devletin yanlış politikaları sonucu din alanında bir boşluk doğuruyordu, değerler erozyonunun hızlı sosyo-kültürel değişikliğe neden olmasının önüne geçilemezken toplum ayrışıyordu. Bu durum dini cemaatlere, tarikat guruplarına taban bulabilecekleri uygun ortamı hazırlamıştı. 
Ciddi bilgi temelinden yoksun, fakat rengârenk olan tarikat gurupları bu verimli arazide serpilip dal budak salmıştı. Bu olayları iyi tahlil ettiğimizde, Osmanlı’nın önemli sorunlarının arka planında bu sorunlara kaynaklık eden zihniyet hakkında bazı ipuçlarını bizde görebiliriz. 
Şöyle ki; Din alanındaki bilgi boşluğu, din ticaretiyle geçinen kimselerin işini kolaylaştırmaktadır ve bu epeyce yaygındır. Din istismarı sorun haline geldiği için, insanlar din adına, Müslümanlık adına daha fazla bölünmekte parçalanmakta küçük guruplara ayrılmaktadır. Devletle halkın arası gittikçe daha fazla açılmaktadır.
Bu sıralamayı daha da arttırmak mümkündür. Ancak unutulmaması gereken konu bu sorunların kaynağının büyük ölçüde ‘Allah’a değil de kula kul olmak’ zihniyetinde olan din tüccarlarının ve bu sahtekârların bilinçsiz ya da bu zihniyetten maddi çıkar elde eden ve etkilerinde olan insanların olduğudur. 
Yarın devam edeceğiz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.