1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Yeni Hasan Sabbah'lar ve Kandırılmış Fedaileri
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Hasan Sabbah'lar ve Kandırılmış Fedaileri

A+A-

Öncelikle bilmeyenler için Hasan Sabbah ve haşaşileri kısaca bir özet geçeyim Hasan Sabbah: “1046-47 veya 1053-54 yıllarında On iki İmam Şiiliği'nin önemli bir merkezi olan Kum kentinde doğduğu rivayet edilir. Sabbah, hayatını anlattığı Sergüzeşt-i Seyyidina adlı eserinde Himyerî Krallığı'nın soyundan geldiğini ve babasının Yemen'den Kufe'ye oradan da Kum şehrine göç ettiğini belirtmektedir. Babası Ali bin Muhammed Oniki İmam Şiiliğinin önemli isimlerinden birisiydi. Oğlu Hasan'ın felsefe, kelam, mantık, fıkıh ve riyaziyyat alanlarında iyi eğitim almasını sağladı.

Din alimi olmak isteyen Sabbah tahsilini devam ettirmek için Rey şehrine gitti. On yedi yaşına kadar bağlı kaldığı Oniki İmam Şiiliğinden, karşılaştığı Fatımî daisinin etkisiyle İsmaililik mezhebine geçiş yaptı. Sabbah'taki yeteneği fark eden Irak bölgesi başdaisi İbn Attaş kendisine Fatımî Halifesi Müstansır'ın yanına gitmesini ve Darülhikme'de İsmaili mezhebi hakkında eğitim almasını tavsiye etti. İsfahan civarında iki yıl İbn Attaş'ın vekili olarak davette bulunduktan sonra Azerbaycan, Musul, Sincar, Rahbe, Şam, Sayda, Sur ve Akka üzerinden 1078 yılında Kahire'ye ulaştı. Burada başdai Ebu Davud tarafından karşılandı ve Halife Müstansır-Billah ile görüştü, ilgi ve alakasına mazhar oldu. Halife, kendisini vekil olarak seçti ve ileride Horasan bölgesinde dailik yapmasını istedi.

Hasan Sabbah, Halife Müstansır'dan sonra hilafet makamına veliaht Nizar'ın geçmesini isterken vezir ve başkumandan Bedr el-Cemali ise Ahmed el-Müsta'li'nin geçmesini istiyordu. Sabbah'ın muhalefetiyle karşılaşan el-Cemali, Sabbah'ı önce hapse attı ardından da ülkeden sürdü veya diğer bir rivayete göre Sabbah Mısır'dan kaçtı ve 1081 yılında İsfahan'a ulaştı. 9 yıl boyunca İran'ı baştan sona dolaşarak Batıniliğin propagandasını yaptı. İran'ın kuzeyine yöneldi. Özellikle Deylem bölgesi ile ilgilendi. Bu bölge İslam'ı zorla kabul etmeyen, toprakları zor fethedilen, savaşçı ve eski gelenekleri sürdüren yerli bir halkın kontrolündeydi. Bu propagandadan çok etkilenen Gilan, Mazenderan bölgelerinde 3 yıl boyunca çalışarak dağlardaki savaşçıları ve gönderdiği dailer sayesinde bölge halkını yanına çekti. Sabbah'ın faaliyetlerini izleyen Selçuklu Veziri Nizâmülmülk yakalanması için emir verdi. Bunun üzerine Hasan Kazvin'e kaçtı. Burada müstahkem Alamut Kalesi'ni karargahı olarak seçerek Nizârî-İsmaili Devleti'ni 4 Eylül 1090 tarihinde kurdu.

***

Buraya kadar yazdıklarım zaten bilinen Hasan Sabbah’ın hikâyesidir. Alamut kalesi ve içinde yaşananlarla alakalı da birçok eser mevcuttu. Yine Alamut Kalesi olaylarını da kısaca özetleyecek olursak; Alamut Kalesi'ne yerleştikten sonra kaleyi ele geçirilemez ve kuşatmalara dayanacak şekilde tahkim ettirdi ve yiyeceklerin uzun süre bozulmaması için depolar yaptırdı. Bundan sonra Alamut askeri ve idari merkezi bu kale oldu. Halife Müstansır'ın ölümünün ardından yerine Sabbah'ın muhalif olduğu diğer oğlu Müsta'li-Billah geçti. Sabbah bu durumu kabul etmeyerek Nizar'ı destekledi ve adına hutbe okuttu.

İsmaililer'in Müstaliyye ve Nizariyye olarak ikiye ayrılmasıyla Sabbah Alamut'ta Nizariler'in lideri konumuna geldi ve Fatımîler'le ilişkilerini bütünüyle kesti. Nizariler'i Fatımîler'den ayıran en önemli fark Nizariler'e düşman olanların fedailer tarafından öldürülmesinin dini bir vazife olarak kabul edilmesidir. Burası çok önemli, aman dikkat..!

Sonunda Hasan Sabbah Elburz Dağları'ndaki Elemût Kalesi'nde karar kıldı. Kale geniş bir vadiye egemen konumdaki büyük bir kayalık üzerine inşa edilmişti. İki bin metre yükseklikteki kale kayanın tabanının yüzlerce metre üzerinde, yalnızca sarp ve dolambaçlı bir patikadan çıkılabilen bir yerde bulunmaktaydı. Rivayete göre kale Deylem krallarından biri tarafından inşa edilmişti. Kral kartalını salmış, kartal ise bu kayalığa konmuş, böylece kalenin yapımına başlanmıştı. Ve kaleye "kartalın öğretisi" anlamında "Aluh Amut" ismi verilmişti.

 

Müritlerinin eğitim almasını yasaklayarak cahil kalmalarını sağlamıştır. Onların eğitim almasına gerek yok, çünkü Allah'ı tanımak akıl ve fikirle değil masum imamın yol göstermesiyle mümkündür. Ayrıca müritlerine cenneti vaat ediyor ve cennetteki mutluluğu dünyada hissetmeleri için onlara esrar içiriyordu ve bu şekilde emirlerini koşulsuz yerine getiren fedai haline geliyorlardı. Bu kısımda kitaplarda yüzlerce sayfada ballandıra ballandıra anlatılmıştır.

***

İşin aslı ise, Hasan Sabbah o bölgede yaşayan bir kadından şimdi ki doktorlara eş değer bir şifacıdan esrardan insanları uyutacak ve cesaret verecek sıvı ve hap şeklinde ilaçlar yapmasını öğrenmiş ve kullanmıştır. Özellikle fakir, annesiz babasız yetim çocuklar seçilmiş, o zamanın teknolojilerine göre asker eğitimi verilmiş, bir taraftan da dini eğitimlerle daha sonrasında kendini önce imam, sonra peygamber ilan edecek olan Hasan Sabbah’a biat etmeleri sağlanmıştır. Hasan Sabbah kendine biat edecek olan müritlerine ölümden sonraki hayatta cennetten bir köşk vaat ediyor, ölmeden tam itaat halinde ki müritlerine de cennette sahip olacakları köşkler ve hurilerle bir gün geçirebileceklerini söylüyordu. Tam itaat halindeki müritler sahte peygamberle özel yüksek bir alanda teke tek muhabbet ederlerken içkilerine katılan sıvı uyuşturucu ile uyutulup özel olarak hazırlanan, içinde her türlü zevkin yaşanabileceği bakire kadınlarla dolu bir bahçede uyanıyorlar ve bir gün boyunca bu kadınlarla birlikte olarak yiyip içiyor daha sonrasında yine sahte peygamberin karşısında uyandırılıyorlardı. Dünyada iken cenneti yaşayan müritler sahte peygambere köle olup, ne isterse yapıyorlardı. Bu da beraberinde birçok suikastı ve siyasi olayları meydana getiriyordu. Alamut kalesinin dışına sağlanan korku muazzam seviyede idi. Bu korku sayesinde Sabbah ölümüne kadar epeyce güzel bir hayat yaşayarak krallık yapmıştır.

Yarın devam edeceğiz…

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.