1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Yeni Türkiye Yeni Ruh-1
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Türkiye Yeni Ruh-1

A+A-

Yeni Türkiye yeni yıla girdi… Kar ve tipi kimileri için eziyet olsa da tarım için çiftçi için bereket olsun duası ile başlamak istiyorum… Toprak ve toprak ile uğraşan, üreten insanlar, farkında olmasak da hayatımızın sessiz ve isimsiz kahramanlarıdır. Onların çatlamış elleri, yorgun bakışları, bir çoğumuzun hayranlıkla takip ettiği bazı popüler tipler ile kıyaslayınca kutsal sayılabilir.

*

Çocuklar kar yağdı diye bayram ediyor, nakliyeciler yollar kapandı diye isyanda, popüler kültür sayesinde bir anlamda parazit gibi yaşayan birileri soğuktan şikayetçi oluyor ama daha düşündürücü olanı; kendisini din adamı olarak göstererek bazı saf ve temiz gönüllerin imana yakın bölümlerinde yer edinen zat ise karda oynayan çocukları eleştiriyor, onlara kızıyor; nasıl olur da dünya da Müslümanlar bunca eziyet çekerken kartopu oynanır! diye sorguluyor… Müslümanlar eziyet çekerken eğlenmek doğru olmaz diyor. Doğru! Ama doğrudan öte bir gerçek var ki, bizi doğruları göstererek yanlışa götürenlere çok ama çok değer veriyoruz, bir defa inanınca bir daha sorgulamıyoruz.

*

Çocuklarımızı hüzünlü bir ruh hali içinde, eğlenmeyi, hayattan zevk almayı yasaklayarak nereye kadar yetiştirebiliriz? Sürekli negatife çeken hüzünlü insanın çalışma performansı ile neşeli insanın çalışma performansı kıyaslanabilir mi? Hüzünlü insanların günümüz için gelecek için sorunlara çözüm getirme becerisi ile pozitif neşeli insanların çözümler üretme potansiyeli aynı olur mu?

*

Bunları düşünürken bazı kavramları bazı terimleri tekrar tekrar herkesin anlayacağı şekilde tanımlamaya, açıklamaya gerek olduğunu daha net anlıyorum. Bu tanımları yapmadan insanları doğru anlar hale getirmeden Yeni Türkiye asla yeni olmayacak endişesi taşıyorum.

*

Örneğin bir laiklik konusunun dinsizlik olmadığı, demokrasinin İslam’a rakip bir sistem olmadığı hatta demokrasinin bir din bile olmadığı hala anlaşılabilmiş değil toplumda. Bu yüzden ipi kimin elinde olduğu belli olmayan bazı hain güç odakları kolayca tarafına çekebiliyor kalabalıkları ve kalabalığın gücü ile amacına doğru yol alıyor.

*

Alfabenin bir din meselesi değil bir dil meselesi olduğu da bilinçli olarak çarpıtılıyor. İnsanımız, Çin zor olmasına rağmen niçin alfabesini değiştirmedi diye soran haine verecek cevap bulamıyor. Çince dili ile Çin alfabesinin bir bütün olarak, tarih öncesinden beri birlikte geliştiği ve tarihin derinliklerinden birlikte süzülerek bu güne geldiğini zor da olsa anlam bütünlüğü kazandığını idrak edemiyor. Ama Türkçe dili için yapılan alfabe değişikliğini hemen ihanete bağlama oyununa çok iyi geliyor. Peki Çince dili ile Çince alfabe arasındaki bu tarihi birlikteliği anladıysanız, Türkçe dili ile Arap alfabesi arasında nasıl bir birliktelik kurabilirsiniz? Velev ki; Çinliler de kendilerine ait olduğu halde alfabelerinde birtakım kolaylaştırma reformları yapmışlardır. Japonlar da durum aynıdır…

*

Yarın devam etmek üzere…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.