1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Yeşil Sarıklılar
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeşil Sarıklılar

A+A-

Ekonomide, siyasette, eğitimde, akademide, bilimde ve dahi sanatta seviye gittikçe düşüyor. Görüntü üzerinden haklı çıkmak için konuşanlar, hakikati ortaya çıkarmak için konuşanları bastırıyor. Tek açıdan bakanlar, dar bir açıdan görebildikleri ile gerçekleri çarpıtıyor. Hakkın yanında durmak yerine gücün yanında duranlar çoğalıyor.

*

Çocukluğumda anlatılırdı, "Çanakkale Savaşını gökten inen yeşil sarıklı evliyalar sayesinde kazanmışız. Aslında, Atatürk’ün pek de başarısı yokmuş bu zaferde" Hatta, "Çanakkale Savaşı, yardıma gelen sahabeler sayesinde kazanılmış" diyenler de vardı... Evet ben de inanırdım bunlara ve hâlâ da inanırım!..

*

Mustafa Kemal, o dönem üst komuta kademesi Alman subaylara teslim edilmiş olan Osmanlı ordusunda orta kademede, yarbay rütbesinde bir subaydır. Büyük bir subay değildir. Ancak, Allah’ın yardıma gönderdiği evliyaullah sayesinde kazanılan zafer Mustafa Kemal’i hem Anafartalar Kahramanı yapmış hem de general rütbesine yükseltmiştir.

*

Evet, Çanakkale Savaşı'nda yardıma gelen yeşil sarıklı evliyaullah, Mustafa Kemal adında bir subayın komuta ettiği orduya yardım ederek zaferin kazanılmasını sağlamıştır. Çanakkale’de ordumuza yardıma gelen yeşil sarıklı evliyanın ve sahabenin yardımı sayesinde kazanılan zafer sonucunda, Mustafa Kemal adlı subay için “Atatürk” olma yolu açılmıştır...

*

Mustafa Kemal adlı orta seviyedeki bu subay “kötü” olsaydı, Allah, göklerden ona yardım etsin diye evliyasını gönderir miydi? Elbette göndermezdi. Onun kahramanlaşmasına da ordumuzda yücelmesine de izin vermezdi.

*

Eee, Atatürk’e niçin sövüp duruyorsunuz o halde? Atatürk düşmanlarının uydurduğu yalan ve iftiralara niçin kanıyorsunuz hala?... Haşa, Allah’tan daha iyi mi biliyorlar gaybı?!…

*

Bakmasını bilenler, Atatürk'ü sevmeyenlerin ve sevdirmemeye çalışanların aslında kim olduğunu Allah’ın izni ile görüyorlar... Allah’ın izin vermediği kişiler ise “bakar kör” oluyorlar. Görüntünün özündeki manayı ve hakikati göremiyorlar. Bu kör bakarlar, düşmanın görüntü ve söylenti üzerinden uydurduğu akıl ve ahlak dışı yalanlara kanıyorlar. Hatta öyle ki bazen doğru bilgiler ile bile yanlış yollara saptırılıyorlar… Kandırılıyorlar…

*

Müslümanlar, tarihimiz yalan söylüyor diyenlere kandığı için düşman yalanlarına tarih diye iman ediyorlar? Kandırılmış olabileceklerini bile düşünemiyorlar. İşin aslına, özüne niçin bakmıyorlar sözde mi yoksa şekilde mi Müslüman bunlar? Uyarınca da yalana daha çok sarılıyorlar.

*

Sadece soruyorum, Atatürk’e ve onun kurduğu devlete ve değerlere ve gelecek ülküsüne sövenler, aslında kime hizmet ediyorlar? Bunu da mı düşünemiyorlar?

*

Kananlar utansın! demek istemiyorum. Utanmak istemeyen uyansın diyorum. Şekle, görüntüye, söylentiye kanmayı bıraksın, işin aslını arasın. Gösterilen şekillerin özündeki geçeği anlamaya çalışsın.

*

Düşman yalanları ile birbirimize düşmek yerine, yüksek seviyelere çıkmak için olayların özündeki gerçeğin gücünü kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Gerçeği görmek için bakış açısında küçük bir değişim yetiyor. Çünkü gerçek, farklı açılardan görünenleri birleştirebilince anlaşılıyor. Bakmayı bilenler, gerçeği görüyor ve tek bir görüntüye kanmak yerine işini aslını öğrenmeye çalışıyor… Allah’ın izni ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.