1. YAZARLAR

  2. Senem Orta

  3. Zamanı Gelsin, Açacak Beklenen Çiçekler!
Senem Orta

Senem Orta

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Zamanı Gelsin, Açacak Beklenen Çiçekler!

A+A-

Son zamanlarda kafama fazlaca takılan bir konu var. Çevremdeki herkesi bu konuya göre tekrar tekrar inceliyorum. Etrafımızda kaç kişi şu an içerisinde bulunmuş olduğu durumdan memnun? Kaç kişi göstermelik değil, gerçekten mutlu? Ben son zamanlarda hayatından memnun hiç kimseye rastlamadım. Muhakkak vardır ama bana denk gelmedi. Kiminle otursam, kiminle konuşsam, kimi dinlesem dünyanın en dertli insanı adeta. Bakıyorum da etrafıma, hep mi böyleydi bu insanlar yoksa son zamanlarda mı memnuniyetsizlik baş gösterdi? Yoksa beklentilerimiz mi yüksek? Ama ben kimin ne yaşadığını ne düşündüğünü bilemem ama şunu çok iyi biliyorum ki, biz insanlar, hayatımızdaki her şeyi çok çabuk tüketiyoruz. Başımıza güzel bir şey geldiğinden bunun birkaç gün içerisinde tüketip yeni arayışlara giriyoruz. Her şey tükenir efendim, para, mevki, makam, ömür, sevgi… Peki ya umut da tükenirse? Sabır da tükenir. Çünkü umutla beslenmeyen sabır çok çabuk tükenir. Her şeyin bir telafisi vardır ama umut ve sabır tükenirse insan da tükenir.

***

Kısacık bir hikaye okumuştum yıllar öncesinde. Umutsuzluğa düştüğüm zamanlarda akılıma gelir ve “Dur!” der. Henüz pes etmek zamanı değil. Size de bir kaç cümleyle özetleyeyim; bir kurbağa sürüsü ormanda ilerlerken kurbağalardan ikisi derince bir çukura düşmüş. Derinlik o kadar fazlaymış ki sıçrayarak çıkmaları mümkün değil. Ama umuttur ya, iki kurbağa da canla başla zıplamaya başlamışlar. Çukurun etrafına sıralanmış olan arkadaşları bunun çok zor olduğunu, ölümü beklemenin onlar için kurtuluş olacağını ve ölmeden önce kendilerini çok fazla yormamalarını söyleyip durmuşlar. Kurbağalardan biri bunları duydukça hırsını kaybetmiş ve çabalamaktan vazgeçmiş. Fakat diğer kurbağa onların söylediklerine aldırış etmeden, hiç durmadan zıplıyormuş. Her defasında biraz daha yükseğe, sonra biraz daha, biraz daha derken amacına ulaşmış ve o derin çukurdan kurtulmuş. Onun hedefine ulaşabilmesinde en büyük etken umudunu kaybetmemesi ve de sağır olması. Evet, bu kurbağa duyma yetisi olmayan bir kurbağaydı. Bakın, burada çabuk tükenmemize bir sebep daha… Çevre, sürekli durmaksızın konuşan insanlar, sizin yaşadığınız durumun bir benzerini ya da daha ağırını yaşamış olduğunu sürekli tekrarlayan ve sözde akıl vermeyi –ki seni daha çok bunaltmaktan başka hiçbir şeye yaramaz-, yol göstermeyi kendisine görev edinmiş insanlar, hiçbir şeyin düzelmeyeceğini hatta daha da kötü olabilme durumuna hazır olmaları gerektiğini sürekli tekrarlayan felaket tellalları… Hayır, bir de hiç sormazlar, “Sen bunu istiyor musun, bu durumdan memnun musun?”  Sadece konuşurlar. Tamam, anladık, sen çaba göstermişsin olmamış ama neden herkesin hevesini kırıyorsun? Belki de ben üstesinden geleceğim. Ama o yapamamışsa sen kesinlikle yapamazsın. İşte tam da bu anda kulaklarını tıkaman gerek tüm söylenenlere sadece mantığını ve yüreğini önüne alıp nereye gitmek, nerede olmak istediğine karar vermelisin. Sonra çizmelisin yolunu ama başkasının değil sadece senin kurallarınla. Kulaklarını tıkayıp devam edemezsen şayet, tükenmeye de razı olmalısın.

***

Şimdi ayağa kalk, geleceğine şöyle bir bak! Yapacağın ne çok şey var öyle değil mi? O zaman sabrını ve umudunu da at heybeye, biraz da çaba… Yanında birisi olsun ya da olmasın her şeyin üstesinden gelirsin. Böyle anlarda Mevlana bize şöyle sesleniyor:  “Sen Allah’a güven, hiç ummadığın anda çiçek açar umutlar.” Düşünün şimdi bakalım, değdi mi tükendiğine?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.