1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Zekâtı Eklemlemek
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Zekâtı Eklemlemek

A+A-

İnsanlar neden dünyayı karanlık ve kötülüklerin hâkim olduğu bir yer olarak algılıyor? Özellikle yeni nesildeki karamsarlık düşündürüyor insanı. Karamsar, umutsuz, depresif ve mutsuzlar. Bunun sonucu olarak, olaylar karşısında umursamaz bir tavır içindeler. Ancak bir noktadan sonra tepki vermeye başlıyorlar ki, o da kontrolden çıkıyor veya başkalarının kontrolüne giriyor. İnsanlık huzurlu bir dünya düzeni kuramadığı için insanlar dünya kötü görüşünde. Nobel ödüllü ekonomistlerin bile yanlışlığını itiraf ettikleri bir düzenin insanları karamsar ve umutsuz yapması normal değil mi? Normal olmayan çökmüş veya çökmeye mahkûm sistemlere bel bağlamak ve bunları geliştirmek için çalışmamak. Henüz öğrenciyken iktisat fakültesinde, hocama sormuştum; “Bu kadar iktisat teorisi ve sistemi öğretiyorsunuz, eksik yönleri ve yetersizlikleri de ortada. Üstelik bir Müslüman olarak bize uygun olmayan birçok yönleri var. Bir profesör olarak niçin alternatif bir model üzerinde çalışmıyorsunuz?” Hocam bunun göründüğü kadar kolay olmadığını ve daha 40 fırın ekmek yemek gerektiğini filan söylemişti. Yaşım 40’ı geçti ama benim kafamdaki sorular geçmedi. 40 fırın ekmek yemek sorun değil de, 40 kütüphanenin kitabını okumuş olmayı tercih ederdim. Yine de 40 ülke görmüş birisi olarak sorunlara ilişkin bazı soruları sormayı başardığıma inanıyorum.
***
Doğru soruyu sormak, doğru cevaba giden ilk yoldur bence. Cevabı hep birlikte bulacağız çünkü bunlar bir kahramanın yapacağı işler değil. İnsan çözümü kendisinde aradıkça gelişir, Allah’ın verdiği gücü ve kabiliyetleri kullandıkça gelişir, bir kahraman bekleyerek değil. Helal, haram ve hak duygusunu içermeyen hatta bu duyguları yok eden, vahşi bir şekilde menfaate odaklanan, güçlülerin paylaşması üzerine kurulmuş kapitalist sistemi baştan sonra değiştiremesek bile bir takım ekleme ve çıkarmalar yapabilir miyiz? Örneğin “Zekât müessesesini sistematik bir şekilde ekonomi sistemine entegre edemez miyiz?” Zekât sistemi zaten var ve çalışıyor diyebilirsiniz. Peki nedir bu fakirlik ve açlık İslam dünyasında o zaman? Bu gösteriyor ki zekât sistemi eksik veya yanlış çalışıyor. Benim gözleyebildim kadarı ile zekât doğru dağıtılmıyor, zira insanlar zekâtını daha çok dua almak için daha fazla kişiye dağıtmayı tercih ediyor ve toplamda büyük bir tutar olan para çok kişiye paylaştırılınca sadece harçlık olarak kalıyor. Bu da balık tutmayı öğretmek yerine bir öğün balık vermeyi hatırlatan bir etki yapıyor sadece. Oysa, doğrusu, zekâtı veren kişi zekât verdiği kişiyi gelecek yıl zekât verir hale getirmeyi hedefleyerek zekâtını verse, hatta birkaç kişi bir olup zekatını bir kişiye verse ve o zekâtı alan kişi de seneye zekât verir hale gelecek bir seviyeye ulaşsa, belki bir iş kursa… Bunun olmayacağına dair mazeretleri üretmek kolay. Önemli olan zenginlik içinde yüzen din kardeşlerimizin zenginliği, zekât sistemimi doğru çalıştıran bir ekonomi modeli ile kaç yılda Müslümanların fakirliğini yok edebiliri hesaplayacak din adamlarını yetiştirmek. Tarihimizde örnek alabileceğimiz bu tür uygulamalar var, bizim aradığımız, bunları ortaya çıkarıp, İslam dünyasını kalkındıracak fikriyatı üretecek din adamlarıdır, din hayatımızı güzel, tatlı hikâyeler arasına gömen din adamları değil.

Ders çıkarmalıyız
Felsefe derslerini seçmeli yapmış. Bir süre sonra da tercih edilmiyor diye hepten kaldırabilir. Bu durum bana yanılmıyorsam 17. yüzyılda Osmanlı medreselerinde “Hayatta bir işe yaramıyor diyerek matematik derslerinin kaldırıldığını” hatırlatıyor. Yaklaşık 50 yıl sonra matematik tekrar girmiş müfredata ama 2-3 nesil ve onların yetiştirdiği nesiller çok kopmuş dünyanın gelişiminden. Bir matematik deyip geçmeyin, bir felsefe diye küçümsemeyin. Allah’ın kitabımızda en çok tekrar ettiği emir olan, “Beynini kullan, akıl et, ibret al” vb formlardaki düşünmek, bu basit dersler sayesinde gelişiyor, duyduğunu nakletmek ile değil.
Buradan da anlaşılır sanıyorum Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya savaşından sonra yıkılıvermedi. Yıkılma süreci çok uzun, onun için sadece son “Uçta” görüneni eleştirmek yerine sürecin derinliğini anlayıp ders çıkartmamız gerekmiyor mu?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.