• Haberler
  • Güncel
  • Bu çete çocukları kendine çekiyor! Ailelerin korkulu rüyası için uyarı...

Bu çete çocukları kendine çekiyor! Ailelerin korkulu rüyası için uyarı...

C31K soruşturmasında çoğunluğu çocuk 27 kişi yakalanırken, dosyadaki şiddet ve nefret içerikleri dijital dünyanın görünmeyen tehlikelerini yeniden gündeme taşıdı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, sosyal medya üzerinden nefret, şiddet ve tehdit içerikli paylaşımlarda bulunduğu değerlendirilen “C31K” isimli yeni nesil suç örgütüyle bağlantılı 32 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerden 19’unun “adli süreçteki çocuk” olduğu belirtilirken, soruşturma dosyasındaki iddialar dijital ortamlarda çocukların maruz kaldığı riskleri yeniden gündemin merkezine taşıdı.

Bu çete çocukları kendine çekiyor! Ailelerin korkulu rüyası için uyarı...

Tehdit, şantaj, müstehcen görüntüler…

Tespit edilen şüphelilerin, çeşitli sosyal medya platformlarında bebek ve çocuklara ait müstehcen görüntüler paylaştığı, milli ve manevi değerlere yönelik hakaret içerikli paylaşımlarda bulunduğu bildirildi. Soruşturma kapsamında ayrıca Türk bayrağının yakılması, hayvanlara eziyet edilmesi ve hayvanların öldürülmesine ilişkin görüntülerin paylaşılması, toplumsal hassasiyet oluşturan güncel olaylar ile kamuoyunca tanınan kişilerin kayıplarının istismar edilmesi gibi iddialar da yer aldı. Şüphelilerin görsel, yazılı ve sesli mesajlarla şiddet, tehdit ve şantaj içerikleri ürettiği, korku ve panik oluşturmayı amaçlayan bu içerikleri çevrim içi gruplar aracılığıyla yaydığı belirtildi.

Bu çete çocukları kendine çekiyor! Ailelerin korkulu rüyası için uyarı...

“Bir genç bu gruba doğrudan suç işlemek için girmeyebilir”

Dosyaya ilişkin psikolojik değerlendirmelerde bulunan Psikolog İlayda İpekel, özellikle gençlerin bu tür kapalı dijital topluluklara hangi nedenlerle çekilebildiğini anlattı. İpekel, gençlerin her zaman suç işleme amacıyla bu gruplara katılmadığını belirterek, sürecin bazen yalnızca merak veya bir davet bağlantısına tıklamakla başlayabileceğini söyledi. Özellikle yalnız, dışlanmış, anlaşılmadığını düşünen veya güçsüz hisseden gençlerin bu tür yapılarda sahte bir aidiyet duygusuyla karşılaşabileceğini ifade eden İpekel, grupların gençlere “bizdensin, burada güçlüsün” mesajı verebildiğini aktardı. İpekel'e göre süreç ilerledikçe gençten gruba bağlılığını kanıtlaması istenebiliyor. Başlangıçta yalnızca yazışmaları takip eden bir genç, zamanla hakaret etmeye, kişisel bilgileri paylaşmaya, tehditte bulunmaya veya şiddet içeriklerini yaymaya yönlendirilebiliyor.

“Benim çocuğum yapmaz” düşüncesine dikkat

Ailelerin “Benim çocuğum böyle bir şey yapmaz” düşüncesine güvenmemesi gerektiğini belirten İpekel, bu tür süreçlerin genellikle bir anda ortaya çıkmadığını vurguladı. Şiddetin zaman içerisinde sıradanlaştırılabildiğini, sınırların yavaş yavaş aşındırılabildiğini ve suç niteliğindeki davranışların grup içerisinde cesaret göstergesi gibi sunulabildiğini ifade eden İpekel, ailelerin yalnızca çocuğun ne yaptığına değil, hangi ihtiyacının bu grup tarafından karşılandığına da odaklanması gerektiğini söyledi.

Bu çete çocukları kendine çekiyor! Ailelerin korkulu rüyası için uyarı...

Üç okula yönelik saldırı hazırlığı iddiası için önemli ayrıntı

C31K soruşturmasına ilişkin daha önce gündeme gelen üç farklı ildeki üç okula yönelik silahlı saldırı hazırlığı içeren paylaşımlar konusunda da açıklık getiren İpekel, burada kesinleşmiş bir bağlantı kurulmasının doğru olmayacağını belirtti. İpekel, savcılık açıklamasına dayanan haberlerde söz konusu paylaşımların soruşturma dosyasında incelendiğinin belirtildiğini, ancak paylaşımları yapan kişilerle gerçekleşmiş olaylar arasında doğrudan örgütsel bağ bulunup bulunmadığını adli soruşturmanın ortaya çıkaracağını ifade etti. Bu nedenle soruşturma tamamlanmadan kesin bir nedensellik kurulmasının doğru olmadığını belirten İpekel, şiddetin ve saldırganların grup içerisinde kahramanlaştırılmasının ise psikolojik açıdan taklit riskini artırabileceğine dikkat çekti.

Bu çete çocukları kendine çekiyor! Ailelerin korkulu rüyası için uyarı...

Anonimlik gençlerde sınırları nasıl etkiliyor?

Sosyal medyadaki anonimlik duygusunun da önemli bir faktör olduğunu belirten İpekel, ekranın davranış ile davranışın sonucu arasına mesafe koyduğunu söyledi. Gerçek kimliğini gizleyen kişinin karşısındaki insanın korkusunu veya yaşadığı zararı doğrudan görmediğini belirten İpekel, bunun yüz yüze söylenemeyecek sözlerin çevrim içi ortamda daha kolay ifade edilmesine yol açabileceğini aktardı. İpekel, kalabalık çevrim içi gruplarda sorumluluğun da dağıldığını belirterek, “Herkes yapıyordu”, “Şakaydı” gibi ifadelerin kişinin kendi davranışını küçümsemesine neden olabileceğini söyledi. Öte yandan gruplardaki beğeni ve kabul mekanizmasının da davranışları pekiştirebildiğini belirten İpekel, hakaret eden, tehditte bulunan veya başkasının özel bilgilerini ele geçiren kişilerin grup içerisinde statü kazanmasının gençler açısından risk oluşturduğunu ifade etti.

“Şiddet mizah gibi sunulduğunda gerçek sonuç görünmez hale gelebiliyor”

Şiddetin, tehdit ve şantajın mizah ya da oyun gibi sunulmasının da gençler üzerindeki etkisine değinen İpekel, tekrarlanan şiddet içeriklerinin zamanla duyarsızlaşmaya yol açabileceğini söyledi. İlk karşılaşıldığında rahatsızlık veren bir görüntünün defalarca izlenmesi halinde aynı tepkinin zaman içerisinde azalabileceğini belirten İpekel, asıl tehlikenin ise bu davranışların grup içerisinde ödüllendirilmesi olduğunu ifade etti. Bu süreçte mağdurun bir insan olarak değil, yalnızca bir kullanıcı adı veya “hedef” olarak görülmeye başlanabileceğini aktaran İpekel, “Şakaydı” veya “Hak etti” gibi ifadelerin de sorumluluktan uzaklaşmayı kolaylaştırabileceğini söyledi.

Dijital zorbalık ekran kapandığında bitmiyor

Kişisel bilgileri yayılan veya tehdit ve tacize maruz kalan gençlerin yaşadığı psikolojik etkilerin yalnızca internet ortamıyla sınırlı kalmadığını belirten İpekel, dijital zorbalığın mağdurun günlük yaşamını da etkileyebileceğini söyledi. Adres, okul, telefon numarası veya aile bilgileri yayılan gençlerde yoğun kaygı, uyku sorunları, sürekli tetikte olma, dikkat güçlüğü, okula gitmek istememe, sosyal çevreden uzaklaşma ve güven sorunları görülebileceğini ifade etti. Mağdurların utanma veya suçlanma korkusu nedeniyle yaşadıklarını ailelerine anlatamayabildiğini belirten İpekel, “Neden o gruba girdin?” ya da “Neden cevap verdin?” şeklindeki yaklaşımların yardım istemeyi daha da zorlaştırabileceğini vurguladı.

Ailelere ve okullara önemli görev düşüyor

İpekel'e göre ailelerin bu süreçte atabileceği en önemli adımlardan biri, çocuğun yaşadığı sorunu korkmadan anlatabileceği bir iletişim ortamı oluşturmak. Çocuğun kullandığı uygulamaların ve dahil olduğu grupların bilinmesinin önemli olduğunu belirten İpekel, bunun yanında çocuklara kişisel bilgilerin neden paylaşılmaması gerektiğinin ve tehdit ya da şantajla karşılaşıldığında hangi adımların atılması gerektiğinin anlatılması gerektiğini söyledi. Ani içe kapanma, uyku düzeninde bozulma, telefonu bırakmaktan aşırı korkma, açıklanamayan yeni hesaplar, para talepleri, tehdit mesajları veya şiddeti öven dil gibi değişimlerin aileler tarafından dikkate alınması gerektiğini belirten İpekel, tehdit durumunda mesajların silinmemesi, ekran görüntülerinin, kullanıcı adlarının ve bağlantıların muhafaza edilmesi gerektiğini ifade etti. Okullarda da siber zorbalık konusunun yalnızca yılda bir düzenlenen seminerlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten İpekel; dijital güvenlik, kişisel veri, tehdit, şantaj ve akran zorbalığının sürekli gündemde tutulmasını önerdi. İpekel, şiddet tehdidi içeren paylaşımların “ergen şakası” olarak geçiştirilmemesi gerektiğini belirterek, okul yönetimi, rehberlik servisi ve aile arasında hızlı işleyen bir müdahale mekanizmasının oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

“Tehlike artık ekranın diğer tarafında da bulunuyor”

İpekel, bu tür olaylarda yalnızca mağdurun korunmasına değil, gruplara dahil olan veya zorbalık yapan çocukların neden bu yapılara yöneldiğinin anlaşılmasına da odaklanılması gerektiğini belirtti. Çocukların dijital dünyadan tamamen uzaklaştırılamayacağını ifade eden İpekel, hedefin onları korkutmak yerine karşılaştıkları içerikleri sorgulayabilen, sınır koyabilen ve gerektiğinde yardım isteyebilen bireyler olarak yetiştirmek olduğunu söyledi. C31K soruşturmasının ailelere yönelik önemli bir uyarı taşıdığını belirten İpekel, bir çocuğun evinde, odasında ve telefonunun başında olmasının onun dijital ortamda mutlaka güvende olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.

Özel Haber

Bakmadan Geçme