• Haberler
  • Güncel
  • Derinden sarsan afetin izleri hala acıtıyor! Cenazesi olmayan yaslar ve hukuk mücadelesi…

Derinden sarsan afetin izleri hala acıtıyor! Cenazesi olmayan yaslar ve hukuk mücadelesi…

6 Şubat depremlerinin yıldönümü yaklaşırken Geleceğe Yön Ver Derneği yetkilileri, felaketin ardından süren hukuki hesaplaşma ve derin psikolojik travmalara dikkat çekti

6 Şubat 2023’te yaşanan ve Türkiye’nin hafızasına derin bir acı olarak kazınan Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıldönümü yaklaşırken, Geleceğe Yön Ver Derneği Başkan Yardımcısı Avukat Gülşah Ekin ile derneğin Psikoloğu Serhat Çıkman, depremin hukuki ve psikolojik etkilerinin hala devam ettiğine dair özel açıklamalarda bulundu.

Depremden sonra geniş çaplı soruşturmalar yürütüldü

Avukat Gülşah Ekin, 6 Şubat depremlerinin sadece fiziksel bir yıkıma yol açmadığını belirterek aynı zamanda Türkiye’de yapı güvenliği ve sorumluluk kavramlarını merkezine alan ciddi bir hukuki hesaplaşma sürecini başlattığını söyledi. Uzun yıllardır tartışılan kusur sorumluluğu, denetim mekanizmaları ve yapı güvenliği konularının bu kez somut dosyalarla yargının önüne geldiğini belirten Ekin, savcılıklar tarafından geniş çaplı soruşturmalar yürütüldüğünü, bilirkişi raporları ve teknik incelemelerin sürecin omurgasını oluşturduğunu ifade etti.

Derinden sarsan afetin izleri hala acıtıyor! Cenazesi olmayan yaslar ve hukuk mücadelesi…

Depremin şiddetinin tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmadığını vurgulayan Ekin, “Hukuki tablo, artık ‘doğal afet’ kavramının arkasına sığınılamayacağını açıkça gösteriyor. Eğer bir bina yürürlükteki mevzuata uygun şekilde projelendirilmiş ve inşa edilmiş olsaydı, yıkımın ve can kayıplarının önlenip önlenemeyeceği sorgulanıyor” dedi. Av Ekin, can kaybının olduğu dosyalarda kusur oranı arttıkça hem ceza sorumluluğunun hem de tazminat yükümlülüğünün ağırlaştığını belirtti.

Derinden sarsan afetin izleri hala acıtıyor! Cenazesi olmayan yaslar ve hukuk mücadelesi…

Çok sayıda müteahhite dava açıldı

Ceza davalarının sürecin ilk aşamasında daha görünür olduğunu dile getiren Ekin, özellikle taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçları kapsamında çok sayıda müteahhit, teknik sorumlu ve yapı denetim yetkilisi hakkında dava açıldığını söyledi. Zaman ilerledikçe tazminat davalarının da artış gösterdiğini aktaran Av. Ekin, hayatını kaybedenlerin yakınları ile ağır zarar gören depremzedelerin maddi ve manevi tazminat talepleriyle hukuk mahkemelerine başvurduğunu, sürecin bugün itibarıyla ceza ve hukuk yargısının birlikte yürüdüğü çift yönlü bir zemine oturduğunu ifade etti.

Derinden sarsan afetin izleri hala acıtıyor! Cenazesi olmayan yaslar ve hukuk mücadelesi…

Sorumluluğun yalnızca müteahhitlerle sınırlı olmadığını vurgulayan Ekin, yapının projelendirilmesinden inşasına ve denetlenmesine kadar sürece dahil olan tüm aktörlerin hukuki sorumluluk altında değerlendirildiğini söyledi. Yapı denetim firmaları, proje müellifleri, şantiye şefleri, beton ve malzeme sağlayıcıları ile olayın koşullarına göre bazı kamu görevlilerinin de sorumluluk zincirinde yer alabildiğini belirten Ekin, uygulamada en sık karşılaşılan ihlallerin projeye aykırı imalat, düşük kaliteli veya eksik malzeme kullanımı, statik projeye müdahale, ruhsatsız tadilatlar ve denetim sürecinin fiilen devre dışı bırakılması olduğunu dile getirdi. Bazı yapılarda kolon kesilmesi gibi ağır kusurların tespit edildiğini belirten Ekin, bu tür ihlallerin hukuki sorumluluğu ciddi biçimde ağırlaştırdığını kaydetti.

En büyük sorunlardan biri sigorta süreçleri oldu

Deprem sonrası en büyük sorunlardan birinin sigorta süreçleri olduğunu ifade eden Ekin, sigorta şirketleri ile hak sahipleri arasında hasarın niteliği, poliçe limitleri ve kusur indirimi gibi başlıklarda ciddi uyuşmazlıklar yaşandığını söyledi. Av. Gülşah Ekin, özellikle DASK ödemelerinin yetersiz kalmasının ve ek sigortaların kapsam dışı bırakılmasının depremzedeleri uzun süren hukuki süreçlerle karşı karşıya bıraktığını belirtti. Ceza davalarının büyük bölümünün halen devam ettiğini, bazı dosyalarda ilk derece mahkemelerinden kararlar çıksa da istinaf ve temyiz süreçlerinin sürdüğünü aktaran Ekin, tazminat davalarının ise teknik incelemeler nedeniyle daha uzun ilerlediğini ve bu durumun mağduriyetleri artırdığını ifade etti.

Derinden sarsan afetin izleri hala acıtıyor! Cenazesi olmayan yaslar ve hukuk mücadelesi…

6 Şubat depremi derin yaralar bıraktı

Derneğin Psikoloğu Serhat Çıkman ise 6 Şubat depremlerinin toplumda derin ve kalıcı psikolojik yaralar açtığını belirterek, yaşanan sürecin “karmaşık ve kitlesel travma” olarak tanımlandığını söyledi. Ani, öngörülemez ve tekrarlayan sarsıntıların, insanların güvenlik ve kontrol duygusunu temelden sarstığını ifade eden Çıkman, depremlerin çok merkezli olması ve uzun süre devam etmesinin, bireyleri sürekli bir tetikte olma haline sürüklediğini kaydetti. Çıkman, aynı anda birçok ilin etkilenmesinin sosyal destek sistemlerini de zayıflattığını ve çaresizlik duygusunu artırdığını dile getirdi.

Deprem sonrası ilk dönemde şok, inkâr, donakalma, panik ve yoğun kaygının ön planda olduğunu söyleyen Çıkman, ilerleyen süreçte uyku ve iştah bozuklukları, kabuslar, en ufak sesten irkilme, öfke patlamaları ve derin bir hüzün halinin yaygın biçimde görüldüğünü ifade etti. Birçok kişide “flashback” olarak adlandırılan, olayın zihinde tekrar tekrar yaşanması durumunun ortaya çıktığını aktaran Çıkman, travmanın herkeste aynı şekilde gelişmediğini, bunun kişinin psikolojik dayanıklılığı, geçmiş deneyimleri, maruz kalma düzeyi ve sosyal destek ağıyla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı.

Derinden sarsan afetin izleri hala acıtıyor! Cenazesi olmayan yaslar ve hukuk mücadelesi…

Suçluluk duygusu ağır bastı

“Hayatta kalanın suçluluğu” duygusunun deprem sonrası sıkça karşılaşılan bir durum olduğunu belirten Çıkman, sevdiklerini kaybeden ya da onlara yardım edemediğini düşünen bireylerde “Neden onlar değil de ben?” sorusunun derin bir psikolojik yük yarattığını söyledi. Ani ve toplu kayıplarda yas sürecinin doğal akışının bozulduğunu, inkâr ve şok evresinin aylarca sürebildiğini ifade eden Psikolog Çıkman, cenaze ve taziye gibi geleneksel yas ritüellerinin yerine getirilememesinin de süreci zorlaştırdığını dile getirdi.

Çocukların travmayı yetişkinlerden farklı yaşadığını vurgulayan Çıkman, korkulu rüyalar, ebeveynden ayrılamama, içe kapanma, öfke nöbetleri ve karın ya da baş ağrısı gibi bedensel şikayetlerin sık görüldüğünü belirtti. Çıkman, aile içi ilişkilerin ise travma sonrası ya güçlenebildiğini ya da stres, ekonomik zorluklar ve iletişim sorunları nedeniyle daha da yıpranabildiğini ifade etti.

Toplum genelinde ise depremlerin ortak bir kader duygusu yaratabildiği gibi, güvensizlik, gelecek kaygısı ve öfke duygularını da tetikleyebildiğini söyleyen Çıkman, fiziksel enkazın kaldırılmasının ruhsal iyileşme anlamına gelmediğini vurguladı. Psikososyal destek mekanizmalarının kısa vadeli değil, yıllara yayılan bir anlayışla sürdürülmesi gerektiğini belirten Çıkman, “Yaraları sarmak sadece binaları yeniden inşa etmek değildir; insanın iç dünyasını, güven duygusunu ve gelecek umudunu yeniden kurmaktır” şeklinde anlattı.

Özel Haber

Bakmadan Geçme