Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Ekonomimizde istikrarı kalıcı hale getireceğiz

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Ekonomimizde istikrarı kalıcı hale getireceğiz
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Şeffaf ve güvenilir politika adımlarımızın olumlu etkileriyle 2024'ün ikinci yarısından itibaren kalıcı dezenflasyon sürecine girmeyi bekliyoruz." dedi.

2024 yılı bütçesinin görüşmelerine, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda başlandı. Komisyon, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı.

Muş, bütçe müzakerelerinin bir aylık bir sürede ve ardı ardına gerçekleştirileceğini, toplam 226 Sayıştay raporunun ele alınacağını anlattı.

Komisyondaki bütçe görüşme takvimine ilişkin bilgi veren Muş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın bugün komisyona yapacağı sunumunun ardından ara vereceklerini söyledi.

Mehmet Muş, kamu kurum ve kuruluşlarının bütçe görüşmelerinin 24 Kasım Cuma günü tamamlanacağını ifade ederek görüşmelerin hayırlı uğurlu olması temennisinde bulundu.

Daha sonra, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2024 yılı bütçesinin sunumuna başladı.

Yılmaz, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'ne ilişkin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı sunumda, orta ve uzun vadeli hedeflerle uyumlu şekilde hazırlanan 2024 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi'nin, Meclisin onayının ardından, Türkiye Yüzyılı'nın ilk bütçesi olacağını, Cumhuriyet'in yeni yüzyılında daha da güçlü Türkiye’yi inşa ve ihya bütçesi olduğunu söyledi.

Bütçe teklifinin içerdiği 67 ayrı program alanı ile "dirençli şehirler, dirençli ekonomi ve dirençli toplum" önceliklerini esas aldığını vurgulayan Yılmaz, bu bütçeyle depremle yıkılan şehirleri daha iyi şekilde yeniden ayağa kaldıracaklarını, geleceğe dönük afet risklerini azaltacaklarını ifade etti.

"Mali disiplini esas alan, maliye ve para politikaları koordinasyonunu güçlendiren, yapısal reformları öne çıkaran bir anlayış ile ekonomimizde istikrarı kalıcı hale getireceğiz." diyen Yılmaz, 2024 yılı bütçesinin yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyen, insan odaklı ve sosyal refahı artırıcı bir yaklaşımla hazırlandığını kaydetti.

Yılmaz, tüm dünyayla birlikte Türkiye'yi de olumsuz etkileyen hayat pahalılığının üstesinden ortak akılla belirlenen gerçekçi politikalarla geleceklerini ifade ederek bütçenin aynı zamanda enerji ve gıda arz güvenliği, iklim değişikliği ve dijital dönüşüm gibi alanlarda ülkenin elini daha da güçlendirecek yapıda olduğunu dile getirdi.

"DİPLOMASİDE BELİRLEYİCİ ROLÜMÜZÜ SÜRDÜRECEĞİZ"

Bölgedeki kriz ve çatışmalara rağmen güvenli bir liman olarak Türkiye'nin dimdik ayakta durmasını, barış eksenli etkili diplomasiyle demokratik istikrarı güçlendirmeye, milli birlik ve beraberliği pekiştirmeye devam edeceklerini anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Son günlerde, İsrail ve Filistin bağlamında yaşanan insani dramın sonuçları ortadadır. Bugünler Filistinli kardeşlerimizin acılarını paylaşmak için ilan edilen yas günleridir. Bu vesileyle ben de İsrail’in saldırıları sonucunda şehit düşen kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralananlara Allah’tan acil şifalar diliyorum. Gazze’de yaşayan halkın su, elektrik, yakıt, gıda, ilaç gibi en temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakılması, uluslararası hukuka, temel hak ve özgürlüklere açık bir aykırılık teşkil etmektedir. Hastaneleri, camileri bile bombalanan Filistinliler için barışı savunmak insanlık görevidir. Daha fazla masum kanı dökülmemesi için çaba sarf etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 12 Ekim günü kabul ettiği Ortak Bildiri’yle bu haksızlıklara karşı güçlü bir duruş sergilemiştir. Bu insani ve onurlu duruşundan dolayı Meclis'imizin tüm gruplarını gönülden tebrik ediyorum. Tüm dünyayı, özellikle başta BM olmak üzere tüm uluslararası toplumu bu vahşetin son bulması yönünde çözüme katkı vermeye davet ediyoruz. Türkiye olarak çatışmaların ve acıların sonlandırılması, soruna adil ve kalıcı bir çözüm bulunması yolunda üzerimize düşeni kararlı bir şekilde gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Bölgesel ve küresel dengelerin anahtar ülkesi olarak diplomaside belirleyici rolümüzü sürdüreceğiz."

Yılmaz, son yıllarda bütçeleri olumsuz küresel ve bölgesel koşulların etkisi altında hazırladıklarını ifade ederek 2024 yılı bütçesini de dünya ekonomisinde süregelen zayıf görünümü, artan risk ve belirsizlikleri dikkate alarak hazırladıklarını söyledi.

KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM

Küresel ekonomide 2021 yılında yaşanan güçlü toparlanma sonrasında 2022’de daha ılımlı bir büyüme gerçekleştiğine dikkati çeken Yılmaz, toplam talebin güçlenmesi ile eş zamanlı olarak yaşanan arz sorunları, neticesinde, başta gıda ve enerji olmak üzere, emtia fiyatlarında tarihi yüksek seviyeler görüldüğünü, bu dönemde başlayan Rusya-Ukrayna savaşının gıda ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmayı artırdığını ve 2022 yılı boyunca küresel fiyat düzeyinin, alınan önlemlerle düşüş sürecine girmiş olsa da halen tarihsel ortalamaların üzerinde seyrettiğini kaydetti.

Yılmaz, küresel düzeyde artan politik ve ticari gerilimlerin, ekonomik ve siyasi alanda çok sayıda değişime sebep olduğuna işaret ederek ticarette karşılıklı kısıtlama ve yaptırımların belirsizliklere yol açtığını ve küresel ekonomik aktivite üzerinde baskı oluşturduğunu ve bölgesel düzeyde rekabetin belirginleşip müttefik ülkeler ayrımının yaygınlaştığını ifade etti.

Rusya-Ukrayna savaşının yanı sıra Orta Doğu’da beliren savaş ortamının, insani boyutta kabul edilemez sonuçlara yol açtığını, bu çerçevede, çatışmaların tırmanması ve daha geniş bir coğrafyaya yayılması halinde, küresel ekonomik düzende ciddi olumsuz etkiler doğabileceğini dile getiren Yılmaz, "Jeopolitik risklerde görülen son tırmanışlar, özellikle enerji ve gıda fiyatları kanalıyla küresel enflasyonu etkileme potansiyeli taşımaktadır." diye konuştu.

Yılmaz, küresel düzeyde dirençli hale gelen enflasyonla mücadelede 2022 yılının başından itibaren yaygın bir biçimde parasal sıkılaşma eğiliminin bulunduğunu, başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş ekonomilerde politika faiz oranlarının uzun süredir görülmeyen sıklıkta yükseltildiğini hatırlatarak sıkılaşan finansal koşulların rezerv para birimlerinin güçlenmesine ve gelişmekte olan ülke para birimlerinde dalgalanmalara yol açtığını, bu gelişmeler ve zayıflaması beklenen talep görünümü nedeniyle küresel büyümede ivme kaybı ihtimalinin giderek kuvvetlendiğini kaydetti.

"EKONOMİLER ARASINDA CİDDİ FARKLAR OLUŞMASI BEKLENMEKTEDİR"

Yaşanan bölgesel savaşlar nedeniyle finansal piyasalarda güvenli limanlara yönelme eğiliminin ortaya çıktığını, para ve emtia piyasalarında dalgalanmaların görüldüğünü ve enflasyonla mücadele edilirken durgunluğa girilmemesi için ülke merkez bankalarının ölçülü adımlar atmasının gündeme geldiğini bildiren Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Süregelen riskler ve belirsizlikler küresel büyümeye ilişkin ihtiyatlı tahminleri beraberinde getirmektedir. Nitekim Uluslararası Para Fonunun (IMF) 2023 Yılı Ekim Ayı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nda, dünya ekonomisinin 2022 yılında yüzde 3,5 büyüme kaydetmesinin ardından, 2023 yılında yüzde 3,0 ve 2024 yılında yüzde 2,9 ile daha ılımlı büyümesi öngörülmektedir. 2022 yılında yüzde 2,6 büyüyen gelişmiş ülkelerin belirgin ivme kaybederek 2023 yılında yüzde 1,5, 2024 yılında ise yüzde 1,4 oranında büyümesi beklenmektedir. Bölgelere ve ülkelere özgü ayrışmalar nedeniyle büyüme performanslarında ekonomiler arasında ciddi farklar oluşması beklenmektedir. 2023 yılında ABD’nin yüzde 2,1, Avro Bölgesi’nin yüzde 0,7 büyümesi öngörülmekte iken 2024 yılında bu ekonomilerin sırasıyla yüzde 1,5 ve yüzde 1,2 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir.

Başlıca ticaret ortaklarımızdan biri olan Almanya’nın büyüme tahminleri 2023’te yüzde eksi 0,5, 2024 yılında yüzde 0,9’dur. Fransa’nın 2023 yılı büyüme tahmini yüzde 1,0, 2024 yılı büyüme tahmini ise 1,3’tür. İngiltere’nin ekonomik büyümesi 2023 yılında yüzde 0,5 ve 2024 yılında yüzde 0,6 olarak tahmin edilmektedir. 2022 yılında yüzde 4,1 büyüyen yükselen piyasa ve gelişmekte olan ekonomilerin ise 2023 ve 2024 yıllarında yüzde 4,0 oranında büyümeleri beklenmektedir. Bu kapsamda, Çin’in büyüme tahminleri aşağı yönlü revize edilerek 2023’te yüzde 5,0, 2024’te ise yüzde 4,2 olmuştur."

Yılmaz, sıkılaşan koşullar ve jeopolitik gerilimlerle birlikte IMF’ye göre küresel mal ve hizmet ticaretinde bu yıl ancak yüzde 0,9 oranında büyüme gerçekleşmesinin beklendiğini bildirerek 2024 yılında ise ticaret hacmindeki artışın tekrar toparlanarak yüzde 3,5’e çıkacağının tahmin edildiğini söyledi.

Küresel enflasyonun son yıllarda 2000’li yılların ortalama seviyesinin yaklaşık iki katına çıktığına dikkati çeken Yılmaz, 2023 yılında yıllık manşet enflasyon oranlarında baz etkisi ve emtia fiyatlarındaki ılımlı görünümle düşüş eğilimi görüldüğünü, çekirdek enflasyon oranlarında ise azalışın hizmet fiyatlarındaki katılık sebebiyle daha yavaş gerçekleştiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, emtia fiyatlarının jeopolitik gerilim ve iklim koşullarının etkisiyle daha değişken bir hal almasının, enflasyonla mücadelede yerinde ve yeterince sıkı politika duruşunun sergilenememesi ile talep koşullarının destekleyici olmaya devam etmesinin küresel enflasyondaki yukarı yönlü riskleri canlı tuttuğunu kaydetti.

Yılmaz, 2022'de Rusya-Ukrayna savaşı sonucu tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve küresel enerji ile gıda fiyatlarının artışı sonucu oluşan olumsuzluklara rağmen, büyümeyi destekleyici politika ve tedbirlerle Türkiye ekonomisinin sınırlı düzeyde etkilendiğini, iktisadi faaliyetin canlılığını sürdürdüğünü belirtti.

Türkiye'nin yüzde 5,5 ile OECD ülkeleri ortalaması olan yüzde 2,9'un oldukça üzerinde bir büyüme oranına ulaştığını ve 13 yıllık kesintisiz büyümesini sürdürerek olumlu ayrıştığını kaydeden Yılmaz, bununla birlikte 2020-2022 döneminde kümülatif olarak, dünya ekonomisi yüzde 7 büyürken Türkiye ekonomisinin yaklaşık yüzde 20 büyüdüğüne işaret etti.

Cevdet Yılmaz, "2023'ün ilk yarısı itibarıyla kuvvetli iç talep ve hizmetler sektörü öncülüğünde yüzde 3,9 büyüme ile son 12 çeyrektir kesintisiz büyüme sürecimiz devam etmiştir. Yılın ikinci yarısında turizm ve iç talepteki seyrin ekonomik faaliyetlerdeki olumlu görünümü koruyarak büyümeyi desteklemesi beklenmektedir. Küresel düzeyde ekonomik durgunluk belirtilerine rağmen 2023 yılı genelinde Türkiye ekonomisinin yüzde 4,4 büyüyeceği tahmin edilmektedir." diye konuştu.

Türkiye ekonomisinin 2022 yılı itibarıyla yaklaşık 906 milyar dolar Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyüklüğüyle dünyada 19'uncu sırada yer aldığını ve IMF raporunda yer alan tahminlere göre bu yıl sonu itibarıyla 17'nci sıraya kadar yükseleceğinin öngörüldüğünü kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Satın Alma Gücü Paritesi cinsinden GSYH büyüklüğüne göre ise ülkemizin dünyanın en büyük 11’inci ekonomisi konumunu koruması beklenmektedir. Kaydedilen güçlü büyüme performansıyla 2018 yılında 28 bin 299 dolar olan Satın Alma Gücü Paritesi cinsinden kişi başına gelirin 2023'te artışını sürdürerek 41 bin 354 dolar seviyesine kadar yükselmesi ve 2022'de yüzde 69 olan AB ortalamasına yakınsama oranının yüzde 72,2'ye ulaşması öngörülmektedir. 2024'te ise ekonominin üretim ve talep yönüyle dengeli bir görünüm sergileyerek, büyümenin sürdürülebilir bileşenleri olan net ihracat ve sabit sermaye yatırımlarının ağırlığının arttığı bir yapıyla yüzde 4,0 büyüme oranına ulaşılması hedeflenmektedir."

"DEPREM FELAKETİNE RAĞMEN İHRACATTA KÜRESEL PAYIMIZ ARTMAYA DEVAM EDİYOR"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, güçlü ekonomik aktivitenin istihdam oluşturma kapasitesi üzerinde olumlu etkileriyle, istihdamın bu yılın ikinci çeyreğinde tarihi yüksek seviyelerine ulaştığını belirterek, "Yılın ikinci yarısında turizm ve iç talepteki seyrin ekonomik faaliyetlerdeki olumlu görünümü koruyarak büyümeyi desteklemesi beklenmektedir. Yılın ilk yarısında net 220 bin istihdam artışı sağlanmış olup 2023 yılı genelinde ekonomideki canlılığın sürmesiyle yıl sonu itibarıyla istihdamdaki yıllık artışın 900 bini aşarak işsizlik oranının yüzde 10,1'e gerilemesi; 2024 yılında ise yüzde 10,3 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Önümüzdeki üç yıllık süreçte istihdamın yıllık ortalama 909 bin kişi artacağı ve iş gücüne katılım oranlarında öngörülen artışa rağmen işsizlik oranının 2025 yılı itibarıyla tek haneli seviyelere kalıcı olarak düşeceğini tahmin etmekteyiz." dedi.

Enflasyonun dünya genelinde bir sorun haline geldiği son yıllarda, makroekonomik ve finansal istikrarı kalıcı bir şekilde güçlendirmek amacıyla çeşitli tedbirlerin hayata geçirildiğine dikkati çeken Yılmaz, "Son dönemde para politikasında güncelleme ve makro ihtiyati tedbirlerde sadeleştirme ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmek, makro finansal istikrarı sağlamlaştırmak amaçlanmıştır. Para ve maliye politikaları arasındaki eş güdümü sağlayan, şeffaf ve güvenilir politika adımlarımızın olumlu etkileri ile 2024 yılının ikinci yarısından itibaren kalıcı bir dezenflasyon sürecine girmeyi bekliyoruz. İçinden geçtiğimiz bu dönemi, geçiş süreci olarak tanımlayarak dezenflasyon sürecinin başlaması için gerekli adımları atmayı sürdürmekteyiz. Bu doğrultuda, enflasyon kalıcı ve düşük tek haneli seviyelere gerileyene kadar tüm politika araçları kararlılıkla kullanılmaya devam edilecektir." değerlendirmelerinde bulundu.

Cevdet Yılmaz, bu yıl küresel ölçekte devam eden sıkılaştırıcı para politikası uygulamalarının ekonomik aktivite üzerindeki etkilerinin özellikle ana ihracat pazarı olan Avrupa ekonomilerinde daha da şiddetli bir şekilde hissedildiğini ifade ederek, Avrupa ekonomileri için büyüme beklentilerinin, salgın dönemi hariç tutulduğunda son yılların en düşük seviyesine indiğini anlattı.

Yılmaz, şöyle konuştu:

"Buna rağmen 2023 yılı Eylül ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız 253,5 milyar dolar seviyelerinde bulunmaktadır. Zayıflayan dış pazar ve Şubat ayında yaşadığımız deprem felaketine rağmen ihracatta küresel payımız artmaya devam etmektedir. Küresel ihracattan aldığımız pay yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,03; ikinci çeyreğinde ise yüzde 1,05 düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu artışta, dış pazarlarda aktif bir şekilde faaliyet gösteren ihracatçılarımız ile onlara uygun bir iş yapma ortamı sunan politikalarımız temel belirleyici unsurlar olmuştur. 2024 yılında ihracat hedefimiz olan 267 milyar dolara ulaşmak için gerekli tüm politika adımları hayata geçirilecektir. Küresel düzeyde yeni eğilimleri dikkate alarak rekabetçiliği güçlendirmek ve tedarik zincirlerinde yaşanan değişimlerle ortaya çıkacak fırsatlardan azami ölçüde yararlanmak üzere tüm gücümüzle çalışmayı sürdüreceğiz."

"KOBİ'LERE SAĞLANAN KREDİLERİN PAYI YÜZDE 27,9'A ÇIKMIŞTIR"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ithalat tarafında ise gelecek dönemde sıkılaştırıcı politikaların da etkisiyle son iki aydır süregelen düşüşün devam edeceğini ve cari işlemler dengesinde iyileşme yaşanacağını öngördüklerini bildirdi.

Türkiye'nin turizm geliri ve ziyaretçi sayısı açısından salgın öncesinden daha güçlü bir performans sergilediğini, bu gelişmelerin hizmetler dengesi üzerinden cari işlemler dengesine olumlu yansımalarını sürdürdüğünü dile getiren Yılmaz, "Turizm sektörünün güçlü performansıyla 2023 yılı sonunda turizm gelirlerimizin 55,6 milyar dolar ile rekor bir seviyeye ulaşmasını bekliyoruz. Bu gelişmeler neticesinde 2023 yılı sonu itibarıyla cari işlemler açığının GSYH oranının yüzde 4 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir." şeklinde konuştu.

Yılmaz, finansal piyasaların görünümüne bakıldığında Eylül 2023 itibarıyla bankacılık sektörünün tahsili gecikmiş alacaklar oranının yüzde 1,5 ile tarihi düşük seviyelere gerilediğini ifade ederek, Ağustos 2023 itibarıyla yüzde 18,5 olan Sermaye Yeterlilik Rasyosu'nun da sektörün beklenmeyen şoklara karşı güçlü tamponlara sahip olduğunu gösterdiğini söyledi.

Türkiye'nin, hanehalkı ve reel sektör borçluluğu bakımından düşük bir riskliliğe sahip olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Uluslararası Ödemeler Bankası veri tabanına göre, 2023 yılı ilk çeyreği itibarıyla Türkiye'nin hanehalkı borcunun GSYH'ye oranı yüzde 11,4 iken, gelişmekte olan ülke ağırlıklı ortalamasının yüzde 48,4 olduğunu belirtti.

Yılmaz, "Türkiye, finansal kesim dışındaki firmaların borcunun GSYH'ye oranında da 2023 yılı ilk çeyreği itibarıyla yüzde 51,9 ile düşük riskliliğe sahiptir. Aynı dönemde gelişmekte olan ülke ağırlıklı ortalaması yüzde 111,4'tür. İhracat, yatırım ve üretimi desteklemek amacıyla etkileri 2022 yılı ikinci çeyreğinden bu yana izlenen hedefli kredi politikaları sonucunda bu kredilerin; toplam krediler içindeki payı 2022 yılı mart ayındaki yüzde 17,5 seviyesinden 2023 yılı ağustos ayı itibarıyla yüzde 19,4 seviyesine yükselmiştir. Aynı dönemde KOBİ'lere sağlanan kredilerin payı ise yüzde 23'ten yüzde 27,9'a çıkmıştır." bilgisini verdi.

Bu yıl haziran ayından itibaren para politikasında kademeli faiz artışı ve makro ihtiyati politikalarda sadeleşme sürecinin yürütüldüğünü anımsatan Yılmaz, "Atılan adımlarla kredi piyasasının işlevselliği artırılırken tüketici kredilerindeki artışların daha dengeli bir patikaya gelmesi sağlanmıştır. Yıllık tüketici kredi artışı 2023 yılı Nisan ayında en yüksek değerini gördükten sonra Eylül ayı itibarıyla yüzde 50'nin altına gerilemiştir." diye konuştu.

Yılmaz, hazine destekli KGF paketleri hazırlanırken yatırım ve ihracat odaklı amaçlar ön planda tutularak kredilerin öncelikli sektörlere kullandırılmasına özen gösterildiğini ifade etti.

"TOPLAM 7,5 MİLYAR DOLAR DIŞ FİNANSMAN SAĞLANMIŞTIR"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, merkezi yönetim yurt içi borç stokunun vadeye kalan süresinde de iyileşmenin sürdüğünü dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2021 yılında 3 yıl olan iç borçlanmanın ortalama vadesi 2022 yılında 3,6 yıla, 2023 yılının ağustos ayı itibarıyla ise 3,8 yıla yükselmiştir. 2023 yılı dış finansman programı çerçevesinde, nisan ayında Hazine tarafından uluslararası piyasalarda ilk yeşil tahvil ihracı gerçekleştirilmiş, 2,5 milyar dolar tutarındaki ihraçta, ihraç tutarının üç katından fazla talep gelmiştir. Söz konusu yeşil tahvil ihracı ile ocak ve mart aylarında gerçekleştirilen diğer iki ihraçla birlikte toplam 7,5 milyar dolar tutarında dış finansman sağlanmıştır."

AB tanımlı genel yönetim borç stokunun, milli gelire oranla oldukça düşük seviyede bulunduğunu belirten Yılmaz, 2021 yılı sonuna göre 10,1 puan düzeyinde bir gerilemeyle 2022'de yüzde 31,7 seviyesinde gerçekleşen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun GSYH'ye oranının bu yılın ikinci çeyreği itibarıyla yüzde 34 olarak gerçekleştiğini anlattı. Yılmaz, bu oranın AB ülkelerinde bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 83,7 olarak gerçekleştiğini aktardı.

Cevdet Yılmaz, mart 2023 itibarıyla Uluslararası Ödemeler Bankası verilerine göre kamu borç stokunun milli gelire oranının, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 67,4; gelişmiş ülkelerde yüzde 109,1 iken Türkiye'de yüzde 31,1 olarak gerçekleştiğini bildirdi.

Türkiye ekonomisinin hedeflenen güçlü ve istikrarlı büyümeyi sağlaması için yurt içi tasarrufların önem taşıdığını ifade eden Yılmaz, "2021 yılında GSYH’ye oranla yüzde 30,6 olarak gerçekleşen yurt içi tasarruf oranı, iç tüketimdeki artışa bağlı olarak 2022 yılında yüzde 30,0 olarak gerçekleşmiştir. 2003 yılında faaliyete başlayan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve 2017 yılında yürürlüğe giren Otomatik Katılım Sistemi (OKS), devletimizin teşvikleriyle birlikte tasarrufların artırılmasında önemli bir rol oynamaktadır." şeklinde konuştu.

Yılmaz, 2022 yılında bütçe giderlerinin 2 trilyon 942,7 milyar lira, bütçe gelirlerinin 2 trilyon 800,1 milyar lira, bütçe açığının 142,7 milyar lira, faiz dışı fazlanın da 168,2 milyar lira olarak gerçekleştiğini aktardı.

Bütçe disiplini açısından 2022 yılı performansının Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye'nin pozitif yönde ayrıştığına dikkati çeken Yılmaz, bütçe açığının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranının AB üyesi ülkelerde ortalama yüzde 3,4, Türkiye'de ise yüzde 1 olduğunun altını çizdi.

Yılmaz, bütçe disiplininden ödün vermeden yapılan harcamaların kompozisyonuna bakıldığında harcamaların yüzde 39,9'unun cari transferler ve sermaye transferlerinden, yüzde 24,2'sinin personel giderleri ve sosyal güvenlik devlet primi giderlerinden, yüzde 10,6'sının faiz giderlerinden, yüzde 9,4'ünün sermaye giderlerinden, yüzde 8,8'inin mal ve hizmet alım giderlerinden, yüzde 7,1'inin borç verme giderlerinden oluştuğunun görüldüğü belirtti.

2023 yılı merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerine ilişkin yıl sonu beklentilerini de paylaşan Yılmaz, 2023'te merkezi yönetim bütçe giderlerinin 6 trilyon 562,6 milyar lira, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 4 trilyon 929,7 milyar lira, bütçe açığının 1 trilyon 633 milyar lira, faiz dışı açığın da 986,8 milyar lira olarak gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini bildirdi.

Yıl sonu bütçe açığının milli gelire oranının ise yüzde 6,4 olacağını öngördüklerini dile getiren Yılmaz, bu yıl için öngörülen 762 milyar lira deprem harcaması hariç bütçe açığının milli gelire oranının, başlangıç öngörüsüne uygun olarak yüzde 3,4 seviyesinde beklendiğini, gelir tahsilatındaki olumlu performansa göre bu oranın daha aşağı düzeylerde gerçekleşmesinin de olası görüldüğünü söyledi.

Yılmaz, 2023 yılında personel giderlerinin 1 trilyon 326,5 milyar lira, Sosyal Güvenlik Kurumlarına devlet primi giderlerinin183,2 milyar lira, mal ve hizmet alım giderlerinin 471 milyar lira, cari transferlerin 2 trilyon 501,6 milyar lira, sermaye giderlerinin 538,8 milyar lira, sermaye transferlerinin 685,1 milyar lira, borç verme giderlerinin 210,4 milyar lira, faiz giderlerinin 646,1 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti.

Cevdet Yılmaz, 2023 yılında vergi gelirlerinin yaklaşık 4 trilyon 270,7 milyar lira, vergi dışı gelirlerin ise yaklaşık 659 milyar lira olacağını öngördüklerini söyledi.

"2024 YILI BÜTÇEMİZDE DE YATIRIMLARIMIZA DEVAM EDECEĞİZ"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdiye kadar hazırladığımız bütçeler ile hastaneler, otoyollar, demiryolları, köprüler, tüneller, barajlar, içme suyu ve sulama tesisleri, organize sanayi bölgeleri, AR-GE merkezleri, enerji ve savunma sanayi projeleri gibi sayısız yatırımı hayata geçirdik. Bu çerçevede 2024 yılı bütçemizde de yatırımlarımıza devam edeceğiz. Enerjiden tarıma, eğitimden sağlığa, sanayiden savunma sektörüne kadar Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde her alanda somut ve dinamik politikaları, planlı ve programlı bir şekilde birer birer uygulamayı sürdüreceğiz. Maliye politikamızı deprem ve afet harcamalarını yaparken yapısal bir bozulmaya yol açmayacak ve bütçe disiplinini koruyacak bir yaklaşım içerisinde uygulamaktayız."

2024 merkezi yönetim bütçesinde, 226 kamu idaresinin bütçesi bulunduğunu kaydeden Yılmaz, "2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde bütçe giderlerinin 11 trilyon 89 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 8 trilyon 437,1 milyar lira olacağı tahmin edilmektedir. Bütçe açığının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya oranının ise yüzde 6,4 olarak gerçekleşeceği öngörülmektedir." dedi.

Son 20 yılık süreçte, mali disipline kararlılıkla devam ederken bütçeyi de hizmet bütçesi haline getirdiklerini vurgulayan Yılmaz, 2002 yılında milli gelire oranla yüzde 14,3 olan faiz giderlerini oldukça düşük seviyelere indirdiklerini, 2024 yılı bütçesinde faiz giderlerinin GSYH'ye oranının yüzde 3 seviyesinde olmasını öngördüklerini aktardı.

"DEPREM HASARLARI İÇİN 1 TRİLYON 28 MİLYAR LİRA KAYNAK AYIRIYORUZ"

Cevdet Yılmaz, 11 kenti doğrudan etkileyen, "asrın felaketi" olarak nitelendirilen Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerin, 120 bin kilometrekarelik bir alanda 14 milyon insanın yaşadığı, Türkiye'nin tarımsal ve sanayi üretiminin yoğun olarak yapıldığı, kadim medeniyetin tarihi, kültürel ve turistik bakımından zenginliklerini barındıran yörelerinde büyük bir yıkıma neden olduğunun altını çizdi.

Deprem sonrası yapılan çalışmaları anlatan ve depremin ekonomiye tahmini maliyetinin yaklaşık 104 milyar dolar olarak hesaplandığını belirten Yılmaz, "Hiçbir afette, hiçbir felakette milletimizi sahipsiz bırakmadığımız gibi deprem bölgesindeki 11 ilimizin altyapısı ve üstyapısıyla yeniden ayağa kaldırılması birinci önceliğimizdir." dedi.

Depremin en çok etkilediği ve büyük oranda şehir merkezlerinde kalan eski yerleşim alanlarının zeminlerini de detaylı bir şekilde incelediklerini ve bu bölgelerde, fay hattına yakınlık söz konusu olduğunda vatandaşı mağdur etmeyecek şekilde imar kısıtlaması, bina yüksekliği ve yoğunluğunda azaltım dahil her türlü kısıtlamayı yaptıklarını dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:

"Tüm projelerimizi, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve ülkemizin tüm ulusal ve uluslararası strateji ve politika belgeleri, sektörel projeksiyonları, eylem planları, çevre düzeni, bölge, bütünleşik kıyı alanları ve nehir havzası yönetim planlarını dikkate alarak tasarladık. Şehirlerimizi ovalardan çıkararak yamaçlara doğru uzanacak bir hatta sıvılaşmanın olmadığı ve fay hatlarından uzak alanlara inşa ediyoruz. Kapsayıcı, afetlere duyarlı ve yaşanabilir bir şehirleşmeyle depremden etkilenen tüm şehirlerimizde yaşanabilirliği en yüksek seviyeye çıkaracak kentsel dönüşüm seferberliğiyle afetlere duyarlı ve sıfır atık yönetimi ile yaşanabilir yerleşimler oluşturmayı hedefliyoruz. Bu hedefin gerçekleştirilmesinde, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurduğumuz Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve bu çerçevede Meclisimizin gündemine gelmesini beklediğimiz kentsel dönüşümü hızlandırmayı hedefleyen kanun teklifi önem arz etmektedir."

Yılmaz, 2023 yılı içinde bütçeden 762 milyar lira tutarında deprem harcaması yapılacağını öngördüklerini belirterek, "2024 yılı bütçemizde afet risklerinin azaltılması, depremlerin yol açtığı hasarların süratle giderilmesi ve deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın ihtiyaçları için 1 trilyon 28 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Bu tutarın GSYH'ye oranı yüzde 2,5 seviyesindedir." dedi.

VERGİ GELİRLERİ 7 TRİLYON 407 MİLYAR LİRAYA ULAŞACAK

Deprem harcamaları hariç 2024 yılı bütçe ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımını da paylaşan Yılmaz, personel giderleri için toplam 2 trilyon 865,9 milyar lira, mal ve hizmet alım giderleri 669,8 milyar lira, cari transferler 4 trilyon 52,8 milyar lira, sermaye giderleri 636,5 milyar lira, sermaye transferleri 68,1 milyar lira, borç verme giderleri 298,2 milyar lira, yedek ödenekler 215,3 milyar lira, faiz giderlerinin 1 trilyon 254 milyar lira olduğunu kaydetti.

Yılmaz, 2024 yılında merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 2023 yılı gerçekleşme tahminlerine göre yüzde 71,1 artışla 8 trilyon 437,1 milyar liraya, vergi gelirlerinin ise yüzde 73,5 oranında artarak 7 trilyon 407,7 milyar liraya ulaşacağını tahmin ettiklerini belirterek, "Bütçe gelirlerinin alt kalemleri şöyledir; gelir vergisi 1 trilyon 188,9 milyar lira, kurumlar vergisi 1 trilyon 275,7 milyar lira, katma değer vergisi 2 trilyon 497,7 milyar lira, özel tüketim vergisi 1 trilyon 403,9 milyar lira, diğer vergi gelirleri 1 trilyon 41,5 milyar lira, vergi dışı gelirler de 1 trilyon 29,4 milyar liradır." bilgisini paylaştı.

"MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ YATIRIM BÜTÇESİNİ 100,2 MİLYAR LİRAYA YÜKSELTTİK"

Eğitim alanında yaptıkları hizmetleri anlatan Yılmaz, dezavantajlı bölgelerdeki okulların fiziki imkanlarının iyileştirilmesi, yeni derslik yapımları, eğitim yapılarının depreme karşı güçlendirilmesi ve okulların bilişim altyapılarını iyileştirdiklerini söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığının yatırım bütçesini 2023 yılı ödeneğine göre yüzde 117 artışla 46,1 milyar liradan 100,2 milyar liraya yükselttiklerine işaret eden Yılmaz, "Öğretmenlik Meslek Kanunu'nu yürürlüğe koyduk. Böylece öğretmenlerin kariyer imkanlarını genişlettik. 2023 yılı Temmuz ayı itibarıyla bir öğretmenimizin maaşında uzman öğretmen olduğunda yaklaşık 2 bin 900 lira, başöğretmen olduğunda ise yaklaşık 5 bin 800 lira artış olmuştur. Yükseköğretim alanında başta yükseköğretime erişim olmak üzere birçok alanda önemli ilerlemeler kaydettik. 2002 yılında ülkemizde 76 üniversite mevcut iken bu sayıyı 209'a yükselttik. Devlet üniversitesi sayısını da bu dönemde 53'ten 129'a çıkardık." diye konuştu.

Yılmaz, yükseköğretim de dahil edildiğinde eğitim bütçesini 2024 yılında 1 trilyon 615,2 milyar liraya yükselttiklerini, böylece merkezi yönetim bütçesinden 2002'de yalnızca yüzde 9,4 seviyesinde pay alan eğitime 2024 yılında yüzde 14,6 oranı ile en büyük payı ayırdıklarını vurguladı.

"SAĞLIK ALANINA AYRILAN TOPLAM KAYNAK 1 TRİLYON 650,1 MİLYAR LİRA"

Sağlık alanında yapılan hizmetleri de anlatan Yılmaz, tüm sağlık personelinin sabit ek ödemelerinin merkezi yönetim bütçesi kapsamına aldıklarını, taban ödeme adıyla ilave bir ödeme unsuru getirdiklerini, hekimlerin mali haklarının yanında emekli aylıklarını da önemli oranda arttırdıkların belirtti.

Sağlık alanında insan kaynağını ülke genelinde geçmişe oranla adil ve dengeli bir şekilde dağıttıklarını ifade eden Yılmaz, "Sağlık Bakanlığında 2002 yılında uzman hekim başına düşen nüfus açısından en yüksek ve en düşük il arasında 13 kat fark var iken, bugün bu fark 2,8 kata inmiş durumdadır. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmalarını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 779,6 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları döner sermayeleri ile Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak sağlık harcamaları da dikkate alındığında sağlık alanına ayrılan toplam kaynak 1 trilyon 650,1 milyar liraya ulaşmaktadır." dedi.

Sosyal devlet ilkesiyle ülkenin sahip olduğu refahı toplumun tüm katmanlarına yaymak için kararlı olduklarını, dünyanın en iyi işleyen sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biri olduklarına dikkati çeken Yılmaz, 2002 yılında 1,6 milyar lira olan sosyal yardım bütçesini 2024 yılında 497 milyar liraya çıkardıklarını, bu tutarın bütçenin yüzde 4,5'ine denk geldiğini belitti.

Yılmaz, vatandaşların daha ucuz elektrik ve doğal gaz kullanabilmeleri için 2024 yılı bütçesinde 508,6 milyar lira kaynak ayırdıklarını, engelli ve yaşlı vatandaşların toplumsal hayatın her alanına etkin katılmasını sağlayacak çalışmaları 2024 yılında da sürdüreceklerini söyledi.

"TARIMA 384 MİLYAR LİRA KAYNAK AYIRDIK"

Tarım yatırımları için 2024 yılı bütçesinden 384 milyar lira kaynak ayırdıklarını dile getiren Yılmaz, "Tarım sektörüne yönelik yatırım ödeneklerini artırmaya devam ediyoruz. Tarımsal sulama yatırımı ödeneği 2021 yılında 9 milyar lira düzeyindeyken, 2022 yılında ek bütçe ile 20,4 milyar liraya, 2023 yılında 31,5 milyar liraya çıkardık. 2024 yılında da ek bütçe dahil ödeneğe göre yüzde 91,5 artışla 60,3 milyar liraya çıkarıyoruz. Tarımsal üretimde verimliliğin artırılması açısından en önemli unsurlardan olan sulama altyapısının iyileştirilmesi ve sulanabilir alanların artırılmasına yönelik çalışmalar kapsamında 2024 yılında brüt 130 bin hektar alanı sulamaya açmayı, 41 bin hektar alanda ise mevcut sulama sistemlerini modernize etmeyi hedefliyoruz." diye konuştu.

İklim değişikliğiyle birlikte artan yangın sayısına işaret eden Yılmaz, orman yangınlarına daha hızlı ve etkin müdahalede bulunulmasına yönelik yatırımlara devam edeceklerini, yangına birinci derecede hassas bölgelerde ilk müdahale süresini ortalama 11 dakikaya indirdiklerini, bu süreyi korumayı hedeflediklerini belirtti.

"DEMİRYOLU YÜK TAŞIMACILIĞININ PAYI ARTIRILACAK"

Ulaşım hizmetlerine de değinen Yılmaz, 2003 yılında 10 bin 959 kilometre olan demiryolu hat uzunluğunun 2023 yılı Ekim ayı itibarıyla 2 bin 32 kilometresi Yüksek Hızlı Tren ve 219 kilometresi hızlı hat olmak üzere toplam 13 bin 919 kilometreye ulaştığını kaydetti.

Kalkınma Planı'nında da Orta Vadeli Program'da da ifade ettikleri üzere gelecek dönemde demiryoluna çok daha büyük öncelik vereceklerini anlatan Yılmaz, "Özellikle ticari alanlar ve üretim alanlarıyla pazarların buluşturulmasında rekabet gücümüzü artıracak bir anlayış içinde demiryolu yatırımlarımızı hızlandıracağız." dedi.

Yılmaz, 2003 yılı öncesi mevcut 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağının sadece 6 ili birbirine bağladığını, 2003 yılından itibaren yapılan 23 bin 38 kilometre bölünmüş yol ile bölünmüş yol ağının 29 bin 139 kilometreye ulaştığını, böylece 77 ilini birbiriyle bağlantısının sağlandığını söyledi.

"SAVUNMA SANAYİİ ÜRÜNLERİMİZİ İHRAÇ ETTİĞİMİZ ÜLKE SAYISINI 170'E ÇIKARDIK"

Savunma sanayisinde dışa bağımlılığı asgari seviyeye indirdiklerine işaret eden Yılmaz, şöyle devam etti:

"Savunma ve güvenlik birimleri için Savunma Sanayii Destekleme Fonu için ayrılan kaynak da dahil edildiğinde 2024 yılında 1 trilyon 133,5 milyar lira ödenek öngörülmekte olup söz konusu tutar merkezi yönetim bütçe büyüklüğünün yüzde 10,2'sine karşılık gelmektedir. 2002 yılında yalnızca 62 savunma projesi yürütülürken bu sayımız 850'ye yükselmiştir. Savunma ve güvenliğe ayırdığımız kaynakların da katkısıyla savunma sanayi yerlilik oranı yüzde 80'e ulaşmıştır.

2022 yılı sonu itibarıyla, savunma sanayi firmalarımızın tüm savunma ve havacılık satışlarını içeren ve sektörün büyüklüğünü gösteren Toplam Savunma ve Havacılık Sektör Cirosu 12,2 milyar dolara ulaşmıştır. Geçmişte yalnızca 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatı 2022 yılında 4,4 milyar dolara ulaşmış, bu yıl sonu itibarıyla tahminimiz ise 6 milyar dolarlık ihracat rakamıdır. Türk savunma sanayisinin son yıllarda göstermiş olduğu gelişim, birçok alanda firmalarımızın platform, sistem ve yeteneklerinin yurt dışı pazarlarda talep edilir hale gelmesini sağlamıştır. Savunma sanayi ürünlerimizi ihraç ettiğimiz ülke sayısı 170'e, İHA ve SİHA'lar, kara araçları, deniz platformları başta olmak üzere ihraç edilen ürün çeşidi yaklaşık 230'a çıkmıştır."

"EN DÜŞÜK DEVLET MEMURU AYLIĞINI 22 BİN 17 LİRAYA ÇIKARDIK"

Hükümetleri döneminde çalışan ve emeklilerin aylık ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde artışlar yaptıklarını en düşük devlet memuru aylığını 22 bin 17 liraya yükselttiklerini dile getiren Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Böylece 2023 yılında en düşük memur maaşındaki artış oranı yüzde 141,8, ortalama memur maaşındaki artış oranı ise yüzde 128,8 olmuştur. 2002 yılı Aralık-2023 yılı Ekim dönemine baktığımızda ise en düşük memur maaşındaki reel artış yüzde 192'ye, ortalama memur maaşındaki reel artış ise yüzde 125'e ulaşmıştır. 2022 yılı Aralık ayında 3 bin 500 lira olan en düşük emekli aylığı, 2023 yılı Ocak ayında 5 bin 500 liraya, 2023 yılı Nisan ayında 7 bin 500 liraya yükseltilmiş, böylelikle yüzde 114 oranında bir artış gerçekleşmiştir. Sigortalılık başlangıç tarihi 8 Eylül 1999'dan önce olan vatandaşlarımızın yaş şartı aranmaksızın emekli olabilmelerine imkan sağladık. Emeklilerimizin bayram ikramiyesi bin 100 liradan 2 bin liraya yükseltilmiştir. Kasım ayında emeklilerimize bir defaya mahsus olmak üzere 5 bin lira ödeme yapmayı öngörüyoruz. Öğretmen, hemşire, polis, din görevlisi, şube müdürü, avukat gibi birçok kamu görevlimizi 3600 ek göstergeden yararlanır hale getirdik."

SAYIŞTAY RAPORLARI

Sayıştay Başkanlığı tarafından hazırlanan denetim raporlarına ilişkin görüşlerini paylaşan Yılmaz, Anayasal bir denetim kurumu olan ve denetim yetkisini Meclis adına yerine getiren Sayıştayın denetimlerini önemsediklerinin altını çizdi.

Yılmaz, şunları belirtti:

"Sayıştay Başkanlığımız 2022 yılında merkezi yönetim kapsamında toplam 198 kamu idaresinin denetimini gerçekleştirmiş olup genel raporlar ve merkezi yönetim kapsamında olmayan kurumlar da dahil olmak üzere Meclis'imize toplam 226 rapor sunmuştur. Sayıştay tarafından 2022 yılında merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ilişkin toplam bin 70 bulgu tespit edilmiştir. Söz konusu rakam 2021 yılı raporlarında bin 614 iken titizlikle yapılan iyileştirme, düzeltme ve alınan diğer tedbirlerle bulgu sayısının bin 70’e düşürülmesi sağlanmıştır. 2021 yılına ait bulguların yüzde 70'i idarelerimizin gerekli hassasiyeti göstermesi sonucunda 2022 yılına ait raporlarda yer almamış olup 2022 yılı raporlarında yer alan 708 adet yeni bulgu da aynı hassasiyetle ele alınacaktır.

Yine 2021 yılında Sayıştay tarafından tespit konusu edilen, merkezi yönetim kapsamındaki idarelerden faaliyet raporu yayımlamayan kamu idaresi sayısı 4 iken, 2022 yılında merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerimizin tamamının faaliyet raporu yayınlaması sağlanmış ve raporlar kamuoyuyla paylaşılmıştır."

Yılmaz, Sayıştay tarafından hazırlanan denetim raporlarının kamuoyuyla paylaşıldıktan sonra raporların teker teker incelendiğini, detaylı analizler yapıldığını ve eleştiri konusu bulguların gruplandırılarak hataların kaynağının tespit edildiğini belirtti.

Yılmaz, gelecek dönemlerde yapay zeka uygulamalarından da faydalanılarak orta vadeli program, stratejik plan, bütçe, harcama, muhasebe, ödeme ile denetim süreçlerini de içeren ve mali riskleri tanımlama ve azaltma yeteneğine sahip olan sistemsel bir yapıyı kurmayı hedeflediklerini kaydetti.

"Taslak planı esas alarak yıllık planı hazırlıyoruz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın sunumunun ardından TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Mehmet Muş, bütçenin geneli üzerinde görüşmelerde uygulanacak süreler konusunda bilgi verdi.

CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, bütün ülkeyi ilgilendiren bütçe konusunda süre kısıtlamasına gidilmesinin doğru olmadığını söyledi.

Bütçenin, Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı çerçevesinde hazırlanması gerektiğini ifade eden Türeli, bu programın milletvekillerine dağıtılmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Yıllık Ekonomik Raporumuz odalara dağıtılmış. Eğer bir aksaklık varsa bilgimiz olsun, giderelim." diye konuştu.

Komisyon Başkanı Muş da söz konusu raporun milletvekillerine iletildiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM'nin çalışma takvimi nedeniyle 12. Kalkınma Planı'nın yaz döneminde Meclis'e getirilemediğini belirterek, "Önce Kalkınma Planı'nın hazırlanması lazımdı. Sonra Orta Vadeli Program, sonra Yıllık Program. Ama bu süreçte ister istemez zorunluluk gereği üçünü de aynı süreç içinde hazırlamak zorunda kaldık. Önce OVP, hükümetin bir kararı olarak yayınlanıyor, Meclis'e gelmiyor. O yayınlandı. Şimdi ise Meclis'imizin önünde planımız var. Henüz kesinleşmiş değil. Kesinleşmiş olmasa da biz taslak planı esas alarak yıllık planı hazırlıyoruz. Onu da görüşmelerden önce üyelerimize dağıtacağız." diye konuştu.

Komisyon üyelerinin ve Komisyon Başkanı Muş'un, programın, bütçe görüşmelerinden önce dağıtılmasına yönelik talebi üzerine Yılmaz, iletebileceklerini söyledi.

Öte yandan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın sunumunda yer verdiği "yapay zeka uygulamalarına" ilişkin cümlesine işaret ederek, "Bundan sonra acaba Sayıştay raporlarını ya da bütçeyi yapay zeka mı yapacak?" sorusunu yöneltti.

Ağbaba, bütçe görüşmelerinde süre sınırlamasının kaldırılmasını istedi.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ise süre sınırlamasının önceki yasama dönemlerinde de uygulandığını, bütçe görüşmelerini etkin ve verimli şekilde yürütmenin bu şekilde mümkün olabileceğini söyledi.

Komisyon Başkanı Muş, komisyonun bütçe görüşmelerine ilişkin çalışmalarının 24 Kasım'a kadar süreceğine işaret ederek, zamanın etkin kullanılması gerektiğini dile getirdi.

Muş, müzakerelerde süre kullanımı konusunda elinden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştığını da söyledi.

Bütçe müzakerelerinde, komisyondaki siyasi parti sözcüleri 20'şer, komisyon üyesi milletvekilleri 10'ar, üye olmayan milletvekilleri ise 5'er dakika konuşma yapabilecek. Siyasi partilerden, komisyondaki üye sayısının en fazla iki katı kadar üye olmayan milletvekiline söz verilebilecek. Bakanlara sunuş konuşmaları ve soruları cevaplandırmaları için 30'ar dakika süre tanınacak. Soru sorma süresi, komisyon üyesi milletvekilleri için toplam 10 dakika, üye olmayan milletvekilleri için toplam 5 dakika olarak uygulanacak.

Kaynak:Anadolu Ajansı (AA)