- Haberler
- Konya Haber
- Konya'nın Tek Kadın Sondörü: Zemin Etüdünde Türkiye'nin En İyisiyiz!
Konya'nın Tek Kadın Sondörü: Zemin Etüdünde Türkiye'nin En İyisiyiz!
Jeoloji Yüksek Mühendisi Tuğçe Özdemir, Konya'da sondörlük ehliyetine sahip, sahada aktif bir şekilde çalışan tek kadın olarak diğer meslektaşlarına örnek oluyor.Sahada, zorlu arazi koşullarında yaptığı çalışmalarla Konya'da kısa sürede dikkatleri üzerine
Jeoloji Yüksek Mühendisi Tuğçe Özdemir, Konya’da sondörlük ehliyetine sahip, sahada aktif bir şekilde çalışan tek kadın olarak diğer meslektaşlarına örnek oluyor. Sahada, zorlu arazi koşullarında yaptığı çalışmalarla Konya’da kısa sürede dikkatleri üzerine çeken Mühendis Tuğçe Özdemir, “Daha çok zemin etüdü üzerine çalışıyorum ve bunun şöyle bir önemi var: Malum ülkemiz deprem ülkesi ve Konya’da da deprem riski var. Dolayısıyla yapıların gerçekten güvenli inşa edilebilmesi için zemin etüdü temel nokta. Zemin etüdü ne kadar iyi yapılırsa, ne kadar usulüne uygun yapılırsa bina o kadar sağlamlaşıyor, risk altından çıkıyor. Benim sondör olma isteğimin en büyük sebeplerinden biri de aslında bu. Sondör olduğumda hem sahada süreci yürütebilmem adına hem de işte her aşamayı doğrudan kontrol edebilmem adına bir güç sağladı. Sondör olarak çalıştığım projelerde hem ekibimle güzel iletişim kurabiliyorum hem de süreci hızlı bir şekilde ilerlettiğim için işveren açısından da güven veren bir durum olarak ilerliyor. Sondör olmamın en büyük isteklerinden biri de buydu. Tabii "yapamazsın" denilmesi ayrı bir şekilde beni perçinledi diyebilirim. Makineyi kullanma kısmına gelince. Konya'da da aslında belgesi olan mühendis arkadaşlarım var kadın olarak ancak aktif kullanmıyorlar. Türkiye'de de aynı şekilde belgesi olan ancak çalışmayan mühendis kadın arkadaşlarımın olduğunu biliyorum. Yani "neden yapamayayım ki?", "neden olmasın ki?" düşüncesiyle makineyi kullanmaya başladım. Benim dışımda da Konya'da sondörü aktif bir şekilde sahada kullanan başka kadın mühendis yok. Kullanmayı bilen vardır, yoktur onu bilmiyorum” diye konuştu.
“TOZUN TOPRAĞIN İÇİNDE İŞİMİ EN İYİ ŞEKİLDE YAPMAYA ÇALIŞIYORUM”
Sahada yaptığı çalışmalara ve sondör makinesi kullandığına inanmayanların olduğunu dile getiren Özdemir, "Gerçekten kullanıyor musun?" diye soranlarla sıkça karşılaştığını anlattı. Özdemir, sahada ilk başta kullanmayı öğrendiği sondör makinesinde ustalarının kendisine destek verdiğini söyleyerek, “Onlar direkt zaten "yaparsın" diyordu. Hiç garipsenmedim. Onların bana daha inançlı yaklaşması zaten süreci kolaylaştırdı benim için. Kendi çevremdeki insanlarda tabii ki şaşkınlık yarattığımı düşünüyorum. Hala inanmayanların olduğuna da eminim. Benimle ilgili haber yayınlandıktan sonra özellikle 2-3 tane meslektaşım, yine hemcinsim; "İşte biz de düşünmüştük, ya yapabilir miyiz yapamaz mıyız diye. Biri başarmış, çok mutlu oldum” dedi. Farklı kanallarda da çıktığımda bir şekilde beni bulup tebrik ve yorum alıp ilham olduğumu görmek beni çok mutlu etti.
Ben sahada olma kısmını aslında çok seviyorum. Süreç zaten zemin etüdünde sahada başlıyor. Makinelerle numuneleri alıyoruz. Daha sonrasında o numuneler ambalajlanıyor. Sonrasında laboratuvara gidiyor ve burada bilimsel yöntemlerle o numuneler değerlendiriliyor ve çıkan sonuçlara göre mühendis arkadaşlarımız raporunu yazıyor. Aslında bir yerde zeminin karakterini, davranışlarını ortaya koyuyor. O tozu, o toprağı ben yutmazsam, o süreci en başından takip etmezsem nasıl yapayım? Nasıl ilerleyebilirim ki? Aslında sevme kısmım, o arazi kısmını sevmem işi kolaylaştırıyor. Yaşın verdiği olgunluk da var aslında bir yerde. Çünkü ben sektörde ilk çalışmaya başladığımda burada, yine kıymetli bir meslektaşımın yanında çalışıyordum, araziye çıkıyordum ve bir hafta sürdü benim arazi maceram. Ben dedim çalışmayacağım. O sürecin üstünden yaklaşık 4-5 sene geçti. Şimdi ise burada ofiste çalışırken beni araziye göndereceklerinde mutlu oluyorum.
Bence yaşın ve tecrübenin verdiği bir şey. Sahanın ne kadar önemli olduğunu fark edince belki de sevmeye başladım. Zor mu? Evet aslında zor. Tozun toprağın içinde olmak. İşte ister istemez her zaman uygun bir alanda olmuyorsun. Bazen çevrende bir mescit, en yakın 2-3 kilometre ötede bile bir tuvalet olmadığı oluyor. Bunlar bence bir sorun. Ya da yanında yapı olmuyor, insan olmuyor. Akşama kadar ustalarla birliktesin, tek başınasın bir kadın olarak sahadasın. Güneşin, tozun toprağın içindesin. Yazın sıcağı, kışın soğuğu üzerinden geçiyor ama bir yerde de o emeğin karşılığını alabiliyorsun. İşte o makinenin nasıl kullanıldığını görüyorsun o sana zaten ekstra bir şey oluyor. Bu beni motive ediyor en azından. Şu anda zaten piyasada aktif olarak çalışıyorum. İşe bağlı olarak tabii ki makine de kullanabilirim, sahada bir mühendis olarak da çalışabilirim. Her şeye açığım. Sadece bir kadın olarak işimin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Hem süreci hızlı yönetmek ve güvenilir bir şekilde tamamlamak hem de kendi meslektaşlarıma, genç arkadaşlarıma ilham olmak istiyorum” şeklinde konuştu.
“KONYA’DA ZEMİN ETÜDÜ NOKTASINDA BAŞARILI ÇALIŞMALAR VAR”
Zemin etüdü hakkında da bilgi veren Özdemir, şunları kaydetti: “Yapının vaziyet planı dediğimiz, oturum alanı ne kadar olacak, derinliği ne kadar olacak, kaç katlı bir yapıya sahip olacak, bu mimarlar tarafından hazırlanıyor. Sonrasında bizlerle iletişime geçiliyor. Buraya ne kadar sondaj yapılması gerekiyor? Kaç metre derinliğinde olmalı? Kaç tane yapılmalı? Ona göre biz ilerliyoruz. Bulunduğu alana gidiyoruz, oradan deneylerimizi yapıyoruz. Dışarıdan bakıldığında aslında zemin etüdü biraz daha böyle formaliteden ibaret, sadece basit bir sondaj gibi görünse de bence öyle değil. Çünkü zemin etüdü yapının kaderini belirleyen en kritik adım bana göre. Yapının güvenliği tamamen temelden başlıyor. Zemin doğru analiz edilmezse, en iyi bir proje bile çöp olabiliyor. O yüzden süreç bu şekilde ilerliyor ve çok önemli açıkçası. Numuneler buraya geldiğinde aynı gün içerisinde muhafaza ediliyor. Biz onları numune çıkarıyoruz. Numunenin cinsine göre hangi deneyleri yapacağımızı belirliyoruz. Ona göre numuneler alıyoruz. Killi zeminlerde deney yapıyoruz oturmasını hesaplamak için. Bu şekilde ilerliyor. Bir yer minimum 200 metrekarelik bir alansa bir günde oranın zemin etüdü biter.
Numuneler gelir. Ondan sonra zeminin cinsine bağlı olarak laboratuvar sonuçlarımız ortalama bir hafta ile 10 gün, 20 gün arasında çıkar. Sonrasında bizim zemin etüt raporu dediğimiz raporu yazma sürecimiz başlar. Tabii biz arazide zemin etüdünü yaptıktan sonra jeofizikçi arkadaşlarımız da girip orada kendilerine göre deneyler yapıyorlar. Onlardan aldığımız veriler ve laboratuvardan aldığımız verilerle biz bir değer hesaplıyoruz. Ve o hesabı inşaat mühendisine gönderiyoruz. Sonra onlar bir hesap yapıyor, bize başka bir değer gönderiyor. Bu esnada biz raporumuzu tamamlamış oluyoruz. Sonrasında da yerel yönetimler daha çok kontrol mekanizması burada. Bu işte yaptığımız yerdeki belediyenin kontrol mühendisi kimse veya sistemi neyse ona götürüyoruz. Süreci o şekilde ilerletiyoruz. Varsa bir hatamız bize düzeltme veriyorlar. Yoksa onaylanıyor ve süreç inşaat mühendisine geçiyor. Konya'da 7 üzerinde deprem üretebilme potansiyeli olan bir fay hattımız var. Yapı stokumuz olarak son 4-5 yıldır hem yerel belediyeler hem de oda aslında zemin etüdünü gerçekten sıkı bir şekilde yapılması için güzel çalışmalar yürütüyor. Hatta ben şunu çok rahat bir şekilde söyleyebilirim: Konya'daki kontrol mekanizması Türkiye'deki tüm illere oranla çok çok daha iyi. Türkiye'de en iyi zemin etüdünü yapan il bence biziz. Konya’nın yapılarının zemin noktasında güvenilir ve depreme dayanıklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü herhangi bir zeminde sorunla karşılaştığımızda ona göre zaten zemin güçlendirmesi adına çözüm önerilerini hemen sunuyoruz.”
[playlist type="video" ids="142118"]
Bakmadan Geçme




