Milyonların korktuğu o soru cevap buldu! Asıl hata 'ani' kesmek!
Psikolog Mehmet Aker, toplumda en sık sorulan sorulardan biri olan 'Antidepresanlar bağımlılık yapar mı?' sorusunu açıkladı
Psikolog Aker, özellikle danışanlarının önemli bir bölümünün ilaca başlama sürecinde “Ya onsuz yapamazsam?” ve “Bağımlı olur muyum?” kaygısı taşıdığını belirterek, bu korkunun birçok kişinin profesyonel destek almasını geciktirdiğini aktardı.
“Bağımlılık ile alışma aynı şey değil”
Bağımlılık kavramının çoğu zaman yanlış anlaşıldığını dile getiren Aker, bağımlılığın sadece bir maddeye alışmak anlamına gelmediğini vurguladı. Aker, bağımlılıkta kişinin maddeyi sürekli aradığını, kullanmadığında yoğun bir yoksunluk ve huzursuzluk yaşadığını ve hayatında ciddi sorunlara yol açsa dahi kullanmaya devam ettiğini söyledi. Antidepresanların bu tabloya uymadığını dile getiren Aker, “Antidepresan kullanan kişi ilacı keyif verici bir etki için aramaz. İlacı artırma isteği ya da ilacı elde etmek için kontrolsüz bir çaba görülmez. Hatta birçok kişi ilacını zaman zaman unutabiliyor” diye konuştu.
“Bırakınca kötü oldum” ifadesi ne anlama geliyor?
Toplumda kafa karışıklığına yol açan en önemli noktanın, bağımlılık ile ilaca fizyolojik uyumun karıştırılması olduğunu belirten Aker, uzun süre kullanılan pek çok ilaçta vücudun belirli bir denge kurduğunu, ilacın aniden kesilmesi halinde ise geçici belirtiler ortaya çıkabileceğini kaydetti. Bu durumun tıpta “antidepresan kesilme sendromu” olarak tanımlandığını ifade eden Aker, özellikle ilacın bir anda bırakılması halinde baş dönmesi, mide bulantısı, huzursuzluk, uyku sorunları, sinirlilik, halsizlik ve bazı kişilerde “elektrik çarpması benzeri” kısa süreli hislerin görülebileceğini aktardı. Ama Aker, bu belirtilerin bağımlılık davranışıyla aynı anlama gelmediğine de dikkat çekti.
Aker, kontrolsüz kullanımın ve ani bırakmanın hem fiziksel hem de psikolojik açıdan kişiyi zorlayabileceğini belirterek, “Kendi kendine başlamak ya da ‘iyiyim’ diyerek aniden kesmek süreci karmaşıklaştırır. Oysa dozun kademeli azaltılmasıyla bu belirtiler çoğu zaman ya hiç görülmez ya da hafif atlatılır” şeklinde konuştu.
İlaç tek başına yeterli değil
Antidepresanların “sihirli bir çözüm” olmadığını da vurgulayan Aker, ilacın semptomları hafiflettiğini ancak kişinin düşünce kalıpları, ilişki sorunları ve yaşam stresörlerinin tek başına ilaçla çözülemeyeceğini ifade etti. En sağlıklı yaklaşımın ilaç tedavisi ile psikoterapinin birlikte yürütülmesi olduğunu kaydetti.
Psikiyatri literatüründe bağımlılığın; kontrol edilemeyen madde arama davranışı, kompulsif kullanım ve olumsuz sonuçlara rağmen kullanımın sürdürülmesi gibi kriterlerle tanımlandığını belirten Aker, antidepresanların ödül sistemi üzerinden keyif verici bir etki oluşturmadığını ve bu nedenle klasik anlamda bağımlılık döngüsünü tetiklemediğini ifade etti. Araştırmaların, ani kesilme durumunda bazı fizyolojik belirtilerin ortaya çıkabileceğini ancak bunun bağımlılıkla aynı durum olmadığını gösterdiğini aktaran Aker, tedavinin mutlaka uzman gözetiminde planlanması ve sonlandırılması gerektiğini sözlerine ekledi. Uzmanlara göre, antidepresan tedavisinde en önemli unsur, ilacın bilinçli ve kontrollü şekilde kullanılması. Karar sürecinin hekimle beraber yürütülmesi ve gerektiğinde kademeli doz azaltımı uygulanması, hem tedavinin etkinliğini artırıyor hem de olası kesilme belirtilerini en aza indiriyor.
Bakmadan Geçme