Halime Bilgin

KİM YÖNETECEK

Halime Bilgin

KİM YÖNETECEK

Bugün teknoloji tartışmalarının merkezindeki en önemli konu yapay zeka.

Kimi onu insanlığın en parlak icadı, kimi ise geleceğin en büyük tehdidi olarak görüyor. Gerçek şu ki, yapay zekâ artık hayatımızın görünmez bir parçası oldu. Telefonlarımızdaki sanal asistanlardan haber sitelerinde karşımıza çıkan kişiselleştirilmiş içeriklere kadar, hepimiz farkında olmadan onunla yaşıyoruz.

Yapay zekâ, makinelerin insan zekâsına benzer bilişsel süreçleri (öğrenme, akıl yürütme, problem çözme) taklit edebilmesini hedefleyen disiplinlerarası bir alandır. Günümüzde büyük veri, yüksek işlem gücü ve makine öğrenmesi algoritmalarındaki ilerlemeler sayesinde, yapay zekâ sağlık, eğitim, ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere pek çok sektörde kullanılmaktadır.Ancak bu ilerleme, etik, hukuki ve sosyo ekonomik sorunları da beraberinde getirmektedir.

İyimserler, yapay zekânın sağlıkta erken teşhis, eğitimde fırsat eşitliği, iklim krizine karşı akıllı çözümler getirebileceğini savunuyorlar. Gerçekten de, bir algoritmanın kanser hücrelerini bir doktordan daha hızlı fark edebilmesi, bir çocuğa kişisel öğrenme modeli sunabilmesi, insanlığın hayrına kullanılabilecek devrimsel örnekler.

Diğer taraftan, kötümserler  ise işsizlik korkusunu ve mahremiyet meselesini öne sürmektedirler.Haksız da sayılmazlar .Sadece mavi yakalı değil, beyaz yakalı işler de artık risk altında. Avukatların hazırladığı sözleşmeyi bir algoritmanın yazabilmesi buna en güzel örnek.Ayrıca, teknolojiyi geliştiren şirketler “insanlık yararına” dedikçe, aslında kendi kâr hırslarını gizliyorlar. Ve insanlık buna sadece seyirci kalıyor.

Tarihte her devrimci buluş, önce korkuyla karşılanmış, sonra hayatın bir parçası haline gelmiş. Buhar makinesi, elektrik, internet… Hepsi aynı kaderi yaşamış Belki yapay zekâ da aynı yolu izleyecek.

Fakat bu kez bir fark var.

Öncekiler araçtı, yapay zekâ ise karar verici olma yolunda hızla ilerliyor. İşte bu yüzden tartışma daha derin, daha hayati önem arzediyor.

Bu nedenle bu noktada bir soru sormak zorundayız.

Biz mi yapay zekâyı yöneteceğiz, yoksa o mu  bizi ?

Yazarın Diğer Yazıları