UZUN VADELİ MUTLULUĞUN SIRRI
Günümüzde sosyal medya aracılığı ile çığ gibi büyüyen bir sektör var ki insanlara sürekli yaşam formülleri sunuyor. Kimi zaman bir yaşam koçu, kimi zaman bir psikolog, kimi zaman bir danışan adı altında hayatımızı nasıl iyileştireceğimize, nasıl mutlu olacağımıza dair sürekli bir tavsiyeler zinciri ile her gün zihinlerimiz bombardıman altında. Psikologların, evlilik danışmanlarının, sosyal hizmet uzmanlarının arttığı bir dönemdeyiz.
Peki mutlu muyuz ?
Mutluluk ;
Bir zevk, bir memnuniyet, eksikliklere ulaşma arayışı olarak haz duygusunun tatminidir.
Bir başka anlamı ise;
İçsel anlamda zengin, dolu ve anlamlı bir hayat sürmektir.
Şimdi birinci tanıma göre mutluluğu ele alırsak, yakaladığımız her haz hissi sonucu mutlu oluruz.
Bu kimimize göre güzel bir restoranda sevdiğimiz bir yemeği yemek, kimimize göre çalıştığımız işyerinde terfi almak, kimimize göre hayalini kurduğumuz bir araba almaktır. Bu tarifteki mutluluk geçicidir. Kısa sürelidir. Psikolojide buna sevinç, neşe denir. Her an yeni sevinç ve neşe peşinde koşmayı gerektiren bir durumdur. Belli bir süre sonra ise insan bu halden yorulur. Ulaşamadığı zamanlar da kaygı, depresyon üretir ve hastalıklara sürüklenir.
Bu tarifteki mutluluğa çok sarılmamak gerekir. Hayat akışı içinde zaten yaşanacaktır.
İkinci tanımdaki tarife gelirsek, daha kalıcı bir mutluluğa çağırır insanı. Çünkü içinde hem neşeyi, sevinci hem de üzüntü ve acıyı barındırır. Uzun süreli, kalıcı bir mutluluk ve
İyi yaşanmış, erdemli bir hayatı kapsar. Psikolojide buna huzur adı verilmiştir.
Düşünce ve duygularımız üzerinde kontrol sağlayarak eylemlerimizle ulaşılan bir mutluluk boyutudur. İnsan hayatında neşe kadar acı da vardır.
Dolayısı bundan kurtuluş yoktur. İnsan ayrılıklarla, ölümlerle, hayal kırıklıkları ile, hastalıklarla da yüz yüze kalacaktır.
Tüm bunlarla yaşamayı öğrendiğinde insan gerçek manada mutluluğu yakalayabilir.
Şimdi neden mutluluğu yakalayamadığımıza gelirsek ;
İslam filozoflarına göre, aklımızı ve irademizi kullanarak erdemli bir hayat düşüncesine sahip olamadığımız ,hazzı ön planda tutarak bir yenisine yelken açtığımız ve dolayısı ile bir tekrara düşmemizden kaynaklanmaktadır.
Pozitif bilimin temsilcileri psikologlara göre ise, böbrek üstü bezlerimizden salgılanan serotonin hormonu salgılatacak düşünce ve davranış üretemediğimiz ve dışsal etkilere bağlanarak mutluluk beklentisine girdiğimizden dolayı uzun vadeli mutluluk yaşayamıyoruz
O halde mutlu olmak için insanın ilk yapması gereken, mutluluk kavramını zihinde netleştirmek ve sonrasında ise ona göre davranışlar üreterek hayatını düzenlemektir.