DOĞRU TEŞHİS
Ülkemizde yığınla sorunumuz var: Ekonomi, işsizlik, adalet, ceza, ahlak....liste uzayıp gidiyor.
Asal Araştırma Şirketinin yaptığı son ankete göre en büyük sorunumuz ekonomi olarak gözüküyor. Halkın büyük çoğunluğu böyle düşünüyor. Haksızlar mı? Elbette değil. Ancak asıl sorunumuz ekonomi değil adalettir. Adalet diğer sorunların ana ve temel sebebidir.
İç ve dış verilere göre ihracatımız her geçen gün artıyor, gelir dağılımımız sürekli yükseliyor.
Her gün Türkiye’nin büyüdüğünü duyuyoruz. Peki, bizler büyümüyor yerimizde sayarken hatta enflasyon karşısında her gün daha da küçülürken kim büyüyor?
Zenginler cennetine hoş geldiniz. Birileri ihracatını artırırken, büyük şirketlerin vergileri affedilirken, birilerinin geliri devamlı artarken, 499 vekil çift maaş alırken, emekçilerin geliri açlık sınırının altında gezerken, yoksulluk sınırının altında binlerce kişi ezilirken büyüyen bir ekonomimiz var.
Çin gibi süper güç olan bir devlet olmak istiyorsanız eğer, halkın refahından önce büyük şirketleri düşünmelisiniz tabii ki.
Sosyal ve mali açıdan adil bir Ülke hayal ederken bizler, gelir dağılımı adaletsizliği yüreklerimizi dağlıyor. Çalışanın çalışma isteğini köreltiyor.
OECD verilerine göre gelir dağılımı adaletinde Meksika’dan bile geride kalırken büyüyoruz diye her gün kurulan cümleler beynimizin içinde zonkluyor.
“Her yıl olduğu gibi çalışanlarımızı bu yılda enflasyona ezdirmeyeceğiz” diye çıkarken yöneticilerin sözleri, sözün bittiği yerde olduklarını anlamalarını bekliyoruz.
Peki, her yıl toplu sözleşmeyle, ek kanunlarla ücret adaletinin ve çalışma barışının bozulmasını kime borçluyuz?
Bizim sorunumuz ekonomi değil, adaletsizliktir. Gelir dağılımı adaletsizliği.
Bizler dedelerimiz veya babalarımız gibi fakir kalmaktan korkmayız, ancak çok ihtiyacımız olan adaletsizlikten ve adaletsizliğin topluma getirdiği huzursuzluktan korkarız.