Psk. Mehmet Aker

Antidepresanlar Bağımlılık Yapar mı?

Psk. Mehmet Aker

Antidepresanlar Bağımlılık Yapar mı?

Bu soru neden bu kadar sık soruluyor?

Danışanlarla çalışırken en sık duyduğum cümlelerden biri şu:
“Hocam ilaca başlarsam sonra onsuz yapamaz mıyım?”
Hatta bazıları daha da net söylüyor:
“Bağımlı olurum diye korkuyorum.”

Bu korku öyle yaygın ki, bazı insanlar sırf bu yüzden aylarca, hatta yıllarca yardım almayı erteliyor. Uykusuzlukla, yoğun kaygıyla, çökkünlükle yaşıyor ama “ya bağımlı olursam” düşüncesi daha baskın geliyor. O yüzden bu konuyu kulaktan dolma bilgilerle değil, net ve sakin bir şekilde konuşmak gerekiyor.

Önce şu kelimeyi netleştirelim: Bağımlılık ne demek?

Bağımlılık dediğimiz şey sadece “alışmak” değildir.
Bağımlılıkta üç temel özellik olur:

  • Kişi maddeyi sürekli arar, aklı hep ondadır.
  • Kullanmadığında yoğun bir istek ve huzursuzluk yaşar.
  • Hayatında sorunlara yol açsa bile kullanmaya devam eder.

Alkol, uyuşturucu maddeler ya da bazı ağrı kesiciler bu gruba girer. Kişi “istemiyorum” dese bile kendini tutamaz, hayatının merkezi haline gelir.

Antidepresanlar bu tabloya uyuyor mu?
Açık konuşayım: Hayır, uymuyor.

Antidepresan kullanan biri ilacı keyif almak için aramaz.
“Bugün daha fazla alayım, daha iyi hissedeyim” gibi bir dürtü oluşmaz.
Hatta birçok kişi ilacı almayı zaman zaman unutuyor bile. Bu bile tek başına önemli bir fark.

Peki o zaman neden “bırakınca kötü oldum” diyen bu kadar insan var?

İşte burada en çok karışan nokta devreye giriyor:
Bağımlılık ile vücudun ilaca alışması aynı şey değil.

Uzun süre kullanılan birçok ilaçta — sadece antidepresanlarda değil — vücut bir denge kurar. O denge bir anda bozulduğunda da bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Bu, beynin ve bedenin “bir dakika, burada bir değişiklik oldu” demesidir.

Mesela bir danışanım vardı, ilacını kendince “artık iyiyim” diyerek bir anda kesmişti.
Birkaç gün sonra baş dönmesi, mide bulantısı, garip bir sersemlik hissi yaşamaya başladı.
İlk düşündüğü şey şu oldu:
“Demek ki bağımlı olmuşum.”

Aslında olan şey bağımlılık değildi.
Olan şey, vücudun ani değişime verdiği geçici bir tepkiydi.

Buna tıpta genellikle kesilme belirtileri denir.
Ve bu durum, özellikle ilaç aniden bırakıldığında ortaya çıkar.

Bu belirtiler neler olabilir?

Herkeste olacak diye bir kural yok ama bazı kişilerde şunlar görülebilir:

  • Nedensiz huzursuzluk ve iç sıkıntısı
  • Uykuya dalmakta zorlanma, tuhaf ve canlı rüyalar
  • Baş dönmesi, sersemlik hissi
  • Mide bulantısı
  • Halsizlik
  • Sinirlilik, çabuk parlamalar
  • Grip olmuş gibi kas ağrıları
  • Bazı kişilerde “beynimde elektrik çarpıyor gibi” diye tarif edilen kısa süreli hisler

Bunlar korkutucu gelebilir, kabul.
Ama şunu net söyleyeyim:
Bu tablo “madde arama, kriz geçirme, ilacı bulmak için her şeyi yapma” gibi bağımlılık davranışlarıyla aynı şey değildir.

Genelde doz yavaş yavaş azaltıldığında bu belirtiler ya hiç olmaz ya da çok hafif seyreder.

O zaman asıl risk nerede?

Asıl risk ilacın kendisinden çok, kontrolsüz kullanımda.

  • Kendi kendine başlamak
  • “İyi hissettim” diye aniden bırakmak
  • Yan etki yaşayıp kimseye söylemeden kesmek

Bunlar hem bedeni zorlar hem de psikolojik olarak kişiyi korkutur. Sonra da “bak gördün mü, ilaç kötü” algısı yerleşir. Oysa sorun çoğu zaman ilacın varlığı değil, sürecin yanlış yönetilmesidir.

Antidepresanlar ne zaman işe yarar, ne zaman yetmez?

Şunu da dürüstçe söylemek lazım:
Antidepresan tek başına sihirli bir çözüm değildir.

İlaç bazı belirtileri hafifletir, zemini dengeler.
Ama kişinin düşünce biçimleri, ilişki sorunları, yaşadığı stres, geçmişte taşıdığı yükler…
Bunlar ilacın tek başına çözebileceği şeyler değildir.

O yüzden en sağlıklı yol genelde şudur:
İlaç + psikoterapi birlikte yürür.
Biri semptomları hafifletir, diğeri kalıcı değişim için alan açar.

Sonuç

Güncel araştırmalar, antidepresanların klasik anlamda madde bağımlılığına yol açmadığını net biçimde göstermektedir. Bağımlılık; kontrol edilemez madde arama, kullanım sürecinde davranışsal kompulsiyon ve olumsuz sonuçlara rağmen kullanımın sürdürülmesi gibi özelliklerle tanımlanır (American Psychiatric Association, 2013). Antidepresanlar ise ödül sistemi üzerinden keyif verici bir etki oluşturmaz ve bu nedenle bağımlılık döngüsünü tetiklemez (Nutt & Blier, 2016).

Bununla birlikte, uzun süreli antidepresan kullanımının ardından ani bırakma durumunda bazı kişilerde antidepresan kesilme sendromu gözlemlenebilir. Bu sendrom; baş dönmesi, bulantı, duygudurum değişiklikleri, uyku düzeninde bozulma ve “elektrik şoku benzeri” hisler gibi semptomlarla karakterizedir (Fava ve diğerleri., 2015). Bu belirtiler, beynin sürekli ilaç etkisine adaptasyonu sonrasında ortaya çıkan farmakolojik uyum tepkileri olarak değerlendirilir; ancak bu durum bağımlılık kriterleriyle aynı şey değildir.

Antidepresan tedavisinin güvenli ve etkili olması, hekim gözetimi altında başlatılması, sürdürülmesi ve gerektiğinde kademeli doz azaltımıyla sonlandırılması ile sağlanır. Klinik rehberler, ilacın aniden kesilmesini önermemekte ve böyle durumlarda olası kesilme belirtilerinin yönetimi için planlı bir yaklaşım tavsiye etmektedir (Bauer ve diğerleri., 2013). Ayrıca, farmakoterapi ile birlikte psikoterapötik müdahalelerin eş zamanlı uygulanmasının, depresyon ve anksiyete bozukluklarının tedavisinde etkinliği artırdığına dair güçlü kanıtlar bulunmaktadır (Cuijpers ve diğerleri., 2014).

Sonuç olarak, bilimsel veriler antidepresanların bağımlılık yaratmadığını, ancak vücudun ilaca uyum sürecine bağlı fizyolojik tepkilerin kesilme belirtileri biçiminde ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Tedavinin başarısı, ilaç kararının uzmanla birlikte alınması, izleme dayalı sürdürülmesi ve sonlandırılmasında profesyonel bir planın uygulanmasına bağlıdır.

Kaynakça

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed.). Washington, DC: APA.

Bauer, M., Pfennig, A., Severus, E., Whybrow, P. C., Angst, J., & Möller, H.-J. (2013). World Federation of Societies of Biological Psychiatry (WFSBP) Guidelines for Biological Treatment of Unipolar Depressive Disorders in Primary Care.The World Journal of Biological Psychiatry.

Cuijpers, P., Karyotaki, E., Weitz, E., Andersson, G., Hollon, S. D., & van Straten, A. (2014). The effects of psychotherapies for major depression in adults on remission, recovery and improvement: A meta-analysis. Journal of Affective Disorders, 159, 118–126.

Fava, G. A., Gatti, A., Belaise, C., Guidi, J., & Offidani, E. (2015). Withdrawal Symptoms After Selective Serotonin Reuptake Inhibitor Discontinuation: A Systematic Review. Psychotherapy and Psychosomatics, 84(2), 72–81.

Nutt, D., & Blier, P. (2016). Mechanisms of Action of Antidepressants: From Neurotransmitter Systems to Network Modulation. Psychopharmacology (Berl).

 

Yazarın Diğer Yazıları