Ümmühan Tünen

Fırtınada aynı gemide olmak

Ümmühan Tünen


Hayatın her zaman güneşli ve rüzgarsız bir havada geçmediğini hepimiz biliyoruz. Bazen öyle fırtınalar kopuyor ki, bireysel çabalarımız dev dalgaların arasında yetersiz kalıyor. İşte tam o anlarda bizi batmaktan kurtaran tek bir can simidi var: Birlikte hareket etmenin, yükü paylaşmanın ve "ben" yerine "biz" diyebilmenin gücü.

Yük paylaşıldıkça hafifler
Dayanışma, sadece birinin diğerine yardım etmesi değildir. Dayanışma; bir sofrayı kurarken, bir borcu öderken ya da zor bir kararı verirken omuz omuza durabilmektir. Eskilerin "İmece" dediği o kadim kültür, aslında modern dünyanın yalnızlaşan insanı için en büyük ilaçtır.
Bir ailede veya bir toplulukta herkes elini taşın altına koyduğunda, o taş artık kimse için "ağır" gelmez. Dayanışma ruhunun olduğu yerde; Korku azalır, güven artar, huzur kökleşir. Sorunlar ortaklaştıkça, çözümler de çoğalır.

Tüketen değil, üreten bir birliktelik
Günümüz dünyası bizi hep "daha fazlasına sahip olmaya" ve "tek başına başarmaya" itiyor. Oysa gerçek başarı, yanındakini de yukarı çekebilmekte saklıdır. Ekonomik zorlukların yaşandığı dönemlerde, sadece paradan tasarruf etmek yetmez; duygusal bir tasarrufa da ihtiyaç vardır. Kırgınlıkları, egoları ve "senin hatan" demeleri bir kenara bırakıp, "Şimdi ne yapabiliriz?" sorusuna odaklanmak, dayanışmanın ilk adımıdır.

Geleceğe miras: bir elin nesi var?
Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras banka hesapları değil, onlara öğreteceğimiz dayanışma kültürüdür. Zorluklar karşısında pes etmeyen, birbirine kenetlenen ve emeği kutsal sayan bir aile yapısı, her türlü ekonomik krizden daha dayanıklıdır. Unutmayalım ki; bir liralık birikim zamanla biter ama birbirine duyulan o sarsılmaz güven ve dayanışma ruhu, bir ömür boyu bereket olarak geri döner.

Yazarın Diğer Yazıları