Hatırlar mısınız, son birkaç yıla varıncaya kadar mimarlık denince akla o devasa ozalit ruloları, sırtımızda taşıdığımız klasörler gelirdi.
Belediyeye giderken spor salonuna gitmiş gibi kalori harcardık.
Günün sonunda yorulurduk ama en azından işin nerede takıldığını bilir, ilgili odaya gidip konuşurduk.
Sonra bir gün dediler ki: "Müjde! Dijitalleşiyoruz.
Artık bir tıkla ruhsat alacaksınız, her şey bulutta!
Biz de saf saf sevindik tabii.
" Şimdi odamızda, kahve eşliğinde projeyi yükleyeceğimizi sanıyorduk.
Artık dosya taşımayacağız, kuyruk beklemeyeceğiz, işler hızlanacak."
"Bulut" dedikleri şeyin, aslında mimarların tepesinde biriken karabulutlar olduğunu o zaman anlamamıştık.
Meğer taşıdığımız yük sadece şekil değiştirecekmiş.
Bu kez sırtımız değil, sinir sistemimiz yorulmaya başladı.
Projeyi sisteme yüklüyorsunuz.
Tam "Oh, bitti." diyorsunuz.
Bir bildirim geliyor: "Dilekçenin ıslak imzalı taranmış hali."
Hani dijitaldik?
Hani kağıtsız ofise geçiyorduk?
Ekranı ıslatarak mı imzalayalım, ne istiyorsunuz?
"Şunu da yükle."
Onu da yüklüyoruz.
Akşam oluyor
"Bir eksik daha var."
Projeyi mi çiziyoruz, yoksa sisteme yem mi atıyoruz?
Eskiden belediyede odadan odaya gezerdik.
Şimdi de ekrandan ekrana geziyoruz.
Tek fark var...
Eskiden ayakkabı eskirdi...
Şimdi farenin sol tuşu eskidi!
Sonuç olarak sevgili meslektaşlarım; artık bel fıtığımız ozalit taşımaktan değil, bilgisayar başında T.C. numarası ve şifre girmekten oluyor.
İş yükümüz azalmadı, sadece şekil değiştirdi.
Nasıl olacak bu iş?
Uzaya roket gönderen insanlık, iki belediye binası arasında bir PDF dosyasını uçurmayı beceremiyor mu?
Sistemi kurup, içine mimarı oturtup, sonrada ne yapacağını bilmeden beklemekle dijitalleşme olmuyor.
Ortada değişen tek şey, bizim stresten dökülen saçlarımızın artık ekrandan yansıyan mavi ışıkla aydınlanması.
Elbette dijitalleşmeye karşı değiliz.
Tam tersine, doğru çalışan bir dijital sistem hem belediyenin işini kolaylaştırır hem mimarın emeğini korur hem de vatandaşın ruhsatına daha hızlı ulaşmasını sağlar.
Ancak dijitalleşme sadece evrakı bilgisayara taşımak değildir.
Asıl dijitalleşme; kurumların birbirleriyle konuşabildiği, tekrar belge istemeyen, kullanıcı dostu, anlaşılır ve teknik destek sağlayan sistemler kurabilmektir.
Bizde ise mantık değişmediği için, eskiden fiziki odalar arasında mekik dokuyan mimar, şimdi web sitelerindeki sekmeler arasında mekik dokuyor.
Kurumlar arası güvensizlik ve ego savaşı yüzünden veriler tam paylaşmıyor; yükü yine projelendiren mimara kalıyor.
Bugün birçok belediye personeli de aynı sıkıntıları yaşıyor.
Onlar da sistemin eksiklerinden dolayı zaman kaybediyor.
Dolayısıyla bu sorun mimarın ya da memurun değil; geliştirilmesi gereken dijital altyapının ve gereksiz tekrar eden evrakların sorunudur.
Sağlıcakla kalın