Konyaspor Sezon Sonu Değerlendirmesi
Türkiye Süper liginin 2025-2026 sezonunu sonuna gelmiş bulunuyoruz. Aslında bu yazıyı biraz gecikmeli bir şekilde yazıyorum, sizlerden bu konuda af diliyorum. Hepimizin malumu Türkiye Kupası finali arkasından gelen Kurban Bayramı sebebiyle yazımızı maalesef biraz geç yazabildik. Sezonun son köşesi olması hasebiyle biraz geniş ve uzun bir yazı yazmak zorunda kaldım.
Bu yazımızda taraftar, futbolcu, teknik heyet ve yerine yönetim başlıkları altında size kısaca görüşlerimizi ifade edeceğiz.
2025 yılının Ağustos ayı itibariyle başlayan sezonda ilk olarak taraftarlarımız kombinlerle ilgili hem mağduriyetler yaşadı hem de bazı konularda doğru serzenişlerde bulundular. Özellikle batı VİP tribünlerinin organizasyonunda ve doğu alt tribününde uygulamaya geçilen yeni yapılanma birçok taraftar tarafından oldukça eleştirildi. Bana göre bunların büyük çoğunluğunda haklıydılar. Özellikle yıllardır batı tribünde yer alan taraftarların yeni uygulamayla beraber yerlerini kaybetmeleri kale yakınlarına kaymaları birçok taraftarımızı mağdur etti. Bunun yanında doğu alt tribünde yeni uygulamada ise aile türbini ve 65 yaş üzeri taraftar tribünleri birçok taraftar tarafından eleştirildi ve bu konuda da mağduriyetler oluştu. Çünkü yıllardır o tribünde yer alan kişiler mevcut yerlerini kaybederek köşelere kaymak zorunda kaldılar. Tüm bu olumsuzluklara ilave olarak her yıl kombinelere dahil edilen Türkiye Kupası maçlarının çıkartılması maçlara sürekli giden taraftarları hem mağdur etti hem de serzenişlerde neden oldu. Özellikle çeyrek finalde Fenerbahçe ile oynadığımız maçta kombineli birçok taraftarımız maalesef maçı statta izleyemedi. Sadece Türkiye Kupası maçlarında değil aynı zamanda ligin ikinci yarısında kötü gidişatın olduğu haftalarda sezonun başında düşürülemeyeceği söylenen bilet fiyatları düşürülerek yeniden mağduriyet oluşturuldu. Bu da ister istemez taraftarın yönetime karşı bakış açısını değiştirdi. Tüm bunların yanında Antalya’da oynanacak final maçında da yine benzer bir durum söz konusu oldu ve sözde satışa çıkarılan biletler dakikalar hatta saniyeler içinde satıldı. Neden sözü dedim? Çünkü satışa sunulan bilet belki 500 hadi olsun 1000 kadar idi. Geriye kalan biletler kimlere ve hangi gruplara verildiği hep soru işareti olarak zihinlerde kaldı. Özellikle Nalçacılar taraftar grubuna karşı olumsuz bir algının oluşmasına da neden oldu. Ancak grup Antalya’da tarihe geçecek bir taraftarlık örneği göstererek tüm Türkiye’nin ve şehrimizin takdirini kazandılar. Buradan onlara bir kez daha teşekkür ediyor emeklerine sağlık diyorum. Taraftarlarla ilgili söyleyebileceğim negatif durumlar bunlardı. Tabii tüm bu negatifliklerin yanında lig boyunca bir insanın yaşayabileceği tüm duygu durumlarını da tecrübe etmiş olduk. Zaman geldi düşme korkusu yaşarken paniğe kapıldık, sinirlendik, strese girdik zaman geldi ligin ortasında tamamlama huzurunu, mutluluğunu ve rakiplerimizin düşme potasındaki durumlarını izlerken, Türkiye finali ile de hem sevincin hem de üzüntünün pik noktasına ulaştık. Ben buradan bize bu duyguları yaşatan tüm ilgililere teşekkür ediyorum. Çünkü bir insanın yaşayabileceği bütün mutlu ve hüzünlü anları birebir bize yaşattılar.
Futbolcular açısından olaya baktığımızda ise; zaman zaman onlara kızdık zaman zaman da onlarla gurur duyduk. Çünkü biliyoruz ki bize bu duyguları yaşatanların ana aktörleri onlardı. Bazı futbolcular sezon içinde taraftarla karşı karşıya gelirken bazıları da taraftarın sevgilisi ve gurur kaynağı oldular. Ben futbolcuları bireysel olarak değerlendirmek istemiyorum. Sonuç itibariyle takımımızı güvenli bir şekilde limana ulaştırdılar ve hatta son maç ile bizi Avrupa rüyasına dalmamıza vesile oldular. Hepsinin ayaklarına sağlık diliyorum.
Sezon başında takımımızın teknik heyeti Recep uçar ile şekillenirken sezonun ilk devresinin sonuna doğru hocayla yollarımıza ayrıldık. Tabii hocanın ayrılmasından sonra takımda işler yolunda gitmemeye ve arka arkasına puanlar kaybetmeye başladık. Ben buradan Recep hocanın bizim vizyonumuza uygun olmadığını ve takımımızın başında olmaması gerektiğini savundum. Bazı çevreler bu görüşünün aksini iddia etseler de ben hala aynı fikirdeyim. Recep hoca öyle bir zamanda gitti ki gelen Çağdaş Hoca maalesef istediği takımı tam olarak kuramadı ve sonrasında da istediği puanları alamadı. Neden böyle diyorum? Çünkü Recep hocanın gittiği günlerde hem şike soruşturması hem de arka arkasına gelen sakatlıklar takımımızın sıkıntılar yaşamasına neden oldu. Takımımızı yakından takip edenler bilirler ki iki oyuncumuz şike soruşturmasıyla, iki-üç oyuncumuz da maalesef sakatlıklar ile o günleri geçirdi. Recep hocanın yerine gelen Çağdaş Hoca bu nedenle takımın iskelet kadrosunu tam oluşturamadı. Sonrasında da puan kayıpları başladı ve hoca da toparlayamayarak galibiyetsiz olarak takımdan ayrılmak zorunda kaldı. Sürecin sonrasında Konyaspor tarihine geçmiş olan İlhan Palut hocayla yolumuza devam ettik. İlk iki maçta puan kaybetsek de Galatasaray maçı ile takım yükselişe geçti ve ardı ardına alınan puanlar ile ligin sonunda ilk onda bitirmeyi hocamız başarmış oldu. Süreci yıllardır takip eden biri olarak şunu söyleyebilirim ki İlhan Hoca ile Konyaspor ayrılmaz bir bütün haline geldiler. Umarım bu birliktelik yıllarca devam eder ve Konyaspor başarıdan başarılara hocamız ile koşar. İlhan hoca ile ilgili söylenecek çok fazla bir şey yok. Zaten başarıları ve yaptıkları ortada. İnsan söylemeden edemiyor. Keşke son maçta da galibiyetle ayrılsaydık da Avrupa’ya gitseydik ve bu mutluluğu hocamız ile tekrar yaşasaydık. Teknik heyet açısından bakıldığında Konyaspor yönetimi son hamlesiyle doğru bir karar vererek işleri yoluna koydu ve başarılı bir sportif yıl geçirdi diyebiliriz.
Yönetim açısından yukarıda bir cümleyle başladık esasında. Evet, Konyaspor bu sezon sportif faaliyetler açısından başarılı bir yıl geçirirken bana göre ekonomik ve yönetim anlamında çok başarılı değildi. Özellikle ligin başında ve ortasında alınan onlarca oyuncunun takıma direkt katkı verememesi, bir çok oyuncunun sözleşme fesih ederken dahi para alması ve yapılan transferler göz önünde bulundurulduğunda oldukça maliyetli bir yılı geride bıraktığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Son iki ya da üç yıldır kadro planlamasında yer alan sportif direktörlerden ve transfer komitesinden edindiğimiz izlenim maalesef yanlış ve doğru yönetilemeyen bir süreç olduğunu görüyoruz. Hem kombine politikası hem de transferler açısından değerlendirdiğimizde; yönetimin birçok hata yaptığını ve bunların da ekonomik anlamda bizlere zarar verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Umarım bu yapılan hatalardan ders çıkarılır ve kulüp ekonomik anlamda ve taraftarlarla iletişim bazında doğru hamleler yapar. Sonuç itibariyle sportif anlamda başarılı olmuş bir yönetim maalesef ekonomik anlamda çok değerlendirilmiyor. Gönül ister ki hem sportif hem de ekonomik anlamda güzel yönetilelim ve Konyaspor’un geleceği ipotek altına alınmasın.
Bir sezonu hem taraftar hem oyuncu hem yönetim hem teknik heyet açısından değerlendirdiğimiz bu yazının sonunda, Konyaspor’un geleceğe daha umutla bakacak bir yarın diliyorum. 2026-2027 sezonunda tekrar bir arada olmayı ve başarılı bir sezon geçirmeyi temenni ediyor.
Yazımın sonunda söylemeden edemeyeceğim son konu ise malumunuz transfer sezonu başladı. Yakın günlerde dedikodularla, haberlerle karşı karşıya kalacağız. Bu süreci umarım ekonomik anlamda doğru yönetir ve doğru transferler yaparız. Taraftar kulüp birlikteliğini en üst noktaya çıkarırız. Mevcut transfer komitesinin daha başarılı olmasını temenni ediyor ve onlara başarılar diliyorum.
Selam ve sayılarımla….